Türkiye’deki yükseköğretim kurumları, yeşil enerji dönüşümünü yalnızca bir araştırma konusu olmaktan çıkarıp kampüslerin ana enerji kaynağı haline getiriyor. Çatılardan açık otoparklara, geniş kampüs arazilerinden tarım alanlarına kadar kurulan fotovoltaik paneller sayesinde birçok üniversite, tükettiği elektriğin önemli bir kısmını veya tamamını doğrudan güneşten elde ediyor. Megavat ölçeğindeki yeni yatırımlarla hız kazanan bu hamle, akademinin kurumsal karbon ayak izini silerken yüksek enerji maliyetlerini de minimuma indiriyor.
Tükettiğinin Tamamını Üretenler ve Zirvedeki Kampüsler
Yenilenebilir enerji yarışında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, hayata geçirdiği güneş enerjisi santralleriyle (GES) kampüs elektrik ihtiyacının tamamını karşılayarak tam bağımsızlığa ulaşan kurumların başında geliyor. Bayburt Üniversitesi de tüketiminin yüzde 80,7’sini temiz kaynaklardan temin ederek yüksek bir verimlilik yakaladı.
Yıllık bazda milyonlarca kilovatsaat üretim seviyesine ulaşan Bilkent Üniversitesi, 3 milyon kWh’i aşan üretimiyle toplam gereksiniminin yüzde 11,85’ini karşılarken Ankara Üniversitesi de kurulu santralleriyle sisteme düzenli elektrik aktarmayı sürdürüyor.
Yeni Yatırımlarla Kurulu Güç Katlanıyor
Üniversiteler bazında devam eden fizibilite ve inşa çalışmaları, üretim kapasitelerinin kısa vadede katlanacağını gösteriyor:
Atılım Üniversitesi, yaklaşık 1,84 MWp kurulu güce ulaşarak kapasitesini kalıcı kıldı.
Bitlis Eren Üniversitesi yüzde 95, Afyon Kocatepe Üniversitesi yüzde 70 ila 80, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ise yüzde 20 oranında tüketim karşılama hedefine odaklandı.
Ondokuz Mayıs, Gebze Teknik, Recep Tayyip Erdoğan, Erciyes ve Fırat üniversiteleri, devreye alacakları yeni GES projeleriyle bütçelerindeki enerji yükünü hafifletmeye hazırlanıyor.
Iğdır Üniversitesi 2 bin kilovatlık santralle yılda yaklaşık 3 milyon kilovatsaat elektrik üretmeyi hedeflerken,Yalova Üniversitesi 2027 sonuna kadar tamamlanacak ünitesiyle yıllık 144 bin 900 kWh clean enerji üretecek.
Çatılar, Otoparklar ve Depolama Sistemleri Devrede
Güneş enerjisi üretimi kampüslerde yalnızca geniş arazilere sıkışıp kalmıyor; mimari alanlar da üretim merkezine dönüştürülüyor. Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2 MW’lık kurulu güce ulaşırken; Yüksek İhtisas Üniversitesi mevcut kapasitesine ek olarak 200 kW GES ve 100 kW batarya depolama altyapısı kurarak kesintisiz yeşil güç planlıyor.
Marmara Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi’nde çatı tipi fotovoltaik sistemleri yaygınlaştırırken, Aksaray Üniversitesi Morfoloji binası çatısına 160 kWp'lik sistem kuruyor. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi ise 1108 panelli çatı tesisinde yalnızca beş aylık süreçte 271 bin kilovatsaatin üzerinde elektrik üreterek çatı potansiyelinin verimliliğini somutlaştırdı. Benzer fizibilite ve kurulum süreçleri Necmettin Erbakan, KTO Karatay, Selçuk ve Süleyman Demirel üniversitelerinde de aktif biçimde ilerliyor.
Tarımdan Cep Telefonu Şarjına: Çok Yönlü İnovasyon
Güneş enerjisi, kampüs sınırları içinde salt elektrik şebekesini beslemekle kalmıyor; doğrudan Ar-Ge ve günlük yaşam uygulamalarıyla birleşiyor:
Tarımla Enerji Aynı Alanda (Agrivoltaik): Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nin "PV-AgroCycle" projesi, tarımsal üretim ile panel kurulumunu aynı toprakta buluşturuyor.
Yüksek Verimli Takip: Karabük Üniversitesi’nin TÜBİTAK destekli geliştirdiği sistem, güneşten elde edilen enerjiyi laboratuvarda yüzde 98 maksimum güç noktası verimliliğiyle yönetmeyi başardı.
Mobil Çözümler ve Kampüs Yaşamı: Mardin Artuklu Üniversitesi güneşle çalışan seyyar sulama makinesi geliştirirken; Yozgat Bozok Üniversitesi öğrencilerin cihazlarını temiz enerjiyle şarj edebileceği özel istasyonlar kurdu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi güneş ve biyogazı entegre ederken, Harran Üniversitesi bu altyapıyı doğrudan eğitim süreçlerinin laboratuvarı haline getirdi.
Prof. Dr. Erol Özvar: "COP31 Yolunda Kritik Birikim"
Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretim kurumlarının yeşil dönüşümde stratejik bir rol üstlendiğini vurguladı. Kampüslerdeki çatı tipi ve arazi tipi yatırımların Türkiye’nin sürdürülebilirlik vizyonunu doğrudan sahaya yansıttığını belirten Özvar, şu ifadeleri kullandı:
"Üniversitelerimizin yenilenebilir enerji altyapısına yaptığı yatırımlar, kurumlarımızın kendi tüketimlerini temiz kaynaklardan karşılama gücünü artırırken Türkiye’nin Birleşmiş Milletler COP31 sürecine de nitelikli bir katkı sunuyor. Enerji verimliliği ve çevreye duyarlı kampüs modellerinde ortaya konan bu güçlü birikim, ülkemizin iklim krizine karşı bilimsel ve teknolojik yetkinliğini en somut şekilde temsil etmektedir."