Özellikle Kovid-19 pandemisinin ardından tüm dünyada kalıcı bir yaşam felsefesine dönüşen mobil hayat ve alternatif doğa turizmi, Türk sanayisinde yeni bir lokomotif doğurdu. Türkiye’nin coğrafi lojistik avantajını esnek tasarım kabiliyetiyle birleştiren yerli karavan üreticileri, dünya devleriyle rekabette Ar-Ge yatırımlarıyla öne çıkıyor. Sektör, Almanya’dan Birleşik Krallık’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada pazar payını her geçen gün artırıyor.
4 Ayda 2,8 Milyon Dolarlık Net Kazanç
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan güncel dış ticaret verileri, sektörün ihracat odaklı büyümesini gözler önüne serdi. Yılın ilk 4 aylık döneminde Türkiye, kamp ve seyahat amaçlı römork ile yarı römork kategorisinde 4,1 milyon dolarlık ihracata imza attı. Aynı dönemdeki ithalatın 1,3 milyon dolarda kalmasıyla birlikte, karavan ticareti ekonomiye net 2,8 milyon dolarlık dış ticaret fazlası kazandırdı. Türk karavanlarının en büyük alıcısı 906,3 bin dolarla otomotivin kalbi Almanya olurken; bu ülkeyi sırasıyla Birleşik Krallık, Fransa, Avusturya ve İspanya takip etti.
Hedef: 2035’te Dünyanın İlk 3’üne Girmek
Sektörün ulaştığı stratejik konumu değerlendiren Karavan İmalatçıları ve Tedarikçileri Derneği Başkanı Ahmet Fazlıoğlu, Türkiye’nin çekme karavandan motokaravana, campervan modellerinden entegre tasarımlara kadar çok güçlü bir üretim ekosistemine sahip olduğunu belirtti. Önümüzdeki 10 yıllık süreçte en az yüzde 40 oranında sürdürülebilir bir büyüme öngördüklerini ifade eden Fazlıoğlu, şu projeksiyonu paylaştı:
"Kamu, özel sektör ve akademinin ortak aklıyla şekillendirdiğimiz '2035 Sektör Yol Haritası' vizyonumuz doğrultusunda hareket ediyoruz. Temel amacımız, Türkiye’yi küresel karavan pazarında en büyük 3 oyuncudan biri konumuna getirmek."
"Avrupa Banttan İndiriyor, Türkiye İnovasyon Sunuyor"
Uluslararası pazarda Türk ürünlerinin neden tercih edildiğine de açıklık getiren Fazlıoğlu, Avrupalı dev üreticilerin genellikle tekdüze, standart bant üretimi yaptığına dikkat çekti. Türk firmalarının ise esneklik ve fiyat-performans dengesinde fark yarattığını vurgulayan Fazlıoğlu, "Yerli üreticilerimiz gerçekleştirdikleri Ar-Ge yatırımlarıyla modern iç mekan çözümleri, hafif ve dayanıklı malzemeler ile enerji verimliliği yüksek, ileri teknolojik altyapılar sunuyor. Bu esnek tasarım gücü bizi cazip kılıyor. Avrupa'daki gücümüzü derinleştirirken, yeni dönemde İskandinav ülkeleri, ABD, Kanada ve Körfez bölgesini hedef pazar olarak belirledik" dedi.
Sektörün Çözüm Bekleyen 3 Kritik Sorunu
Karavan sanayisinin küresel rekabet gücünü kalıcı hale getirebilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini ifade eden Dernek Başkanı Ahmet Fazlıoğlu, çözülmesi gereken öncelikli başlıkları şu şekilde sıraladı:
Avrupa Standartları Zorunlu Olmalı: Özellikle gaz ve elektrik tesisat güvenliğini kapsayan EN 1949 gibi Avrupa normlarının Türkiye'deki tüm üreticiler için zorunlu ve denetlenebilir olması gerekiyor.
Kalifiye Personel Sıkıntısı: Tasarım, mobilya işçiliği ve imalat süreçlerinde ciddi bir uzman personel açığı yaşanıyor. Meslek liseleri ve üniversitelerde acilen karavan üretimine özel bölümler veya sertifika programları açılmalı.
ÖTV Esnekliği: Motokaravan modellerindeki yüksek ÖTV oranlarının esnetilmesi, iç pazara dinamizm kazandıracağı gibi üreticilerin küresel Ar-Ge yatırımları için ihtiyaç duyduğu öz sermayeyi yaratacaktır.
"Panik Alımları Bitti, Tüketici Artık Akıllı Teknoloji Arıyor"
Yaz sezonunun açılmasıyla iç pazarda bir hareketlilik yaşandığını ancak genel ekonomik konjonktür nedeniyle geçmiş yıllardaki olağanüstü hacimlerin gerisinde kalındığını belirten Fazlıoğlu, kullanıcı profilinin de değiştiğini söyledi.
Geçmişteki kontrolsüz ve panik alım döneminin geride kaldığını ifade eden Fazlıoğlu, günümüz tüketicisinin artık çok daha bilinçli olduğunu kaydetti. Alıcıların sadece tekerlekli bir ev değil; lityum bataryalar, güneş panelleri gibi bağımsız enerji sistemleri ve akıllı ev otomasyonları talep ettiğini belirten Fazlıoğlu, merdiven altı üretime karşı da uyardı: "Mühendislik onayı olmayan, hiçbir standarda uymayan kayıt dışı üretimler hem haksız rekabet yaratıyor hem de kullanıcıların can ve mal güvenliğini doğrudan tehlikeye atıyor."