Küresel Piyasalarda Kritik Eşik
Orta Doğu’da yaşanan askeri ve diplomatik hareketliliğin küresel piyasalarda yarattığı tedirginlik dalgası yerini stratejik bir bekleyişe bıraktı. Bölgedeki gerilimin azaltılmasına yönelik diplomatik çabalar sürerken, geçtiğimiz dönemde tırmanan jeopolitik risklerin dünya ekonomisinde bıraktığı derin izler bu hafta açıklanacak kritik verilerle netlik kazanacak. Başta ABD olmak üzere majör ekonomilerden gelecek büyüme ve enflasyon rakamları, küresel para politikalarının rotasını yeniden belirleyecek.
Enerji Şoku ve Enflasyonda 'Maliyet' Baskısı
Yılın ilk çeyreğinde ABD-İsrail ile İran hattında tırmanan ve nisan ayındaki ateşkesle bir miktar durulan gerilim, özellikle küresel ticaretin şah damarı konumundaki Hürmüz Boğazı ve çevresindeki lojistik koridorlarda güvenlik endişelerini zirveye taşımıştı. Yaşanan bu süreçte arz güvenliği korkularıyla sert yükselişler kaydeden petrol fiyatları, tansiyonun kısmen düşmesiyle geri çekilse de enerji maliyetlerindeki bu dalgalanmanın makroekonomik dengelere faturası ağır oldu.
Ekonomi uzmanları; nakliye koridorlarındaki gecikmeler, sanayi üretim maliyetleri ve enerji girdilerindeki yukarı yönlü bu hareketin, Mart ve Nisan ayı enflasyon verilerinde kalıcı tortular bıraktığına dikkat çekiyor. Şimdi en büyük endişe, bu tedarik ve maliyet şokunun küresel enflasyonu yeniden kontrolden çıkarması.
Fed’in Radarı Perşembe Gününe Kilitlendi
Küresel finans dünyasının ajandasında bu haftanın en kritik günü Perşembe olarak işaretlenmiş durumda. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararlarını şekillendirirken en duyarlı olduğu enflasyon göstergesi konumundaki Çekirdek Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi kamuoyuna açıklanacak. Finansal analistler, nisan dönemine ilişkin çekirdek PCE’nin aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 3,3 seviyesinde bir artış hızı sergileyeceğini öngörüyor.
Aynı gün, ABD ekonomisinin yılın ilk çeyreğine ilişkin revize edilmiş Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verileri de piyasaların ekranında olacak. Öncü verilerde yıllıklandırılmış olarak yüzde 2 büyüme kaydeden ABD ekonomisinin, bu revizyonda da performansını koruyup koruyamadığı incelenecek. Gelecek bu çifte veri seti, Fed’in yıl sonuna doğru atacağı sıkılaşma ya da gevşeme adımlarının zamanlamasını doğrudan tayin edecek.
Avrupa Merkez Bankası 'Şahin' Mevzisini Koruyor
Avrupa cephesinde ise enerji fiyatlarındaki geçici rahatlamanın enflasyonist baskıyı hafifletip hafifletmeyeceği derin bir tartışma konusu. Bahar aylarında enerji fiyatlarındaki oynaklık nedeniyle yukarı yönlü bir seyir izleyen Avro Bölgesi enflasyonu, Avrupa Merkez Bankası’na (ECB) yönelik sıkı para politikası beklentilerini masada tutmaya devam ediyor. Güncel piyasa fiyatlamaları, ECB’nin yıl sonuna kadar en az iki kez faiz artışına gidebileceği senaryolarını güçlendiriyor.
Bu kapsamda Cuma günü Almanya’dan gelecek olan Mayıs ayı öncü enflasyon verileri, Orta Doğu kaynaklı enerji şokunun kıta Avrupası’nın lokomotif ekonomisinde ne kadar kalıcı hasar bıraktığını ölçmek için bir turnusol kağıdı işlevi görecek. Almanya'da TÜFE'nin aylık yüzde 0,2, yıllık bazda ise yüzde 3 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Asya’da Yavaşlama ve Enflasyon İkilemi
Küresel ekonomik görünümün eksiksiz tamamlanması için Asya piyasalarından gelen sinyaller de yakından izleniyor. Dünyanın üretim üssü Çin’de nisan ayına ait sanayi üretimi (yüzde 4,1) ve perakende satışlar (yüzde 0,2) verilerinin beklentilerin oldukça gerisinde kalması, küresel talepteki kırılganlığın büyümeyi baskıladığını açıkça ortaya koyuyor.
Japonya tarafında ise nisan ayı ulusal enflasyonunun yüzde 1,4 ile tahminlerin altında kalmasıyla gözler, ülkedeki genel fiyat eğilimlerinin en güçlü öncü sinyali olarak kabul edilen Mayıs ayı Tokyo TÜFE verisine çevrildi. Yıllık yüzde 1,6 seviyesinde gerçekleşmesi beklenen Tokyo enflasyonu, Asya'daki ultra gevşek para politikalarının geleceği açısından kritik bir dönemeç olacak.