Avrupa Birliği (AB) genelinde sürdürülebilir ve temiz enerji kaynaklarına geçiş süreci tüm hızıyla devam ediyor. Yılın ilk çeyreğine ilişkin yayımlanan resmi veriler, çevre dostu elektrik üretiminin toplam portföy içindeki ağırlığını hissedilir derecede artırdığını ortaya koydu. Bu stratejik dönüşümün merkezinde ise üretilen temiz elektriğin neredeyse yarısını tek başına karşılayan rüzgâr enerjisi sektörü yer alıyor.
Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından paylaşılan güncel verilerin analizi, AB üyesi ülkelerin elektrik üretim sepetinde yenilenebilir kaynakların payının %45,5 seviyesine ulaştığını gösteriyor. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde %42,7 olan bu oran, sadece bir yılda yaşanan 2,8 puanlık sıçramayla dikkat çekiyor. Yeşil üretimin kendi içindeki dağılımı incelendiğinde ise rüzgâr santralleri %44,9’luk payla liderliğini korurken, onu %28 ile hidroelektrik ve %17,3 ile güneş enerjisi santralleri takip ediyor.
Milyarlarca Avroluk Yatırımlar Sahada Karşılık Buluyor
Temiz enerjide yakalanan bu güçlü ivme, son dönemde kıta genelinde hayata geçirilen devasa altyapı yatırımlarının doğrudan bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Avrupa rüzgâr enerjisi sektörü birliği WindEurope'un sektörel raporlarına göre, geçtiğimiz yıl Avrupa genelinde toplam 19,1 gigavatlık yeni rüzgâr kapasitesi sisteme dahil edildi. Bu yatırımların aslan payını oluşturan 15,1 gigavatlık bölümü ise doğrudan AB üyesi ülkelerde devreye alındı.
Son hamlelerle birlikte Avrupa’nın toplam rüzgâr gücü kapasitesi 304 gigavata, AB’nin kurulu gücü ise 246 gigavata ulaştı. Yeni kurulan santrallerin %90 gibi büyük bir bölümünü karasal rüzgâr projeleri oluştururken, yaklaşık 2 gigavatlık kapasiteye sahip deniz üstü (offshore) rüzgâr tesisleri de elektrik şebekelerini beslemeye başladı.
Ülkeler Arasındaki Makas Açılıyor: Danimarka Zirvede
Yenilenebilir enerjiye geçiş hızı, üye ülkelerin coğrafi yapılarına, yatırım iştahlarına ve ulusal enerji politikalarına göre ciddi farklılıklar gösteriyor. İlk çeyrek verilerine göre, elektrik ihtiyacının tam %90'ını temiz kaynaklardan ve özellikle rüzgâr türbinlerinden karşılayan Danimarka, AB içindeki lider konumunu pekiştirdi. Danimarka'yı, güçlü hidroelektrik altyapısının desteğiyle %82,9 oranını yakalayan Portekiz ve rüzgâr yatırımlarıyla öne çıkan %75,7 paya sahip Litvanya izledi.
Madalyonun diğer tarafında ise enerji dönüşümünde henüz istenen seviyeye ulaşamayan ülkeler yer alıyor. Çekya %12,7, Malta %13 ve Slovakya %17,2’lik yenilenebilir elektrik payları ile listenin son sıralarında kaldı. Uzmanlar; şebeke altyapılarının durumu, deniz üstü rüzgâr potansiyeli ve teşvik mekanizmalarının bu uçurumu belirleyen temel etkenler olduğuna işaret ediyor.
Tarihi Kırılma: 2030 Hedeflerine Doğru Yapısal Değişim
Avrupa Birliği, iklim kriziyle mücadele planları kapsamında 2030 yılına kadar elektrik tüketiminin %69'unu yenilenebilir kaynaklardan sağlama hedefine kilitlenmiş durumda. Bu doğrultuda WindEurope, önümüzdeki 4 yıllık süreçte (2026-2030) AB ülkelerinde 112 gigavatlık yeni bir rüzgâr gücünün daha devreye alınacağını ve toplam rüzgâr kapasitesinin 343 gigavata ulaşacağını öngörüyor.
Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember’in yayımladığı geniş kapsamlı "Avrupa Elektrik Değerlendirmesi" raporu da kıtadaki köklü değişimin kalıcı hale geldiğini doğruluyor. Rapordaki çarpıcı verilere göre, rüzgâr ve güneş santralleri 2025 yılında ilk kez fosil yakıt kaynaklı elektrik üretimini geride bırakmayı başardı. Toplam üretimde rüzgâr ve güneşin payı %30’a yükselirken, kömür ve gaz gibi fosil yakıtların payının %29’a gerilemesi, Avrupa enerji piyasasında artık geri dönülemez bir yapısal dönüşüm dönemine girildiğini kanıtlıyor.