Avrupa Birliği’nde emisyon eğilimleri, elektrik arz güvenliği, Avrupa Hidrojen Bankası, RFNBO piyasası ve sınır ötesi hidrojen ekosistemleri...
Avrupa Birliği’nin yeşil hidrojen yaklaşımı, yalnızca yeni bir enerji taşıyıcısının geliştirilmesine dayanmıyor. Yeşil hidrojen, aynı anda enerji arz güvenliği, sanayinin karbonsuzlaştırılması, sınır ötesi enerji altyapısının güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve yeni bir sanayi pazarının oluşturulması bakımından stratejik bir araç olarak konumlanıyor.
Bu çerçevede AB’nin önündeki temel mesele, hidrojen üretim kapasitesini artırmaktan çok; üretim, altyapı, talep, finansman, sertifikasyon ve karbon fiyatlandırmasını aynı sistem içinde çalıştırabilmek.

Karbonsuzlaşma baskısı devam ediyor: Eurostat’ın 2026 yılı ilk çeyrek verilerine göre AB’de emisyonlar ve ekonomik faaliyet ile karbonsuzlaşma süreci doğrusal ilerlemiyor.
AB ekonomisinin mevsimsellikten arındırılmış sera gazı emisyonları 2026’nın ilk çeyreğinde 837 milyon ton CO₂ eşdeğeri olarak tahmin edildi. Bu değer, 2025’in dördüncü çeyreğindeki 835 milyon ton CO₂ eşdeğerine göre yüzde 0,3 artış anlamına geliyor. Aynı dönemde AB gayrisafi yurt içi hasılasında değişim olmadı.
Sektörel düzeyde en dikkat çekici artış elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme arzında gerçekleşti: Emisyonlar bir önceki çeyreğe göre yüzde 4,8 yükseldi. Buna karşılık hanehalkı emisyonları yüzde 1,3; imalat ile ulaştırma ve depolama emisyonları ise ayrı ayrı yüzde 0,6 azaldı. Bu tablo, enerji sistemindeki emisyonların özellikle elektrik ve ısı üretimi tarafında hâlâ belirleyici olduğunu ve enerji arz güvenliği ile karbonsuzlaşma hedeflerinin birlikte yönetilmesi gerektiğini gösteriyor.

Enerji güvenliği: aşırı hava olayları elektrik sistemini doğrudan etkiliyor.
Avrupa Komisyonu’nun Elektrik Koordinasyon Grubu, Orta ve Güneydoğu Avrupa’daki elektrik arz güvenliğini görüşmek üzere AB ülkeleri, ENTSO-E, ilgili Bölgesel Koordinasyon Merkezleri ve Enerji Topluluğu Sekretaryasını olağanüstü toplantıda bir araya getirdi. Toplantının arka planında sürekli yüksek sıcaklıklar ve rekor düşük su seviyeleri vardı. Bu koşullar hem elektrik üretimi hem de talep üzerinde baskı oluşturdu.
Grup, kısa vadede elektrik arz güvenliğinin istikrarlı olduğunu ve yeterlilik riski bulunmadığını teyit etti; ancak önümüzdeki haftalarda sistemin sıkışık kalmasının beklendiğini vurguladı. Özellikle Tuna Nehri’ndeki su akışının korunması, elektrik üretimini desteklemek amacıyla su seviyelerine müdahale eden ulusal girişimlerin koordineli yürütülmesi ve elektrik akışlarının en fazla ihtiyaç duyulan ülkelere yönlenebilmesi için tek elektrik piyasasının işlerliğinin sürdürülmesi öne çıktı.
Bu gelişme, enerji güvenliğinin artık yalnızca yakıt tedariki veya üretim kapasitesi meselesi olmadığını gösteriyor.
Avrupa Hidrojen Bankası: Avrupa’nın hidrojen hedefleri büyüdü ve European Hydrogen Bank (EHB) 4. açık artırmaya hazırlanıyor. Hydrogen Europe, Avrupa Komisyonu’nun şartlar ve koşullar danışmanlığına yanıt vererek finansman tasarımının ölçek, öngörülebilirlik ve bankalanabilirlik bakımından güçlendirilmesini talep ediyor.

AB’nin hidrojen stratejisi bir enerji projesinden çok sanayi ve güvenlik projesi
Yeşil hidrojen bu kesişimde stratejik bir rol üstleniyor: Yenilenebilir elektriği depolanabilir ve taşınabilir bir enerji taşıyıcısına dönüştürüyor; ağır sanayide fosil yakıt ikamesine imkân veriyor; sınır ötesi enerji akışlarını çeşitlendiriyor; ETS ve CBAM’ın sanayi üzerindeki dönüşüm baskısına teknolojik cevap sağlıyor; RFNBO sertifikasyonu ve RED III ile talep yaratıyor; European Hydrogen Bank ve devlet yardımı mekanizmalarıyla yatırım riskini azaltıyor. Birleşik Krallık ve Almanya öncelikli olmak üzere, AB ülkeleri ile hidrojen iş birliğinde ciddi iş birliği adımları atarken bu gelişmeleri göz ardı etmemek gerekiyor.