Çin’den G7’nin ‘Kritik Mineral’ Stratejisine Sert Tepki
Fransa’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen G7 Liderler Zirvesi’nin ardından yayımlanan ortak bildiri, küresel ekonominin en hassas noktasını hedef aldı. Batılı liderlerin, yüksek teknoloji ve sanayinin can damarı olan kritik mineraller ile nadir toprak elementlerinde Çin’e olan bağımlılığı kırma yönündeki kararlı açıklamaları, Pekin cephesinde çok sert bir karşılık buldu. Pekin yönetimi, Batı dünyasının bu stratejik hamlesini küresel ticaret düzenine yönelik açık bir müdahale olarak değerlendirdi.
"Küçük Bir Grubun Kendi Kuralları Düzeni Bozyor"
G7 ekonomilerinin stratejik hamlesine karşı kameraların karşısına geçen Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Cien, başkent Pekin’de düzenlediği basın toplantısında Batılı liderlere adeta rest çekti. Çin’in küresel tedarik zincirlerinin güvenliği ve istikrarı konusundaki yapıcı tutumunun altını çizen Sözcü Lin, G7 ülkelerini serbest piyasa ilkelerini çiğnemekle suçladı.
Lin Cien, uluslararası ticaret kurallarına saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizerek, "G7 ülkelerini, piyasa ekonomisinin ilkelerine ve uluslararası ticaret kurallarına uymaya, küçük bir grubun kendi koyduğu kurallarla uluslararası ticaret düzenini sekteye uğratma girişimine son vermeye çağırıyoruz." ifadelerini kullandı.
İhracat Kontrolü Barış ve İstikrar İçin mi?
Batı dünyasında Çin’in stratejik elementleri bir ekonomik silah olarak kullanabileceği endişesi tırmanırken, Pekin yönetimi kendi uyguladığı kısıtlama ve kontrolleri savundu. Sözcü Lin, Çin'in ihracat kontrol sistemini standardize etme ve küresel normlara uydurma gayretlerinin uluslararası pratiklerle tamamen örtüştüğünü dile getirdi. Bu adımların dünya barışını, bölgesel istikrarı koruma amacı taşıdığını ve silahların yayılmasını önleme gibi uluslararası yükümlülüklerin bir parçası olduğunu öne sürdü.
Batı Neden Tedirgin? Rakamlar Çin’in Mutlak Gücünü Gösteriyor
Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde bir araya gelen G7 liderlerinin Çin’i hedef tahtasına oturtmasının arkasında ise çarpıcı bir ekonomik gerçeklik yatıyor. Günümüz teknolojisinde akıllı telefonlardan elektrikli araç bataryalarına, rüzgar türbinlerinden savunma sanayisine kadar hayati önem taşıyan madenlerin kontrolü neredeyse tamamen Çin'in elinde bulunuyor.
Güncel ekonomik veriler, Batı'nın bu bağımlılıktan neden bu kadar çekindiğini açıkça ortaya koyuyor:
Maden Çıkarımı: Çin, dünyadaki kritik minerallerin tek başına yüzde 60'ını üretiyor.
Maden İşleme Gücü: Hammaddenin işlenerek sanayiye hazır hale getirilmesinde Çin’in küresel payı yüzde 85 gibi ezici bir çoğunluğa ulaşıyor.
Nadir Toprak Elementleri: Teknolojik ürünlerin yapı taşı olan nadir toprak elementlerinin yaklaşık yüzde 70'i yine Çin topraklarından tedarik ediliyor.
Evian Zirvesi’nde alınan "bağımlılığı azaltma" kararı Batı'nın yeni bir tedarik koridoru arayışında olduğunu gösterirken, Çin’in bu sert çıkışı önümüzdeki dönemde küresel ticaret savaşlarının ham madde ve mineral ekseninde çok daha fazla ısınacağının sinyalini veriyor.