Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı sanayi sektörü nihai enerji tüketimi verileri, Türkiye’nin üretim omurgasının enerji yoğunluğunu gözler önüne serdi. Paylaşılan resmi göstergelere göre, imalat ve sanayi kuruluşları geçtiğimiz yıl toplam 1 milyon 722 bin 856 terajul enerji kullanarak üretim gerçekleştirdi.
Açıklanan göstergeler, Türk sanayisinin hem yapısal tüketim alışkanlıklarını hem de sektörel bazda hangi enerji türlerine bağımlı olduğunu net bir biçimde ortaya koyuyor.
Zirvenin Sahibi Mineral Ürünler ve Ana Metal Oldu
Üretim kolları bazında enerji talebi incelendiğinde, listenin başında ağır sanayi kolları yer aldı. Nihai tüketimde pastadan en büyük dilimi yüzde 29,7’lik pay ile “diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı” (çimento, seramik, cam vb.) aldı.
Bu grubu, yüksek fırınlarıyla bilinen ve yoğun enerji gerektiren “ana metal sanayisi” yüzde 23,6 ile takip etti. Böylece yalnızca bu iki dev imalat kolu, sanayi enerjisinin yarısından fazlasını tek başına kullanmış oldu.
Diğer sektörlerdeki dağılım ise şu şekilde sıralandı:
Gıda ürünleri imalatı: %9,1
Tekstil ürünleri imalatı: %7,1
Kimyasal ve kimyasal ürün imalatı: %6,5
İnşaat sektörü: %5,1
Elektrik ve Doğal Gaz
Sanayicinin makinelerini çalıştırmak için en çok tercih ettiği enerji kaynağı sıralamasında elektrik ilk sıraya yerleşti.Sanayi tesisleri toplamda 504 bin 637 terajul elektrik sarfiyatı yaptı.
Genel kaynak dağılımında elektrik yüzde 29,3 ile zirveyi korurken, onu yakından izleyen kaynak yüzde 23,9 ile doğal gaz oldu. Çeşitli üretim kollarında proses gereği kullanılan katı fosil yakıtlar yüzde 22,9 seviyesinde kalırken, petrol ürünleri ise yüzde 14,1 pay aldı.
Lider Sektörün Tercihi Petrol Ürünleri ve Kömür
Enerji tüketiminin şampiyonu olan "metalik olmayan mineral ürünler" alt sektöründeki kaynak profili ise genel tablodan farklılık gösterdi. Yüksek sıcaklık gerektiren fırın teknolojileri nedeniyle bu alanda en çok kullanılan girdi yüzde 31,2 ile petrol ürünleri oldu.
Aynı sektörde katı fosil yakıtların kullanım oranı yüzde 29,4 olarak kayıtlara geçerken, doğal gaz yüzde 17,6, elektrik ise yüzde 12,9 düzeyinde kaldı.