Suriye Kartıyla Lübnan'da Çok Boyutlu Baskı Süreci
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail’in Lübnan sahasında Hizbullah’a karşı yürüttüğü askeri operasyonlarda başarısız olduğunu iddia etmesi ve çözüm adresi olarak Suriye’yi göstermesi, bölgesel jeopolitikte yeni bir tartışma alevi yaktı. Trump'ın, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimin Lübnan’a müdahale edebileceğini ima etmesi gözleri Şam-Beyrut hattına çevirirken, uzmanlar bu çıkışın arka planındaki diplomatik şifreleri çözdü. Bölgeyi yakından takip eden analistlere göre, Beyrut'a askeri bir müdahale olasılığı oldukça zayıf; ancak Trump’ın bu söylemi tarafları köşeye sıkıştırmak için kullandığı güçlü bir manivela niteliği taşıyor.
Şam’dan "Eski Döneme Dönüş Yok" Mesajı
Trump’ın açıklamalarının ardından gözlerin çevrildiği Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, iddialara temkinli ve net bir yanıt verdi. ABD Başkanı’nın ifadelerinin yanlış yorumlandığına dikkat çeken Şara, Suriye’nin geçmişteki askeri vesayet ve müdahale anlayışına geri dönme niyetinde olmadığını kesin bir dille ifade etti. Lübnan’ın egemenliğine saygı duyduklarını belirten Şara, Şam’ın askeri bir müdahale yerine diplomatik ve ekonomik entegrasyona odaklandığını vurguladı. Suriye liderliği, Esed rejiminin devrilmesinin ardından önceliği iç kararlılığa ve ülkenin yeniden inşasına vermiş durumda.
Beyrut’a Güvenlik Uyarısı, İsrail’e Vahşet Freni
Lübnanlı Siyasi Analist Ahmed el-Eyyubi, Trump’ın bu hamleyle Lübnan sahasında dengeli bir baskı mekanizması kurmayı hedeflediğini belirtiyor. İsrail’in yürüttüğü operasyonların sınırları aşarak kitlesel bir yıkıma dönüştüğünü düşünen Trump, Suriye kartını öne sürerek bir anlamda Tel Aviv’e "dur" mesajı veriyor.
Diğer taraftan bu söylem, Lübnan iç siyasetine de sert bir uyarı içeriyor. Ülkedeki yasa dışı silah varlığı ve Hizbullah sorunuyla baş edemeyen resmi kurumlara, "Eğer bu kronik kriz çözülmezse, Lübnan yeniden bölgesel güçlerin müdahale alanı haline gelir" mesajı fısıldanıyor. El-Eyyubi’ye göre Suriye, Hizbullah’ın İran eksenli politikalarından sıyrılmasını isterken, Lübnan’ın istikrarı için diyalog kapısını da tamamen kapatmıyor.
Bölgesel İstikrar İçin Ankara-Riyad-Doha Hattı
Yeni Suriye yönetiminin uluslararası toplumla daha uyumlu bir çizgi çizmesi, sınır güvenliği, kaçakçılığın önlenmesi ve Hizbullah’a giden lojistik hatların kesilmesi gibi kritik başlıkları Şam’ın önceliği haline getirdi. Omran Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanı Vail Ulvan, ABD’nin şu aşamada resmi ve ciddi bir askeri müdahale talebinde bulunmadığını hatırlatıyor. Ancak konunun ilerleyen süreçte daha kurumsal bir nitelik kazanması da ihtimal dışı değil.
Böyle bir senaryoda bile Suriye’nin tek taraflı veya yalnızca ABD desteğiyle hareket etmeyeceğini belirten Ulvan, olası adımların ancak Lübnan hükümeti ve ordusuyla tam koordinasyon içinde, meşru bir zeminde atılabileceğini savunuyor. Ayrıca bölgedeki aktörler, Türkiye’nin İran ile diyalog kurabilme kapasitesi sayesinde bu yeni bölgesel işbirliği modelinde anahtar bir rol oynayabileceği görüşünde.
Tel Aviv’de "Trump'ı Bekleme" Sessizliği
Trump’ın tahmin edilmesi güç ve çok yönlü açıklamaları İsrail kanadında ise memnuniyetsizlikle karşılanıyor. Tel Aviv Üniversitesi Rektör Yardımcısı Eyal Zisser, Trump'ın birbirini nakzeden açıklamalarla sahayı test ettiğini vurguluyor. Zisser'e göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yeni Suriye yönetimine güvenmiyor ve Lübnan’da Hizbullah’tan boşalacak herhangi bir alanda Şam’ın nüfuz sahibi olmasını istemiyor. Ancak mevcut İsrail hükümetinin Trump’ın hamleleri karşısında yapabileceği tek şey, Beyaz Saray'dan çıkacak nihai kararları beklemek ve ona göre pozisyon almak gibi görünüyor. Sahadaki ekonomik ve askeri gerçekler düşünüldüğünde, Suriye'nin Lübnan’da fiziki bir askeri rol üstlenmesi kısa vadede pratik bir seçenek olarak değerlendirilmiyor.