Sheinbaum, ABD’nin Dijital Müdahale Planını İfşa Etti
Meksika ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki diplomatik ilişkiler, daha önce benzeri görülmemiş bir egemenlik tartışmasıyla sarsılıyor. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, başkent Meksiko’da gerçekleştirdiği kitlesel halk buluşmasında, ülkesine yönelik sistemli bir dezenformasyon dalgası yürütüldüğünü açıkladı. Hükümetini yıpratmak amacıyla arkasında uluslararası sağ yapıların ve küresel odakların yer aldığı milyonlarca dolarlık sosyal medya kampanyaları düzenlendiğini aktaran Sheinbaum, bu kirli dezenformasyon ağının merkez üssü olarak doğrudan ABD’yi işaret etti.
"Yöntemler Değişti, Kirli Amaç Aynı Kaldı"
Geleneksel baskı araçlarının yerini artık dijital operasyonlara bıraktığına dikkat çeken Meksika Devlet Başkanı, küresel sağın istikrarsızlaştırma stratejilerinde boyut değiştirdiğini ifade etti. Sheinbaum, "Geçmişteki gibi doğrudan fiziki güç kullanmak yerine bugün dijital kampanyalar, manipülatif algı yönetimleri ve dezenformasyon mekanizmalarıyla halk hareketlerini ve meşru hükümetleri zayıflatmayı deniyorlar. Amaçları hiç değişmedi ancak yöntemleri modernize oldu" değerlendirmesinde bulundu.
"İlişkiler Tarihinde Eşi Benzeri Görülmemiş Bir Olay"
Washington yönetiminin diplomatik sınırları zorlayan adımlarına da değinen Sheinbaum, ABD Adalet Bakanlığı'na bağlı bir birimin, aralarında aktif görevde bulunan bir senatör, bir vali ve bir belediye başkanının da yer aldığı 10 Meksika vatandaşı için resmi bir iade talebinde bulunduğunu hatırlattı. Bu talebin hiçbir somut ve hukuki delile dayandırılmadan kamuoyuna servis edilmesini sert bir dille eleştiren Meksika Lideri, durumun iki ülke arasındaki ilişkiler tarihinde "eşi benzeri görülmemiş" bir skandal olduğunu dile getirdi.
Seçimlere Müdahale Kuşkusu
ABD’nin bu agresif tavrının arkasındaki temel motivasyonu sorgulayan Sheinbaum, Washington’a şu kritik soruları yöneltti: "Bu atılan adımlar gerçekten organize suçla mücadele konusundaki samimi bir niyetin ürünü mü? Yoksa Amerikan aşırı sağının 2026 yılındaki kendi iç seçimleri için ülkemizi bir malzeme olarak kullanma çabası mı? Ya da daha da ötesi, Meksika’da 2027 yılında gerçekleştirilecek seçimlerin seyrini şimdiden dizayn etme arzusu mu?"
"Meksika Kimsenin Pinyatası Değildir"
Ülkesinin uluslararası arenadaki bağımsız duruşunun altını çizen Sheinbaum, Meksika’nın dışarıdan içi boşaltılacak veya hırpalanacak bir "pinyata" (içi şekerleme dolu parti kuklası) olmadığını söyledi. Uluslararası ilişkilerde iş birliği ile müdahale arasındaki çizginin net olması gerektiğini savunan lider, "Eğer dış odaklar bizim ulusal kurumlarımıza baskı uygulamaya kalkıyorsa ve yalnızca Meksika halkının karar vermesi gereken iç meselelere başka bir ülkenin müdahil olması normalleştirilmeye çalışılıyorsa, burada artık dostane bir iş birliğinden değil, açık bir müdahaleden bahsediyoruz demektir" diyerek net bir duruş sergiledi.
Krizin Perde Arkası: Sinaloa İddianamesi
İki ülke arasında bardağı taşıran son damla, geçtiğimiz nisan ayında ABD yargısı tarafından hazırlanan bir iddianame olmuştu. Söz konusu iddianamede, Meksika'nın Sinaloa Valisi Ruben Rocha Moya’nın da aralarında bulunduğu 10 üst düzey eski ve yeni yetkiliye ağır suçlamalar yöneltilmişti. ABD, bu isimlerin Sinaloa karteliyle iş birliği yaparak uyuşturucu sevkiyatını kolaylaştırdığını iddia etmiş ve bu isimlerin bir kısmını doğrudan Cumhurbaşkanı Sheinbaum’un partisi olan Ulusal Yenilenme Hareketi (MORENA) ile ilişkilendirmişti. Bilindiği üzere Washington, ABD'de her yıl yaklaşık 100 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açan ölümcül sentetik uyuşturucu fentanilin en büyük tedarikçisi olarak Sinaloa Karteli'ni görüyor ve bu durum iki komşu ülke arasındaki güvenlik bürokrasisinde kronik bir gerilim hattı oluşturuyor.