MTA’nın Yeni Diri Fay Haritası Yayımlandı
Türkiye’nin yeraltı dinamiklerini ve deprem risk profilini belirleyen en kritik dökümanlardan biri olan "Türkiye Diri Fay Haritası", Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü tarafından tamamen yenilendi. Yaklaşık 13 yıldır süren kapsamlı saha araştırmaları, paleosismolojik kazılar ve son büyük depremlerden elde edilen verilerin ışığında hazırlanan 2026 yılı güncel haritası, çarpıcı bir gerçeği gözler önüne serdi. 2013 yılındaki çalışmada 485 olarak kayıtlara geçen diri fay sayısı, yeni geometrik tespitler ve segmentasyon güncellemeleriyle birlikte 700'e ulaştı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, 1200’den fazla bilimsel kaynağın taranmasıyla oluşturulan ve 2 bin 155 temel haritayı barındıran bu dev çalışmanın, sadece bir risk haritası olmadığını, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek stratejik bir rehber olduğunu vurguladı.
Yatırımlardan Afet Yönetimine Stratejik Kılavuz
Yeni harita, yalnızca deprem riski taşıyan bölgelerde yaşayan vatandaşları değil; devletin makro planlamalarını, kentsel dönüşüm stratejilerini ve milyarlarca dolarlık enerji yatırımlarını da doğrudan etkileyecek. Bakan Yardımcısı Tancan, haritanın kullanım alanını şu sözlerle özetledi:
"Bu çalışma; afet yönetiminden acil durum planlamasına, kentsel dönüşümden ulaşım projelerine, barajlardan kritik altyapı tesislerine kadar çok geniş bir alanda ana referans kaynağı olacak. Ayrıca madencilik faaliyetlerinde cevherleşme süreçlerinin anlaşılması, petrol, doğal gaz ve jeotermal enerji kaynaklarının keşfi ile sürdürülebilir kalkınma politikaları için hayati bir zemin sunuyor."
Faylar Artık Anlık Takipte: "Yaşayan Harita" Dönemi Başlıyor
2026 güncellemesinin en devrimsel yönü ise haritanın artık durağan (statik) bir yapıdan çıkarılıp dinamik bir sisteme dönüştürülmesi oldu. Geliştirilen web tabanlı altyapı sayesinde, üniversiteler ve bağımsız araştırma kurumları tarafından üretilen yeni bilimsel veriler doğrudan sisteme aktarılabilecek.
Verilerin doğruluğunu incelemek amacıyla kamu, akademi ve MTA uzmanlarından oluşan kalıcı bir "Bilim Kurulu" kuruldu. Kurul, gelen verileri çevrim içi ya da saha incelemeleriyle değerlendirerek haritaya işleyecek. Böylece yeni bir fay hattının veya kırılma riskinin sisteme yansıması için yıllarca beklenmesi gerekmeyecek; Türkiye’nin tektonik veri tabanı sürekli yaşayan ve gelişen dijital bir yapıya kavuşacak.
Tarihsel Süreçte Deprem Bilgi Altyapısı Güçleniyor
Türkiye’nin sismik geçmişine de değinen Tancan, ilk resmi çalışmanın 1941 yılında "Türkiye Zelzele Haritası" adıyla basıldığını, diri fay haritacılığının ise modern anlamda ilk kez 1992’de hayatımıza girdiğini hatırlattı. 2012 yılında başlatılan "Türkiye Paleosismoloji Araştırmaları Projesi" kapsamında bugüne kadar 240 fay segmentinde geçmiş depremlerin izlerinin sürüldüğünü belirten Tancan, MTA’nın kesintisiz çalışmalarıyla Türkiye'nin deprem bilgi altyapısının her geçen gün daha da sarsılmaz bir hale geldiğini ifade etti.