DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Türkiye’nin Avrupa pazarına uyum sağlayan bir tedarikçi olmanın ötesine geçmesi gerektiğini belirtti. Yalçındağ, "Türkiye'nin, Avrupa’nın yeşil, dijital ve dirençli sanayi dönüşümünün kurucu ortaklarından biri olarak konumlanması gerekiyor" dedi.
Yalçındağ, yılın ilk yarısında Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yönelik ihracatta kaydedilen artışın, Avrupa ekonomisindeki sınırlı büyüme ve jeopolitik belirsizlikler karşısında değerli bir performans olduğunu aktardı. Türkiye’nin AB ile olan ticari ilişkisinin sadece dönemsel talebe dayanmadığını, aynı zamanda üretim, tedarik ve sanayi entegrasyonu açısından yapısal bir niteliğe sahip olduğunu ifade etti.
İhracatın artışını, Türkiye’nin esnek üretim kapasitesi ve Avrupa değer zincirleri içindeki güvenilir konumu ile açıklandığını vurgulayan Yalçındağ, yılın ilk yarısında AB ülkelerine yapılan ihracatın toplam ihracat içerisindeki payının yüzde 43,5’e yükseldiğini bildirdi.
Yalçındağ, yeşil dönüşüm ve dijital ürün pasaportu gibi yeni AB standartlarına uyum sağlamanın önemine değinerek, Türkiye’nin bu süreçte hızlı, güvenilir ve yeşil tedarikçi kimliğini ön plana çıkarması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, "Türkiye, Gümrük Birliği ilişkisi ve Avrupa değer zincirleriyle yüksek düzeyde bütünleşmiş üretim yapısı sayesinde Avrupa sanayi ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdır" dedi.
Türkiye’nin AB pazarında stratejik bir konum kazanmasının, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve teknik-diplomatik temasların artırılmasıyla mümkün olabileceğini belirten Yalçındağ, Türkiye’nin Avrupa’nın yeşil ve dijital dönüşümünde kurucu ortak rolü üstlenmesi gerektiğini yineledi.
Ayrıca, Avrupa’ya yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısı ile Türkiye’nin önemli bir stratejik fırsat alanı sunduğunu söyleyen Yalçındağ, "Karbon Düzenleme Mekanizması ve AB’nin sağladığı fırsatların, Türkiye’nin AB piyasasındaki rolünü artıracağına inanıyoruz" şeklinde konuştu. Yalçındağ, Türk firmalarının, AB pazarında ortaya çıkan boşlukları doldurabilecek bir konum elde edebileceğini ifade etti.
Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiğini belirten Yalçındağ, Türkiye'nin bu dönüşümün ayrılmaz bir parçası olduğunu ve AB ile ticaret hacminin artırılmasının kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Yalçındağ, Türkiye’nin durgun AB pazarından en çok pay alan ülke olmaya devam edeceğine inandığını, kalıcı rekabet gücünün yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ile sağlanacağını belirtti.