Alman Sanayisinde Dış Ticaret İyimserliği Dip Yaptı
Avrupa ekonomisinin lokomotifi Almanya, küresel pazarlardaki jeopolitik riskler ve kronikleşen yüksek enerji maliyetleri nedeniyle zorlu bir dönemeçten geçiyor. Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo) tarafından açıklanan mayıs ayı verileri, Alman ihracat sektöründeki beklentilerin son bir yılın en düşük seviyesine gerilediğini ortaya koydu. Nisan ayında eksi 1,2 puan olarak kayıtlara geçen Sanayi İhracat Beklenti Endeksi, mayısta eksi 5,5 puana kadar gerileyerek Nisan 2025'ten bu yana en karamsar tabloyu çizdi.
Ifo Araştırma ve Ekonomik Tahmin Müdürü Timo Wollmershauser, yılın ilk çeyreğinde yakalanan geçici toparlanma eğiliminin kalıcı olamadığına dikkat çekerek, küresel ölçekteki jeopolitik belirsizliklerin dış ticaret önündeki en büyük bariyer olmaya devam ettiğini vurguladı.
Lokomotif Sektörlerde Güven Kaybı
Mayıs ayı verilerindeki en radikal değişim, ülkenin en güçlü olduğu alanların başında gelen otomotiv sektöründe yaşandı. Son dört aydır dış pazarlara yönelik oldukça iyimser bir grafik çizen otomotiv üreticileri, mayıs ayı itibarıyla rotayı düşüş beklentisine çevirdi. Benzer şekilde metal sanayisinde de dış satışlara yönelik karamsarlık hakim olurken; yüksek maliyetlerin pençesindeki enerji yoğun sektörlerin genelinde hacimsel daralma öngörülüyor. Sektörler arasında yalnızca elektrik mühendisliği hafif bir ivme kaybına rağmen pozitif kalmayı başarırken, mobilya üreticileri dış pazarda büyüme bekleyen nadir gruplardan biri oldu.
İlk Çeyrekteki Bahar Havası Kısa Sürdü
Alman ekonomisi, Kovid-19 pandemisi sonrasındaki yeniden yapılanma sürecinde Çin'in agresif rekabeti ve tırmanan enerji fiyatları yüzünden geleneksel ihracata dayalı büyüme modelini sürdürmekte zorlanıyor. Yılın ilk üç ayında kimya, ilaç ve metal sektörlerinin desteğiyle mal ve hizmet ihracatını yüzde 3,3 artıran ülke, gayrisafi yurt içi hasılasını (GSYH) yüzde 0,3 büyüterek yıla umutlu bir başlangıç yapmıştı.
Ancak mayıs verileri, bu büyüme dinamiğinin soluğunun çabuk kesildiğini gösterdi. Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) ve Ekonomi Bakanlığı, nisan-haziran dönemini kapsayan ikinci çeyrekte büyümenin sert şekilde yavaşlayabileceği ve ekonominin yeniden durgunluk (stagnasyon) sarmalına girebileceği yönünde uyarılarda bulunuyor. Özellikle Orta Doğu kaynaklı yeni enerji şoklarının, üreticiler üzerindeki baskıyı ikinci çeyrekte çok daha görünür kılacağı tahmin ediliyor.
İş Dünyasından "Sermayemizden Yiyoruz" Çığlığı
Ekonomideki bu tıkanma, iş dünyasının çatı örgütlerinin tahminlerine de yansıdı. Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK), 23 bin firmanın katılımıyla gerçekleştirdiği kapsamlı iş dünyası anketinin ardından ülkenin 2026 yılı GSYH büyüme tahminini yüzde 1’den yüzde 0,3’e indirdi. Bu revizyonla birlikte DIHK, federal hükümetin yüzde 0,5’lik öngörüsünden bile daha karamsar bir noktaya gelmiş oldu.
Anket sonuçları, Alman şirketlerinin mevcut duruma yönelik algısının pandemi dönemindeki negatif seviyelere gerilediğini gösteriyor. Katılımcıların yüzde 26'sı mevcut iş durumunu "kötü" olarak tanımlarken, yüzde 33’ü önümüzdeki 12 ay içinde koşulların daha da ağırlaşacağını düşünüyor. Şirketlerin yüzde 70'i ise en büyük ticari risk faktörü olarak enerji ve ham madde fiyatlarını işaret ediyor.
Yapısal Sorunlar ve "Çifte Kriz" Kıskacı
Mevcut konjonktürü değerlendiren DIHK Genel Müdürü Helena Melnikov, ekonomide üst üste yaşanan üç yıllık duraklamanın şirketlerin finansal rezervlerini tükettiğini ifade etti. Durumu hem iç yapısal sorunların hem de küresel çatışmaların getirdiği "çifte kriz" olarak tanımlayan Melnikov, şu ifadeleri kullandı:
"Geçmiş dönemlerdeki krizlerin aksine, artık firmalarımızın bu yükleri göğüsleyebilecek rezervleri kalmadı. Almanya’da şu an tam anlamıyla sermayemizden yiyoruz. Yüksek iş gücü maliyetleri, bürokratik engeller ve ağır vergi yükü yetmezmiş gibi, Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği petrol, gaz ve plastik fiyatlarındaki fahiş artışlar bardağı taşıran son damla oldu."
Melnikov, Başbakan Friedrich Merz hükümetinin ilk yılında kritik reform kararlarını ertelemesini de eleştirerek, içerideki yapısal reformlara hız verilmediği sürece piyasalarda güveni yeniden inşa etmenin ve sürdürülebilir bir toparlanma yakalamanın oldukça uzak bir ihtimal olduğunu belirtti. Küresel tahmin kuruluşları da bu tabloyu destekliyor; nitekim Avrupa Komisyonu, yüksek enerji maliyetlerini gerekçe göstererek Almanya'nın büyüme beklentisini geçtiğimiz günlerde yarı yarıya azaltarak yüzde 0,6 seviyesine çekmişti.