Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi, küresel insan hakları gündeminin en kritik zirvelerinden birine ev sahipliği yapıyor. BM İnsan Hakları Konseyinin (İHK) 63'üncü Oturumu, Endonezya'nın BM Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Sidharto Reza Suryodipuro başkanlığında resmi olarak başladı. Oturumun açılış paneline BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk’ün Gazze ve Batı Şeria'daki tabloya ilişkin sert uyarıları damga vurdu.
Ateşkes Gölgesinde Ağır Bilanço: 1300’den Fazla Kayıp
BM Yüksek Komiseri Volker Türk, Ekim 2025'te ilan edilen ve üzerinden yaklaşık bir yıl geçen ateşkese rağmen Gazze’de şiddetin hız kesmediğini vurguladı. İsrail güçlerinin sistemli şekilde düzenlediği günlük operasyonlar sonucu en az 1300 Filistinlinin yaşamını yitirdiğini aktaran Türk, insani yardım tırlarının bölgeye girişine yönelik kısıtlamaların da sürdüğünü ifade etti.
Gazze halkının bölgeden tamamen sürgün edilmesine yönelik planlara işaret eden Yüksek Komiser, "İsrail'in tüm Filistinlileri Gazze Şeridi'nden zorla çıkarmayı hedefleyen teklifleri ve bazı üst düzey yetkililerin ısrarla kullandığı insanlık dışı söylemler karşısında dehşete düşmüş durumdayım" açıklamasında bulundu.
Batı Şeria’da İlhak Riski ve Silah Ambargosu Çağrısı
Konuşmasında Uluslararası Adalet Divanının (UAD) bağlayıcı kararlarına da değinen Türk, İsrail'in Batı Şeria'da yürüttüğü ilhak politikalarını kararlılıkla sürdürdüğüne dikkat çekti. İki devletli çözüm vizyonunun fiilen ortadan kaldırılmaması gerektiğinin altını çizen BM temsilcisi, uluslararası kamuoyuna şu ifadelerle seslendi:
"Ülkelerin, uluslararası hukuku ihlal etmek için kullanılma riski taşıyan silahların İsrail'e transferini durdurmaları gerekiyor. Şirketler de yasa dışı yerleşimleri destekleyen iş uygulamalarına son vermeli."
"Sözler Anlamsız Kaldı, Sürdürülebilir Barış Şart"
Volker Türk, diplomatik kınama metinlerinin sahada yaşanan insanlık dramını engellemeye yetmediğini açık bir dille dile getirdi. Kasıtlı ihlaller karşısında pasif kalmanın bedelinin ağır olduğuna vurgu yapan Türk; Filistin ve İsrail halklarının uluslararası hukuk çerçevesinde, eşit onur ve haklara sahip olarak yan yana yaşayabileceği kalıcı bir barış ortamı için tüm aktörleri sorumluluk almaya davet etti.