Sudan'dan Dünyaya Acil Çağrı
Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında süregelen kanlı çatışmalar, ülkeyi derin bir insani krize sürüklemeye devam ediyor. Yaşanan son gelişmelerin ardından Sudan hükümeti, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) başta olmak üzere uluslararası toplumu Darfur bölgesinde işlenen sistematik savaş suçlarına karşı sessiz kalmamaya ve somut adımlar atmaya davet etti. Sudan'ın BM Daimi Temsilciliği tarafından sunulan resmi raporda, HDK'nin kontrolü altında bulunan gözaltı merkezlerinde yürütülen tüyler ürpertici uygulamalar gözler önüne serildi.
Dakreis ve Şalla Cezaevlerinde 'Sistematik Yok Etme' Belgelendi
Resmi makamlar tarafından hazırlanan raporda, Güney Darfur'un idari merkezi Nyala'da yer alan Dakreis Hapishanesi ile Kuzey Darfur'un kalbi El-Faşir'deki Şalla Hapishanesi'nde yaşanan dehşet verici ihlaller tek tek kayıt altına alındı. Elde edilen verilere göre, Dakreis’te yaklaşık 19 bin 800, Şalla’da ise 1300’ün üzerinde sivil gayriinsani koşullarda alıkonuluyor.
Raporda, esir tutulanlar arasında en az 113 çocuğun da bulunduğu ve bu çocuklara yönelik elektrikle işkence, ağır darp ve psikolojik şiddet uygulandığı vurgulandı. Savunmasız mahkumların yargısız infaz edildiği, cezaevlerinde baş gösteren kolera salgınına rağmen hastaların kasten tıbbi tedaviden mahrum bırakılarak ölüme terk edildiği ifade ediliyor.
Milyon Dolarlık Fidye Kıskacı ve Ağır İşkence Düzeni
İddialar sadece fiziki şiddetle sınırlı değil. Belgelere yansıyan bilgilere göre HDK unsurları, cezaevinde tuttukları yüzlerce sivilin serbest bırakılması karşılığında ailelerinden kişi başına 17 bin dolara varan astronomik fidyeler talep ediyor. Ekonomik güçleri bu fidyeyi ödemeye yetmeyen rehineler ise çok daha ağır işkencelere maruz bırakılarak cezalandırılıyor ya da ortadan kaldırılıyor.
Uluslararası Şebeke ve Organ Kaçakçılığı
Sudan yönetiminin BMGK’ye sunduğu rapordaki en sarsıcı iddialardan biri de cezaevlerindeki sağlık tesislerinde yürütüldüğü öne sürülen yasa dışı faaliyetler oldu. Kolombiya ve Sırbistan uyruklu bazı tıbbi personelin bu tesislerde görev yaptığı, belirli tutukluların organlarının zorla alınarak uluslararası organ ticareti şebekelerine aktarıldığı ileri sürüldü. Raporda, ameliyatlar sonrasında hayatını kaybeden ya da katledilen kurbanların, suç delillerini tamamen karartmak amacıyla hapishane avlularında oluşturulan toplu mezarlara alelacele gömüldüğü bilgisine yer verildi.
Uluslararası Topluma "Sessizlik" Eleştirisi
Yaşanan trajedinin münferit ya da kontrol dışı hak ihlalleri olarak görülemeyeceğinin altını çizen Sudan hükümeti, bu durumun planlı ve "sistematik bir yok etme mekanizması" olduğunu belirtti. Başta BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) olmak üzere, küresel insan hakları aktörlerinin bu duruma seyirci kalması sert bir dille eleştirildi.
Sudan yönetimi, BM Güvenlik Konseyi'nden şu acil önlemlerin alınmasını talep ediyor:
HDK’nin kontrolünde bulunan tüm illegal gözaltı merkezlerine ve hapishanelere uluslararası gözlemcilerin derhal ve engelsiz erişiminin sağlanması,
Hukuksuz şekilde rehin tutulan tüm sivillerin ve savaş esirlerinin derhal serbest bırakılması,
Organ kaçakçılığı, yargısız infaz, işkence ve toplu mezar iddialarının araştırılması için uluslararası bağımsız bir soruşturma komisyonunun kurulması ve sorumluların adalet önüne çıkarılması.
Nisan 2023'ten bu yana binlerce sivilin hayatını kaybettiği ve milyonlarca insanın göç etmek zorunda kaldığı Sudan'da, Darfur bölgesinden yükselen bu son çağrının uluslararası diplomatik arenalarda nasıl bir karşılık bulacağı merakla bekleniyor.