Business Ekonomi Dünya İsrail siber gücünü müttefiklerine karşı da silah olarak kullanıyor

İsrail siber gücünü müttefiklerine karşı da silah olarak kullanıyor

İsrail’in küresel siber güvenlik ağını inceleyen uzmanlar; lise yıllarında başlayan özel eğitim programlarından askeri birim Unit 8200’e ve dev girişim fonlarına uzanan beş ayaklı yapının, ABD de dahil olmak üzere müttefik ülkeleri hedef alan devasa bir dijital istihbarat mekanizmasına dönüştüğünü vurguluyor.

İsrail siber gücünü müttefiklerine karşı da silah olarak kullanıyor

İsrail’in küresel ölçekte kurduğu siber güvenlik ve istihbarat ağı, sadece bölgesel rakiplerini değil, en yakın stratejik müttefiki olan ABD’yi ve müttefik ülkeleri de kapsayan geniş bir casusluk operasyonuna dönüşmüş durumda. Siber güvenlik uzmanlarının değerlendirmelerine göre Tel Aviv yönetimi, teknolojiyi konvansiyonel askeri gücün ötesinde “asimetrik bir güç çarpanı” olarak konumlandırıyor.

Genç Yeteneklerden Küresel Şirketlere

İsrail’in siber alandaki hakimiyetinin arkasında son derece planlı ve entegre bir ekosistem yer alıyor. Eğitim kurumları, zorunlu askerlik süreci, devlet politikaları, girişim sermayesi fonları ve özel sektörün ortak hareket ettiği bu mekanizmada süreç, henüz lise çağındaki gençlerin tespit edilmesiyle başlıyor.

Özellikle "Magshimim" gibi yetenek geliştirme programları aracılığıyla analitik kabiliyeti yüksek gençler belirlenerek yazılım, bilgisayar ve siber güvenlik alanlarına yönlendiriliyor. Bu süreçte yetiştirilen beyin gücü, doğrudan ordunun kilit birimlerine aktarılarak küresel çapta bilinen teknoloji devlerinin de temel insan kaynağını oluşturuyor.

Unit 8200

İsrail ordusunun sinyal istihbaratı ve siber operasyon yürütücüsü olan "Unit 8200", askeri birim olmanın ötesinde sivil teknoloji pazarını besleyen bir kuluçka merkezi işlevi görüyor. Birimde görev alan personelin edindiği karmaşık ağ dinleme, büyük veri analizi ve kriz yönetimi tecrübeleri, askerlik sonrasında sivil ekonomiye aktarılıyor.

İstatistikler, İsrail'de son on yılda faaliyete geçen yaklaşık bin siber güvenlik şirketinin yüzde 70’e yakınının Unit 8200 geçmişine sahip isimler tarafından kurulduğunu gösteriyor. Bu birimden mezun olmak, uluslararası yatırım piyasalarında adeta tescilli bir kalite belgesi olarak kabul görüyor.

Filistin Toprakları "Canlı Test Sahası" Olarak Kullanılıyor

Siber teknolojilerin geliştirilme sürecindeki en karanlık noktalardan biri ise işgal altındaki Filistin topraklarında yürütülen kitlesel gözetim faaliyetleri. Suç şüphesi ya da yasal dayanak aranmaksızın yürütülen bu süreçte, "Blue Wolf" ve "Red Wolf" gibi yapay zeka destekli yüz tanıma sistemleriyle bütün bir halk profilleniyor.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs, bu teknolojik araçların sahada sınandığı bir açık hava laboratuvarına dönüştürülüyor. Burada test edilip olgunlaştırılan gözetim ve casusluk ürünleri, daha sonra "sahada kanıtlanmış başarı" etiketiyle uluslararası pazarlarda ticari ürüne dönüştürülerek ihraç ediliyor.

Washington Bile Dinleme Kıskacında

İsrail’in siber faaliyetleri sınır tanımayan bir kapsama sahip. Müttefiklik ilişkilerine rağmen Tel Aviv'in casusluk faaliyetlerinden ABD dahi muaf tutulmuyor. İsrail istihbaratının, ABD’nin İran ile yürüttüğü kritik diplomatik ve nükleer müzakere süreçlerini siber casusluk yöntemleriyle yakından takip ettiği biliniyor.

Küresel çapta büyük tepki toplayan ve ABD Ticaret Bakanlığı tarafından kısıtlama listesine alınan NSO Group imzalı "Pegasus" casus yazılımı, bu durumun en net örnekleri arasında gösteriliyor. Benzer şekilde Doğu Akdeniz hattında Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden yürütülen teknolojik ve istihbarı hareketlilik, İsrail'in bölgesel dinleme ve izleme kapasitesini yakın coğrafyamıza kadar yaydığını ortaya koyuyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız