Küresel Ticaretin Yeni Ekseni: Kuşak ve Yol ile Orta Koridor Kenetleniyor
Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin köklü geçmişi, küresel projelerin stratejik entegrasyonuyla yepyeni bir evreye taşınıyor. Çin'in Ankara Büyükelçisi Ciang Şüebin, iki ülkenin kalkınma vizyonlarının birbirini kusursuz şekilde tamamladığını vurgulayarak, modern İpek Yolu olarak adlandırılan Kuşak ve Yol Girişimi ile Türkiye'nin öncülük ettiği Orta Koridor Planı'nı çok daha güçlü bağlarla birleştirmeye hazır olduklarını açıkladı.
1971 yılında temelleri atılan ve 2010 yılında "stratejik işbirliği" seviyesine ulaştırılan Ankara-Pekin ilişkileri, karşılıklı siyasi güven ve sıçramalı ekonomik büyümeyle dikkat çekiyor. İlk yıllarda yalnızca 1 milyon dolar seviyesinde seyreden ikili ticaret hacminin günümüzde 50 milyar dolar sınırına dayanması, bu ortaklığın ulaştığı devasa boyutları gözler önüne seriyor. Karşılıklı yatırımların 3,6 milyar dolara ulaştığını belirten Büyükelçi Ciang, "Bugün Çin, ulusal diriliş hedefine odaklanmışken, Türkiye de 'Türkiye Yüzyılı' vizyonunu inşa ediyor. Bu iki vizyon birbiriyle tam bir uyum içerisindedir" diyerek stratejik işbirliğinin altını çizdi.
Demiryollarından Finansa: Entegrasyon Hız Kesmiyor
Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin ile hükümetlerarası resmi işbirliği belgesine imza atan ilk ülkelerden biri olma özelliğini koruyor. İki ülke arasında son dönemde hayata geçirilen somut projeler, bu küresel entegrasyonun sadece kâğıt üzerinde kalmadığını kanıtlıyor. Türkiye üzerinden geçen Çin-Avrupa yük trenlerinin seferleri kesintisiz şekilde sürerken, ortak çalışma grupları koridorların uyumlaştırılması için mesaisine devam ediyor.
Ekonomik işbirliğinin enerji ve finans ayaklarında da dev adımlar atılmış durumda. Hunutlu Termik Santrali’nin başarıyla devreye alınması, Kumport Limanı’nın rekor kıran konteyner elleçleme hacmi, merkez bankaları arasındaki para takası (swap) anlaşmalarının yenilenmesi ve ICBC RMB Takas Bankası’nın Türkiye’de faaliyete başlaması, iki ülkenin ekonomik dokularının ne denli iç içe geçtiğini gösteriyor. Pekin yönetimi şimdi de geleneksel ticaretin ötesine geçerek; güney demiryolu koridorunu geliştirmeyi, 5G teknolojilerini, yeni enerji çözümlerini ve biyomedikal alanındaki yatırımları Türkiye'ye çekmeyi hedefliyor.

Ticaretteki Dengenin Formülü: Hizmet Sektörü ve Ara Malı Üretimi
İki ülke arasındaki dış ticaret dengesizliğine yönelik değerlendirmelerde bulunan Büyükelçi Ciang, meseleye geniş bir perspektiften bakılması gerektiğine işaret etti. Mal ticaretinde Çin’in fazla verdiğini, ancak hizmet sektöründe ibrenin Türkiye lehine olduğunu belirten Ciang, bu durumun küresel endüstriyel iş bölümünün doğal bir sonucu olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin Çin'den ithal ettiği ara malları işleyerek, katma değerli ürünler halinde üçüncü ülkelere ihraç ettiğini hatırlatan Büyükelçi, bu mekanizmanın her iki taraf için de "kazan-kazan" ilkesine dayandığını belirtti. Ayrıca Çin’in cari fazlasının Türk ekonomisini destekleyecek yatırımlara dönüştüğünü, tarım sektöründe ise su ürünleri, badem, kiraz, narenciye ve tavuk ayağı gibi Türk ürünlerinin Çin pazarındaki payını artırmak adına yoğun koordinasyon çalışmalarının sürdüğünü müjdeledi.
Vize Muafiyeti Sonrası Turizmde Patlama: Yüzde 43’lük Rekor
Kültürel etkileşim ve insan odaklı ilişkilerde de tarihi bir dönemeçten geçiliyor. Türkiye'nin Ocak 2026 itibarıyla umumi pasaport sahibi Çin vatandaşlarına vize muafiyeti tanıma kararı, turizm verilerine anında yansıdı. Çinli seyahatseverlerin gözünde "romantik ve cazibe merkezi" bir destinasyon olan Türkiye, bu kararın ardından adeta Çinli turist akınına uğradı. 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’yi ziyaret eden Çinli turist sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 43,01 oranında devasa bir artış göstererek 111 bin 700 barajını aştı.
Küresel İstikrarın Anahtarı: Şi-Trump Zirvesi ve Yansımaları
Büyükelçi Ciang Şüebin, yalnızca bölgesel değil küresel dengeleri de yakından ilgilendiren Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki tarihi zirveye de değindi. Görüşmede iki dev gücün "yapıcı stratejik istikrara dayalı ilişkiler" vizyonu üzerinde mutabık kaldığını aktaran Ciang, bu yaklaşımın önümüzdeki en az üç yıllık sürece yön vereceğini belirtti.
Pekin ve Washington arasındaki zirvede; gümrük vergilerinin karşılıklı olarak düşürülmesi, Ticaret ve Yatırım Konseylerinin kurulması, tarım ürünlerinin pazara erişim engellerinin kaldırılması gibi kritik ekonomik kararlar alındı. Küresel refah ve barışın, dünya nüfusunun büyük kısmını etkileyen bu ilişkilerin sağlıklı yürütülmesine bağlı olduğunu hatırlatan Ciang, Çin'in ABD ile olan ilişkilerinde uzun vadeli, vizyoner ve ölçülü bir rekabeti esas alan uzun vadeli istikrar modelini uygulamaya kararlı olduğunu sözlerine ekledi.