Dünya enerji piyasalarının en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) alıcısı konumunda bulunan Çin, küresel gaz ticaretindeki rollerini kökten değiştiren stratejik bir dönüşüme imza atıyor. İç talepteki artış hızının yavaşlaması ve geçmiş dönemde imzalanan uzun vadeli dev kontratların yürürlüğe girmesiyle birlikte Pekin yönetimi, elindeki fazla gaz hacmini küresel pazarlara ihraç eden dev bir ticaret aktörüne dönüştü.
Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) tarafından hazırlanan son rapordan derlenen veriler, Çin’in LNG pazarındaki yapısının sadece tüketim eksenli olmaktan çıktığını ve uluslararası limanlarda kargo optimize eden bir ticari güce evrildiğini gözler önüne seriyor.
İthalat Geriliyor, Tedarik Kontratları Büyüyor
Çin’in LNG ithalatı 2021 yılında 79 milyon ton seviyesine ulaşarak tarihi bir zirve kaydetmişti. Ancak takip eden süreçte iç pazar dinamiklerinin değişmesiyle ithalat 2025’te 66 milyon tona kadar geriledi. Analistler, düşüş eğiliminin devam ederek bu yıl 63 milyon ton seviyelerinde gerçekleşeceğini öngörüyor.
Buna karşın Çinli enerji şirketlerinin küresel ölçekte imzaladığı uzun vadeli tedarik anlaşmalarının hacmi büyümeye devam ediyor. 2021-2023 yılları arasında yaklaşık 60 milyon tonluk yeni sözleşmeye imza atan Pekin, iç pazarda tüketilmeyen bu devasa hacmi uluslararası arenada değerlendirme yoluna gitti. Yapılan hesaplamalara göre Çin, 2025 yılında ithal ettiği toplam hacmin yaklaşık yüzde 26 ila 29’una denk gelen 17-19 milyon tonluk LNG’yi üçüncü ülkelere yeniden sattı.
ABD ve Avustralya Gazıyla 4,6 Milyar Dolar Kazanç
Çin’in küresel ticaret ağındaki başarısının arkasında, kontratlardaki destinasyon esnekliği ve bölgesel fiyat farklarını iyi yönetmesi yatıyor. Özellikle ABD ve Avustralya menşeyli LNG kargolarını elinde tutan Çinli şirketler, bu esnekliği Pasifik ve Atlantik havzalarındaki anlık fiyat avantajlarına göre yönlendirdi.
IEEFA verilerine göre Çinli firmalar, 2021 ile 2026’nın ilk yarısı arasındaki dönemde ABD ve Avustralya kaynaklı LNG kargolarının yeniden satışından yaklaşık 4,6 milyar dolar kar elde etmeyi başardı. Bu yılın ilk yarısında ise ticaretini üstlendiği LNG kargolarının yüzde 47’si doğrudan Çin dışındaki alıcılara ulaştırıldı.
Kargolar 20’den Fazla Ülkeye Ulaştı
Pekin’in yeniden pazarladığı LNG kargoları, ağırlıklı olarak yüksek fiyat ödeme kapasitesine sahip gelişmiş pazarlara kaydı. 2025 verilerine göre yeniden satılan kargoların yüzde 42’si Kuzeydoğu Asya’ya, yüzde 32’si ise Avrupa pazarına yönlendirildi.
Çin gazının en çok ulaştığı ülkeler listesinde başı yüzde 19 ile Güney Kore, yüzde 14 ile Japonya ve yüzde 9,9 ile Hollanda çekti. Raporda dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise Türkiye oldu; Çinli tedarikçilerden teslimat alan ilk 12 ülke arasında yer alan Türkiye, Almanya ile benzer seviyelerde kargo teslimatı aldı.
Ticaret Altyapısı ve Dev Filolar Kuruluyor
Dönüşüm, Çin’in devlet kontrolündeki dev enerji şirketlerinin operasyonel yapısına da yansımış durumda. China National Offshore Oil Corporation (CNOOC) ve PetroChina, 2025’teki kiralık gemiler üzerinden yapılan yeniden satışların yüzde 64’ünü tek başına gerçekleştirdi.
Her iki şirket de LNG taşıma filolarını büyütürken yakıt ikmali ve depolama altyapılarını genişletiyor. Hainan eyaletinde yer alan Yangpu gümrüklü LNG terminalinin aktif olarak aktarma ve yeniden ihracat merkezine dönüştürülmesi, ülkenin enerji altyapısını tamamen küresel ticarete uygun hale getirdiğini doğruluyor.
2030’a Doğru Arz Fazlası ve Fiyat Baskısı Beklentisi
Çin’in toplam LNG kontrat hacminin 2028 yılı itibarıyla 114 milyon tona ulaşması bekleniyor. Farklı senaryolara göre Çin’in 2030’lu yılların başında 11 ila 48 milyon ton arasında bir arz fazlası ile karşı karşıya kalacağı tahmin ediliyor.
Öte yandan, 2026-2031 yılları arasında küresel piyasaya 274 milyon tondan fazla yeni LNG arzının girecek olması ve dünya genelindeki ihracat kapasitesinin yüzde 52 artışla 800 milyon tona yaklaşması bekleniyor. Çin, Japonya ve Tayland gibi Asya devlerinin ticari satıcı rolünü benimsemesi ve olgun pazarlardaki talep daralması, önümüzdeki yıllarda küresel LNG fiyatları üzerinde aşağı yönlü ciddi bir baskı oluşturabilir.