Dünya genelinde artan gayrimenkul fiyatları, yüksek enflasyon ve tedarik zincirindeki aksamalar, barınmayı küresel bir sorun haline getirdi. Birleşmiş Milletler (BM) Yerleşim Programı (UN-Habitat) İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach, İstanbul Valiliği himayesinde ve Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda gerçekleştirilen "Sıfır Atık Forumu"nda, dünya ekonomisini ve sosyal hayatı tehdit eden barınma çıkmazına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Gençler ve Yaşlılar Barınma Kıskacında
Dünya genelinde konuta erişilebilirliğin önünde ciddi engeller bulunduğunu kaydeden Rossbach, sorunun sadece az gelişmiş coğrafyalarla sınırlı kalmadığının altını çizdi. Gelişmiş batı ülkelerinde de durumun vahametini koruduğunu belirten Rossbach, "Bugün hem küresel kuzeyde hem de küresel güneyde çok ciddi bir barınma açmazı yaşanıyor. Genç nesil ne mülk satın alabiliyor ne de bütçesine uygun kiralık ev bulabiliyor. Yaşlı nüfus ise yükselen maliyetler ve özellikle enerji dönüşüm masrafları karşısında mevcut evlerini korumakta zorlanıyor. Uygun fiyatlı konut üretiminin önündeki engeller, bizi küresel bir konut krizinin tam ortasına bıraktı" ifadelerini kullandı. Rossbach, bu küresel alarm durumu nedeniyle BM Habitat olarak 2026-2029 Stratejik Planı'nın odak noktasına "konuta erişim" maddesini yerleştirdiklerini duyurdu.
Sokaklardaki Gizli Tehlike: 300 Milyon Evsiz
Barınma krizinin en trajik sonucunun sokakta yaşayan nüfustaki artış olduğunu vurgulayan İcra Direktörü, şu anda dünya genelinde yaklaşık 300 milyon insanın evsiz olduğunu hatırlattı. Bu kitlenin sadece ekonomik olarak değil, iklim krizinin getirdiği aşırı hava olaylarına karşı da tamamen savunmasız ve korumasız durumda olduğuna dikkat çekildi.
Kontrolsüz Kentleşme Afetleri Tetikliyor
Şehirlerin iklim değişikliğinin faturasını en ağır ödeyen alanlar olduğunu ifade eden Anaclaudia Rossbach, sel, kuraklık, yangın ve heyelan gibi doğal afetlerin doğrudan kent merkezlerini vurduğunu belirtti. Gelecekte dünya nüfusunun çok daha büyük bir bölümünün şehirlerde yaşayacağını öngördüklerini söyleyen Rossbach, "En kritik sınavımız, şehir planlamasını nasıl yaptığımız ve kentlerin büyümesini nasıl yönettiğimizdir. Kontrolsüz büyüyen kentler, iklim şoklarına karşı çok daha kırılgan hale geliyor. Çözüm; daha kompakt, sınırları doğru çizilmiş ve afetlere karşı dirençli yaşam alanları inşa etmekten geçiyor" dedi.
Antalya COP31 Zirvesi İçin Geri Sayım
Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek olan BM İklim Değişikliği Konferansı (COP31) hakkında da değerlendirmelerde bulunan Rossbach, artık şehirlerin sadece iklim mağduru değil, çözümün de ana aktörü haline geldiğini ifade etti. Yerel yönetimlerin doğa dostu projelerle toplumsal direnci artırdığını belirten Rossbach, Antalya’daki dev zirvede yerel yönetimlerin deneyimlerinin küresel düzeyde paylaşılacağını ve merkezi hükümetlerin bu yerel eylemleri finansal olarak nasıl destekleyebileceğinin masaya yatırılacağını aktardı.
"Sıfır Atık" Hareketi Küresel Bir Marka Haline Geldi
Türkiye’nin öncülük ettiği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Sıfır Atık hareketine de geniş yer ayıran Rossbach, projenin net, akıllıca ve toplumun her kesimi tarafından hızla benimsenebilecek pratik bir mesaj taşıdığını söyledi.
Bu vizyonun BM nezdinde çok büyük bir karşılık bulduğunu ve takdir edildiğini ifade eden Rossbach, atık yönetiminin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle doğrudan bağını şu sözlerle özetledi: "Atıklarımızı doğru yönetemezsek bu durum halk sağlığından istihdama, yaşam kalitesinden kentsel geleceğe kadar her alanı baltalar ve kalkınmanın önünde dev bir engele dönüşür. Ancak sıfır atık modelini başarıyla uygulayabilirsek, sürdürülebilir bir dünya için süreci olağanüstü hızlandırabiliriz."