AB Diplomasisinde Yapısal Kriz Kapıda
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın performansı ve yönetim anlayışı etrafında dönen tartışmalar, Birliğin dış politika karar alma mekanizmasındaki kronikleşmiş sorunları yeniden su yüzüne çıkardı. Strazburg’da düzenlenen Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, Brüksel'in küresel krizler karşısındaki eylemsizliğine yönelik sert eleştirilerin sahnesi oldu.
Milletvekilleri, Ukrayna’daki savaştan Orta Doğu’daki insani dramlara kadar pek çok stratejik dosyada AB’nin ağırlığını koyamadığını vurguluyor. Binlerce personeli ve devasa bütçesiyle bilinen AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS), uluslararası arenada somut sonuçlar üretememekle ve yalnızca sembolik kınama mesajları yayımlayan bir yapıya dönüşmekle suçlanıyor. Kurumu hedef alan en dikkat çekici eleştiri ise parlamentodaki bir vekilin "5 bin diplomatınız var ama Ukrayna için tek bir barış planınız yok" çıkışıyla somutlaştı.
Paris ve Berlin’den Radikal Öneriler: Yetki Devri Masada
Brüksel'deki bu siyasi sarsıntının fitilini ateşleyen gelişme, Fransa hükümeti tarafından hazırlandığı öne sürülen ve basına sızdırılan gayri resmi bir çalışma belgesi oldu. Almanya’nın da arka çıktığı belirtilen bu strateji belgesi, Kallas’ın mevcut makamını ve yetki alanını doğrudan hedef alıyor.
Sızan belgede, AB diplomasisinin geleceğine dair üç farklı senaryo üzerinde duruluyor:
İlk iki seçenek; Kallas’ın yürütme gücünü önemli ölçüde zayıflatmayı, temel dış politika yetkilerini AB Komisyonuna devretmeyi ve üye ülke liderlerinin oluşturduğu AB Konseyinin diplomatik ağırlığını artırmayı amaçlıyor.
Üçüncü seçenek ise; Yüksek Temsilci’nin ticaret gibi jeopolitik yansımaları olan stratejik alanlarda denetim yetkisini genişleterek gücünü artırmasını içeriyor.
"Ortak Çizgiyi Aşma" Suçlaması ve Çift Kutuplu Tepkiler
Eski Estonya Başbakanı olan Kallas’a yöneltilen eleştirilerin odağında, Birlik içindeki 27 üye ülkenin üzerinde uzlaştığı ortak dış politika sınırlarını aşan kişisel çıkışları yer alıyor. Fransa, Almanya, Finlandiya ve İrlanda gibi aktörler, hassas dosyalarda daha temkinli ve başkentlerle istişare halinde bir dil kullanılması gerektiğini savunurken; Slovakya Başbakanı Robert Fico gibi isimler Kallas’ın görevden alınması gerektiğini açıkça dile getiriyor.
Kallas’ın özellikle Rusya-Ukrayna savaşı konusundaki tavizsiz ve katı tutumu, AB’yi coğrafi olarak ikiye bölmüş durumda. Baltık ve İskandinav ülkeleri ile Polonya bu şahin politikayı desteklerken, Batı ve Güney Avrupa ülkeleri Moskova ile diplomatik kanalların tamamen kapatılmaması gerektiğine inanıyor.
Öte yandan, Kallas’ın geçtiğimiz aylarda İsrail’in Filistin politikalarını "apartheid" rejimine benzettiğine dair iddialar da Brüksel bürokrasisinde ciddi bir rahatsızlık yarattı. Diplomatlar, resmi bir ortak pozisyon olmadan bu tür bağlayıcı ifadeler kullanılmasının AB’nin kurumsal güvenirliğini zedelediğini belirtiyor.
Von der Leyen ile Gizli Güç Mücadelesi
Krizin bir diğer boyutu ise kurumsal güç savaşları. Ursula von der Leyen liderliğindeki AB Komisyonu, son dönemde geleneksel olarak Yüksek Temsilci'nin uhdesinde olan dış politika alanında roller çalmaya ve daha görünür olmaya başladı. Bu durumun yarattığı yetki karmaşası ve nüfuz mücadelesinin, sızdırılan reform belgelerinin arkasındaki temel motivasyon olduğu konuşuluyor.
Her ne kadar AB Komisyonu bu iddiaları reddederek EEAS’a olan desteğinin tam olduğunu açıklasa da, Brüksel koridorlarındaki hava kurumsal bir çatışmaya işaret ediyor.
Kallas Kendini Savundu: "Her Zaman Avrupa'yı Temsil Ettim"
Eleştirilerin hedefindeki isim Kaja Kallas ise AP Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada geri adım atmadı. Hem Orta Doğu hem de Rusya politikalarında AB'nin aslında tek bir blok halinde hareket ettiğini savunan Kallas, "Ben her zaman Avrupa’nın ortak pozisyonunun sesi oldum" diyerek kendisini savundu.
EEAS personeline gönderdiği kurum içi mesajda ise AB Komisyonu ile üye ülkeler arasındaki bu yetki tartışmalarının servisin kurulduğu 2011 yılından beri var olduğunu hatırlatan Kallas, bugünkü sıradışı jeopolitik riskler altında bu seslerin yükselmesinin "doğal bir süreç" olduğunu ifade etti.
Avrupa Birliği’nin dış politika mekanizmasını kökten değiştirebilecek bu reform ajandasının, 2 Eylül’de İrlanda’da gerçekleştirilecek olan gayriresmi AB Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda (Gymnich) masaya yatırılması ve sert tartışmalara gebe olması bekleniyor.