Yemen’de yıllardır süregelen çatışma dinamiğinde diplomatik ve askeri tansiyonu yeniden zirveye taşıyan bir açıklama geldi. Yemen hükümeti, Husilerin kontrolündeki bölgelerde yürüttüğü askeri faaliyetlerin yalnızca yerel unsurlarla sınırlı olmadığını, doğrudan Tahran ve Beyrut merkezli askeri kadrolar tarafından sevk ve idare edildiğini duyurdu.
21 Kişilik Danışman Heyeti İddiası
Yemen İçişleri Bakanı İbrahim Haydan tarafından paylaşılan detaylara göre, Husilerin denetiminde bulunan başkent Sana başta olmak üzere stratejik liman kenti Hudeyde, Sada, Hacce ve Amran vilayetlerinde yabancı askeri personelin varlığı tespit edildi. Bakanlık verilerine göre sahada; İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı 14 uzman ile Lübnan Hizbullahı mensubu 7 askeri yetkili aktif görev alıyor.
Haydan, yabancı uzmanların varlığının sıradan bir teknik temasın ötesine geçtiğini belirterek, İran'ın Husilere sağladığı geleneksel lojistik ve finansal desteğin artık "sahadaki operasyonları doğrudan komuta etme ve yönlendirme" evresine evrildiğini kaydetti.
İHA ve Füze Sistemlerinde Doğrudan Müdahale
Açıklanan raporda, söz konusu danışmanların sahadaki çatışma planlarını hazırlamanın yanı sıra Husilerin balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) kabiliyetlerini artırmaya odaklandığı vurgulandı. Yemen hükümetine göre, bu teknik yönlendirmeler yalnızca iç çatışmaları körüklemekle kalmıyor; küresel ticaretin kilit geçiş noktası olan Babulmendeb Boğazı ile Kızıldeniz genelindeki uluslararası seyrüsefer güvenliğini de açıkça tehdit ediyor.
Kızıldeniz Hattında Süregelen Hakimiyet Mücadelesi
Başkent Sana ve çevresini Eylül 2014’ten bu yana elinde tutan Husiler ile Mart 2015’ten itibaren meşru hükümete destek veren Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon arasındaki cephe hatları hareketliliğini koruyor. Özellikle Hudeyde’den kritik Taiz vilayetine ve Babulmendeb Boğazı istikametine uzanan hatta yaşanan son çatışmalar, bölgesel askeri varlığın küresel deniz ticaret rotaları üzerindeki baskısını artırmaya devam ediyor.