Stoltenberg'den Tarihi Dönüm Noktası İtirafı
Görev süresi boyunca küresel güvenliğin en çalkantılı dönemlerine liderlik eden eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, hafızalardan silinmeyecek bir dönem analizine imza attı. Yaklaşan kritik NATO Ankara Zirvesi öncesinde önemli değerlendirmelerde bulunan Stoltenberg, genel sekreterlik koltuğunda oturduğu yıllar içindeki en büyük başarısını ve bu başarının arkasındaki diplomatik mimariyi ilk kez bu kadar net kelimelerle paylaştı.
Yüzyıllık Tabuları Yıkan Diplomatik Zafer
Kendi kaleme aldığı "Ben Görevdeyken: Savaş Döneminde NATO'ya Liderlik" adlı kitabının Türkçe baskısı vesilesiyle konuşan Stoltenberg, görev süresi boyunca kendisini en çok gururlandıran hamlenin İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka dahil edilmesi süreci olduğunu açıkladı. Bu sürecin sanıldığı kadar kolay ilerlemediğini anımsatan eski Genel Sekreter, iki kuzey ülkesinin yüzyıllara dayanan tarafsızlık politikalarını esnetmesinin küresel dengeleri değiştiren stratejik bir başarı olduğunu söyledi.
İsveç için tarafsızlığın adeta bir ulusal kimlik parçası olduğunu, Finlandiya’nın ise Rusya ile olan karmaşık tarihi bağlarını hatırlatan Stoltenberg, bu düğümün çözülmesindeki kilit aktörü de ilan etti: "Bu tarihi adımı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yürüttüğümüz yoğun müzakereler ve vardığımız uzlaşılar sayesinde atabildik."
Ankara Zirvesi’nden Beklenti: "Çatlaklara Rağmen Tek Yumruk"
Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek NATO Ankara Zirvesi’ne dair beklentilerini de paylaşan tecrübeli diplomat, ittifak içi müttefiklerin ticaret, iklim değişikliği ve Orta Doğu politikaları gibi yapısal konularda farklı vizyonlara sahip olabileceğini, ancak zirvenin dünyaya net bir "birlik" mesajı vermesi gerektiğini belirtti. Stoltenberg, Kuzey Amerika ve Avrupa’nın bir arada durduğu müddetçe her türlü dış tehdide karşı daha korunaklı olacağının altını çizdi.
Ukrayna'ya yönelik kesintisiz desteğin sürmesinin hayati önem taşıdığını hatırlatan Stoltenberg, müttefiklerin sergileyeceği güçlü duruşun potansiyel rakiplere karşı en büyük caydırıcı güç olduğunu kaydetti.
"Savaşmak İçin Değil, Savaşı Önlemek İçin Buradayız"
Dünyanın en güçlü askeri organizasyonunun temel felsefesine de değinen eski Genel Sekreter, NATO’nun nihai hedefinin çatışma çıkarmak değil, caydırıcılık zırhı örerek savaşı engellemek olduğunu ifade etti. Güvenilir ve sarsılmaz bir savunma mekanizmasının Moskova başta olmak üzere hiçbir küresel başkentte "yanlış hesaplamalara" izin vermeyeceğini savunan Stoltenberg, "Bir müttefike yapılacak saldırının tüm ittifakı harekete geçireceği gerçeği inandırıcı olduğu sürece, hiç kimse NATO'ya askeri bir hamle yapmaya cesaret edemez" dedi.
Küresel Kriz Haritası ve Öngörülemeyen Tehditler
Bugün dünyayı tehdit eden en sıcak ve acil başlığın Ukrayna’da devam eden geniş çaplı savaş olduğunu söyleyen Stoltenberg, risklerin sadece Avrupa ile sınırlı kalmadığına işaret etti. Güney Çin Denizi ve Tayvan çevresinde tırmanan gerilimin yanı sıra Orta Doğu’da son yılların en yüksek şiddet sarmalının yaşandığını vurguladı.
Gelecekteki kriz merkezlerini bugünden tahmin etmenin imkansız olduğunu söyleyen tecrübeli siyasetçi, güvenlik mimarisinin yeni mottosunu şu sözlerle özetledi: "Öngörülemeyeni tahmin etmeye çalışmayı bırakmalı, öngörülemeyene karşı her an hazır olmalıyız."
Türkiye’nin İttifaktaki "Kilit" Rolü ve Muazzam Ordusu
Türkiye’nin NATO bünyesindeki vazgeçilmez ağırlığına özel bir parantez açan Stoltenberg, Ankara’nın üstlendiği jeopolitik misyonun önemine dikkat çekti. Türkiye’nin Irak ve Suriye gibi kriz bölgelerine komşu olmasının, DEAŞ terör örgütüyle mücadeledeki öncü rolünün, boğazlar üzerindeki hakimiyetinin ve Karadeniz’deki stratejik konumunun müttefikler için hayati bir güvence olduğunu belirtti.
Türkiye’nin NATO’nun en büyük askeri güçlerinden birine sahip olduğunu vurgulayan Stoltenberg, bu yılki büyük zirveye Ankara’nın ev sahipliği yapacak olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkiye’nin güçlü kurumsal bağlılığı sayesinde zirvenin tarihi bir başarıyla sonuçlanacağına inandığını sözlerine ekledi.