Avrupa Birliği (AB) ile Kanada arasındaki stratejik ortaklığı kökten dönüştürmeyi amaçlayan 21. AB-Kanada Zirvesi,Montreal’de kapılarını açtı. Kanada Başbakanı Mark Carney’nin ev sahipliğinde gerçekleşen iki günlük zirvede, Avrupa kanadını AB Konseyi Başkanı António Costa ile AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen temsil ediyor. Zirvenin ana gündem maddesi ekonomik güvenlik ve savunma işbirlikleri olsa da perde arkasındaki en hararetli tartışma, Von der Leyen’in bir süre önce gündeme getirdiği “ortak üyelik” formülü etrafında şekilleniyor.
'Gelecek İçin İttifak' Adımı Masada
İki gün sürecek diplomatik maratonda tarafların; tedarik zincirlerinin güvence altına alınması, kritik ham maddelere erişim, dijital ticaret ve savunma sanayii işbirliğini derinleştirecek "Gelecek İçin İttifak" (Alliance for the Future)girişimine resmiyet kazandırması planlanıyor. Küresel jeopolitik gerilimlerin ve ticaret korumacılığının tırmandığı bir konjonktürde gerçekleşen toplantı, Atlantik’in iki yakası arasındaki bağı bağımsız bir güç merkezine dönüştürme arayışı olarak görülüyor.
Başkentlerden Von der Leyen’in Formülüne Fren
Diplomatik kulislere yansıyan bilgilere göre, zirve sonunda yayımlanması öngörülen ortak bildiri taslağında Kanada’ya "ortak üyelik" perspektifi sunulması fikri ciddi bir dirençle karşılaştı. Almanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan’ın başını çektiği bir grup AB üyesi ülkenin, birliğin kurucu antlaşmalarında tanımlanmamış olan bu kavrama hukuki gerekçelerle itiraz ettiği belirtiliyor.
Üye ülkeler, bağlayıcı bir statü vadeden bu ifadenin Birlik hukukunda karşılığı bulunmadığına ve üye başkentlerle yeterince istişare edilmeden masaya getirildiğine dikkat çekiyor. Bildiri taslağındaki ifadenin, oy birliği sağlanamaması nedeniyle daha temkinli bir çerçeveye çekilerek "giderek derinleşen stratejik ortaklık" vurgusuyla yumuşatılması bekleniyor.
2027 Hedefi ve Dijital Ticaret Anlaşması
Daha önce sızan taslak metinlerde, iki tarafın en geç 2027 yılına kadar ekonomik güvenlik, refah ve stratejik özerklik alanlarını kapsayacak ortak bir statü çerçevesi üzerinde uzlaşması hedefleniyordu. Montreal’deki görüşmelerde ise hukuki tanımlamaların yarattığı pürüzlerin zamana yayılması, bunun yerine dijital ticaret kuralları, temiz teknoloji yatırımları ve siber güvenlik alanlarında somut anlaşmalarla ilerlenmesi ağırlık kazanıyor.