Washington ile Tahran arasında tırmanan askeri ve siyasi tansiyon hattında İran, gerilimin seyrini kökten değiştirecek bir doktrini kamuoyuna duyurdu. Müzakere kavramının batılı anlamda bir teslimiyet veya nihai bir uzlaşı olmadığını belirten İran yönetimi, diplomasi masasını mücadelenin doğrudan bir uzantısı ve "kelimelerle yürütülen bir savaş" olarak konumlandırdı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcülüğü tarafından yapılan değerlendirmelerde, ülkenin stratejik çıkarlarının gerekli kıldığı durumlarda diplomasi ile askeri mücadelenin eş zamanlı yürütülebileceği ifade edildi. Müzakerelerin uzlaşma ya da barış ilanı anlamına gelmediği, aksine çatışmanın boyut değiştiren bir başka evresi olduğu vurgulanırken, her türlü mücadele senaryosuna karşı hazırlıkların tamamlandığı belirtildi.
"Uzun Süreli Mücadeleye Hazırız"
Tahran yönetimi, bölgedeki jeopolitik baskılara karşı uzun soluklu bir yıpratma savaşına göğüs gerebilecek altyapıya sahip olduğunu savundu. Ancak bu durumun diplomatik yolların tamamen tıkandığı şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altı çizildi. İranlı yetkililere göre askeri caydırıcılık ile diplomatik argümanlar, stratejik hedeflere ulaşmada birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak kullanılıyor.
Sahada Yeni Nesil Yıkıcı Güçler ve Menzil Kartı
Askeri teknoloji ve füze programına dair değerlendirmelerde bulunan Tahran, teknolojik kapasitenin daha uzun menzilli füzeler üretmeye elverişli olduğunu, bu husustaki tek belirleyicinin siyasi irade olduğunu aktardı. Sıcak bir temas anında İran’ın henüz sahaya sürmediği yüksek isabetli ve yıkıcı gücü artırılmış yeni nesil mühimmatları kullanacağı, bu silahların nihai test alanının da doğrudan çatışma sahası olacağı ifade edildi.
Söz konusu stratejinin geçmişteki uygulamalarına değinen yetkililer, ABD’ye ait bir uçak gemisinin 500 kilometre mesafeden yeni nesil füzelerden biriyle hedef alındığını, füzenin isabet sağlayarak hasar oluşturduğunu ancak gemiyi tamamen saf dışı bırakmadığını kaydetti.
Deniz Ticaretinde "Kısıtlı Bölge" Stratejisi
ABD'nin uyguladığı ekonomik ve askeri ablukaya yanıt olarak Tahran’ın masada tuttuğu kritik hamlelerden biri de deniz hatlarındaki denetim oldu. Çabahar çevresinden başlayarak Umman Denizi'ne kadar uzanan güzergah üzerinde, Hürmüz Boğazı'nın dışını da kapsayacak şekilde bir "kısıtlı bölge" oluşturulması yönünde karar alındığı, ancak bu hamlenin resmi yürürlük duyurusunun henüz yapılmadığı belirtildi.