Orta Doğu'da süren jeopolitik gerilimlerin tetiklediği petrol rallisi, ABD'li enerji şirketlerinin ikinci çeyrek kar beklentilerini desteklerken, yükselen benzin fiyatları, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Beyaz Saray üzerindeki siyasi baskıyı artırıyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş ExxonMobil, Chevron ve ConocoPhillips gibi üreticilerin gelir beklentilerini desteklerken, ABD'li tüketiciler için daha yüksek akaryakıt maliyetleri anlamına geliyor. Bu durum, ABD Başkanı Joe Biden yönetimini, enerji sektörünün yüksek karlılığı ile enflasyonla mücadele ve düşük benzin fiyatı hedefi arasında denge kurmaya zorluyor.
Londra Borsası Grubu (LSEG) tahminlerine göre, ExxonMobil'in, ABD/İsrail-İran savaşının desteklediği yüksek petrol fiyatları ve iyileşen rafineri marjlarının etkisiyle ikinci çeyrekte 15,7 milyar dolar net kar açıklaması bekleniyor. Bu rakam, şirketin ilk çeyrek karının yaklaşık üç katına işaret ediyor. Chevron'un ikinci çeyrekte 9,9 milyar dolar net kar açıklayacağı öngörülmüşken, bu durum da ilk çeyreğe göre ciddi bir artış anlamına geliyor. Ayrıca, uzmanlar ConocoPhillips'in güçlü üretim performansıyla karlılığını artırmasını bekliyor.
Petrol sahası hizmet şirketlerinin de iyileşen marjlar ve artan yatırımlarla güçlü finansal sonuçlar açıklayacağı öngörülüyor. Dijital ve veri merkezi faaliyetlerindeki büyümeyi kullanan SLB'nin yeni yatırım döngüsünden en fazla fayda sağlayabilecek şirketler arasında yer alacağı belirtiliyor. Halliburton'ın ise Kuzey Amerika'daki hizmet kapasitesindeki daralmadan destek bulabileceği ifade ediliyor.
Ham petrol fiyatlarındaki artışın pompa fiyatlarına yansıması sonucu yükselen benzin fiyatları, ABD'li tüketicilerin bütçesi üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu durum, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde siyasi baskıyı daha da derinleştirirken, Biden'ın petrol ve akaryakıt fiyatlarının düşürülmesine yönelik çağrılarını yeniden gündeme taşıyor. Başkan Biden, federal düzeyde petrol ve gaz maliyetlerindeki düşüşün pompa fiyatlarına tam olarak yansımadığını düşünerek, bu konuda incelemelerde bulunulmasını istemişti.
Uzmanlar, Kasım'daki ara seçimler yaklaşırken yüksek benzin fiyatlarının Biden ve Demokratlar açısından siyasi risk oluşturduğunu vurguladı. Uluslararası veri şirketi Primary Vision Network Enerji ve Ekonomi analisti Osama Rizvi, mevcut fiyat hareketlerinin "savaş kaynaklı kazançlar" olarak nitelendirilebileceğini ifade etti. Buna karşın, ABD ekonomisindeki zayıf istihdam eğilimleri ve tüketici güvenindeki tarihi düşüşlerin, tüketicilerin olumsuz etkilendiğini gösterdiğini belirtti.
Rizvi, "ABD başkanları seçim dönemlerinde yüksek benzin fiyatlarını göze alamaz," diyerek, benzin ve dizel gibi petrol ürünlerinde arz sıkışıklığı yaşandığını ve rafineri kar marjlarının son yılların en yüksek seviyelerine ulaştığını belirtti.
Bağımsız petrol piyasası analisti Gaurav Sharma, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın başında petrol fiyatlarının 175-200 dolara yükselebileceği yönündeki endişelerin gerçekleşmediğini, bunun nedeninin ABD'nin yüksek petrol arzı olduğunu ifade etti. 100 doların üzerindeki petrol fiyatlarının ABD'li şirketlere doğrudan fayda sağladığını vurguladı.
Sharma, Biden'ın petrol şirketlerine yönelik eleştirilerinin sıklık kazanabileceğine dikkat çekerek, Beyaz Saray ile enerji sektörü arasındaki ilişkilerin güçlü olduğunu vurguladı. "ABD, büyük bir petrol ihracatçısı ve LNG ihracatçısı olarak güçlü bir konumda ve son nesillerin en büyük enerji yatırım sürecine hazırlanıyor," dedi.