Ekonomide Dayanıklılık ve Küresel Atılım Dönemi
Ankara, küresel ticaretin ve yapı sektörünün geleceğinin masaya yatırıldığı kritik bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Ticaret Bakanlığı destekleriyle Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından hayata geçirilen "İnşaat Zirvesi Türkiye" programında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin küresel risk dalgalarını fırsata çevireceği yeni bir dönemin şifrelerini paylaştı. Yakın coğrafyadaki gerilimlerin ve savaşların bölge ülkeleriyle birlikte Türkiye’ye de belirli ekonomik yükler getirdiğini ifade eden Yılmaz, "Orta vadede önemli kazançlar sağlayacağımız bir döneme giriyoruz" diyerek makroekonomik hedeflere olan güveni tazeledi.
Büyümenin ve Enflasyonla Mücadelenin Gizli Kahramanı
İnşaat sektörünün yalnızca fiziki yapılar inşa etmekle kalmayıp, Türkiye'nin kalkınma ve makroekonomik istikrar süreçlerinde de kritik bir kaldıraç görevi üstlendiğini belirten Yılmaz, sektörün enflasyonla mücadele programına sunduğu katkılara dikkat çekti. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki doğrudan payı yüzde 6 civarında olan bu ekosistemin, tetiklediği diğer alt sektörlerle birlikte çarpan etkisinin çok daha yüksek olduğu ifade edildi.
Türkiye ekonomisinin 2002-2025 yılları arasında yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüdüğü dönemde, inşaat sektörünün yüzde 6,8'lik bir ivme yakaladığını hatırlatan Yılmaz, geçtiğimiz yıl genel ekonominin yüzde 3,6 büyüdüğü süreçte sektörün yüzde 10,8 gibi dikkat çekici bir performans sergilediğini aktardı. Bu dinamizmin istihdam piyasasını da doğrudan beslediğini dile getiren Yılmaz, sektördeki doğrudan istihdamın 2,2 milyon kişinin üzerine çıktığını müjdeledi.
Küresel Arenada Çin’in Ardından Dünya İkincisiyiz
Türk müteahhitlik firmalarının sınır ötesindeki başarı hikayelerine değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı, sektörün uluslararası arenadaki gücünü şu verilerle ortaya koydu: "Türk müteahhitlik firmaları bugüne kadar 138 farklı ülkede yaklaşık 563 milyar dolarlık devasa bir proje hacmine ulaştı. Dünyanın en büyük uluslararası müteahhitlik firmaları sıralamasında üstlendiğimiz proje sayısı ve firma çeşitliliği bakımından Çin'in hemen ardından dünya ikincisi konumundayız. Küresel ölçekte en büyük 250 uluslararası müteahhitlik şirketi listesinde 45 Türk firmasının yer alması, ulaştığımız küresel vizyonun ve güvenilirliğin net bir ilanıdır."
Yapı malzemeleri sektörünün de bu başarıda büyük bir payı olduğunu belirten Yılmaz, geçen yıl 35,5 milyar dolarlık dış satım gerçekleştiren sektörün, Türkiye’nin toplam mal ihracatının yaklaşık yüzde 13’ünü tek başına sırtladığını kaydetti. Bölgesel çatışmaların sona ermesiyle birlikte yakın coğrafyanın yeniden imar edilmesinde Türk şirketlerine büyük görevler düşeceğini ekleyen Yılmaz, TURQUALITY'den fuar ve tasarım desteklerine kadar geniş bir yelpazede ihracatçıların yanında olmaya devam edeceklerini vurguladı.
"Kentsel Dönüşüm Siyasi Bir Tercih Değil, Yaşam Kurtaran Bir Zorunluluktur"
İnşaat sektöründeki teknolojik kabuk değişimine de değinen Yılmaz, yapay zeka, dijital otomasyon ve yeşil dönüşüm gibi yeni nesil yatay teknolojilerin inşaat süreçlerini kökten değiştirdiğini belirtti. Türkiye'nin kalkınma vizyonunun merkezine yeşil ve dijital adaptasyonu koyduklarını hatırlatan Yılmaz, afet riskleriyle mücadele konusunda hayati uyarılarda bulundu:
"Afetler kapıyı çalmadan önce riskleri yönetmek mecburiyetindeyiz. Eğer krizleri yönetmekle zaman kaybetmek istemiyorsak, risk yönetimi felsefesini oturtmalıyız. Şehirlerimizdeki riskli yapıların dönüştürülmesi üzerine yapılan sığ tartışmaları bir kenara bırakmalıyız. Çok net ifade ediyorum: Kentsel dönüşüm bir tercih değil, doğrudan insan hayatını kurtaran bir zorunluluktur. Bu büyük dönüşümü akıllı şehir uygulamaları, sürdürülebilir ulaşım ağları ve gelişmiş yapı teknolojileriyle taçlandırarak şehirlerimizin yapısal dayanıklılığını artıracağız."
Üç Kıtanın Merkezinde Yeni Ticaret ve Enerji Rotaları
Dünyada küresel üretim felsefesinin değiştiğini; "En düşük maliyetle nerede üretim yaparım?" sorusunun yerini "Riskleri azaltarak, tedarik güvenliğini ve dayanıklılığını nerede sağlarım?" arayışına bıraktığını belirten Yılmaz, Türkiye’nin tam da bu noktada küresel bir çekim merkezi haline geldiğini ifade etti.
Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişim noktasında yer alan Türkiye’nin jeostratejik konumuna dikkat çeken Yılmaz, "Zengezur Koridoru'ndan Kalkınma Yolu'na, tarihi Hicaz Demiryolu vizyonuna kadar çok geniş bir perspektife sahibiz. Bu koridorları yalnızca lojistik ve taşımacılık hatları olarak okumamak gerekir. Bu güzergahlar aynı zamanda dünyanın yeni enerji otobanları, yeni dijital ağları ve modern ticaret rotalarıdır. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda güçlü mühendislik birikimimizi, üretim kapasitemizi ve dijital dönüşüm kabiliyetimizi bu rotalara entegre ederek küresel pazardaki gücümüzü perçinleyeceğiz" diyerek sözlerini noktaladı.