Rusya ile Ukrayna arasında devam eden çatışmalarda kış şartları kapıya dayanırken, Washington’ın sahadaki gerilimi düşürmek ve tarafları kapsamlı bir ateşkese razı etmek için enerji kartını devreye soktuğu ileri sürüldü. Amerikan basınında geniş yankı uyandıran bilgilere göre Beyaz Saray, savaşla birlikte kademeli olarak kesilen Rus doğal gaz akışını Ukrayna koridoru üzerinden yeniden başlatmayı teklif etti.
Moskova ve Kiev Hattında Kritik Temaslar
Wall Street Journal’ın (WSJ) üst düzey ABD’li, Avrupalı ve Ukraynalı kaynaklara dayandırdığı kulis bilgilerine göre; Donald Trump’ın özel temsilcileri Jared Kushner ile Steve Witkoff, eylül ayında gerçekleştirdikleri gizli diplomasi turunda dikkat çekici bir taslağı taraflarla paylaştı. Görüşmelerde, Rus gazının bir Amerikan aracı kuruluşu vasıtasıyla satın alınarak Avrupa pazarına arz edilmesi planı müzakere masasına getirildi.
Planın arka planında iki temel hedef bulunuyor: Bir yandan Avrupa’nın Rus enerjisine yönelik katı kısıtlamalarını yeni bir ticari modelle aşarak kıtanın enerji güvenliğini desteklemek ve ABD’li yatırımcılara yeni bir alan açmak; diğer yandan ise Avrupa pazarına yeniden erişim imkanını Vladimir Putin’i barış masasında tutacak stratejik bir koz olarak değerlendirmek.
Gelirler İçin "Emanet Hesap" Güvencesi
Önerinin en kritik güvenlik halkasını ise finansman boyutu oluşturuyor. Moskova’nın satıştan elde edeceği devasa kaynağın doğrudan Rus ordusunun bütçesine akmasını önlemeyi amaçlayan Beyaz Saray yetkilileri, satış gelirlerinin tarafsız üçüncü bir ülkede açılacak bloke "emanet hesapta" (escrow) tutulmasını şart koşuyor.
Projenin teknik ayağında ise Sovyetler Birliği döneminde inşa edilen köklü enerji altyapısı yer alıyor. Taslağa göre, Sibirya’nın zengin Urengoy sahalarından çıkarılan yakıtın, Ukrayna topraklarını baştan başa geçen mevcut boru hattı şebekesi canlandırılarak Orta ve Batı Avrupa’ya pompalanması amaçlanıyor.
Avrupa’nın 2027 Hedefleri ve Değişen Enerji Dengesi
Söz konusu plan, Avrupa Birliği’nin (AB) resmi yaptırım takvimi ve enerji politikası açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor. Brüksel’in mevzuatına göre üye ülkelerin Rus doğal gazı tedarikini en geç 2027 sonuna kadar sıfırlaması gerekiyor.
Savaş öncesinde Avrupa tüketiminin yaklaşık yüzde 45’ini tek başına sırtlayan Rusya’nın payı, ambargolar ve tedarik kesintileriyle günümüzde yüzde 11 seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Bu boşluğu büyük ölçüde kapatan ABD ise sağladığı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ile şu an Avrupa talebinin yaklaşık yüzde 30’unu karşılıyor. Washington kaynaklı yeni girişimin hayata geçip geçemeyeceği, hem Brüksel’in yaptırım kararlılığına hem de Moskova ve Kiev’in masadaki nihai pozisyonlarına bağlı olacak.