Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, ekim ayı toplantısına ilişkin merakla beklenen özet metnini kamuoyu ile paylaştı. Raporda, uluslararası arenada tırmanan jeopolitik gerilimlerin enerji ve gıda emtiası üzerindeki fiyat baskısını artırdığı, bu tablonun enflasyonist beklentileri yukarı yönlü tetiklemeye devam ettiği vurgulandı.
Enerji ve Tarımda Arz Güvenliği Baskısı
Kurulun değerlendirmesinde; enerji piyasalarındaki yüksek oynaklığın jeopolitik belirsizliklerle beslendiği ifade edildi. Lojistik zincirler, taşıma maliyetleri ve arz kısıtlarına yönelik soru işaretlerinin enerji maliyetlerini belirlemede ana unsur olmaya devam edeceği kaydedildi.
Aynı zamanda El Niño gibi olağandışı iklim hadiselerinin ve sert hava koşullarının tarımsal emtia fiyatlarını yukarı çektiği, gıda tarafındaki bu tablonun küresel ve yerel enflasyon dinamikleri açısından ciddi bir risk unsuru oluşturduğu belirtildi.
Dış Ticaret Ortaklarında Toparlanma 2027'ye Erteleniyor
Orta Doğu ve Afrika coğrafyasındaki jeopolitik tansiyonun bölge ekonomilerinin büyüme performansını baskıladığına değinilen metinde, küresel toparlanmanın zaman alacağına işaret edildi.
Türkiye'nin dış ticaretindeki ağırlıklı paylara göre hesaplanan küresel büyüme endeksinin 2026 yılında yüzde 1,6 seviyesinde sınırlı kalacağı, baz etkisinin devreye girmesiyle asıl toparlanmanın 2027 yılında yüzde 2,5 artışla gerçekleşebileceği öngörüldü. Bu görünüm, dünya ekonomisindeki zayıf ve kırılgan tablonun bir süre daha süreceğini teyit etti.
Portföy Çıkışları ve Gelişmiş Ülke Faizleri
Metinde, küresel merkez bankalarının bir yandan enflasyon riskleriyle mücadele ederken diğer yandan istihdam ve üretim dengelerini korumaya çalıştığı aktarıldı. Piyasa fiyatlamalarının, gelişmiş ekonomilerde sıkı para politikası ve faiz artırımı beklentilerini diri tuttuğu kaydedildi.
Artan risk algısı ve küresel belirsizliklerin fon akışlarını doğrudan etkilediğine işaret eden PPK özetinde; risk iştahındaki zayıflamaya paralel olarak gelişmekte olan piyasalardan portföy çıkışlarının sürdüğü ve finansal hareketler üzerindeki aşağı yönlü risklerin canlılığını koruduğu vurgulandı.