Küresel tahvil piyasalarında yaşanan sert satış dalgası, yüksek enflasyon, faiz artışları ve kronikleşen borç yükü kıskacında yeni bir boyut kazanıyor. ABD, Fransa, Almanya ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde devlet borçlanma maliyetleri, bu etkenlerle birlikte onlarca yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Yükselen tahvil faizleri ve ABD ekonomisi
Yükselen tahvil faizlerinin hanehalkı ve şirketleri baskılayarak kamu maliyesini kötüleştirebileceği belirtiliyor. ABD Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan ve beklentileri aşan 2. çeyrek GSYH verileri ile enflasyonun, Fed'in hedefinin oldukça üzerinde kaldığını gösteren ağustos ayı kişisel gelir ve tüketim harcamaları verileri, piyasalardaki yangını körükledi. ABD ekonomisinin hala çok sıcak olduğunu kanıtlayan bu veriler, Fed'in sıkı para politikasını sürdüreceği endişesiyle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizini %5,34 ile 2002'den bu yana en yüksek seviyeye çıkardı.
Faiz giderleri ve borç yükü
Tahvil faizleri, konut kredilerinden araç kredilerine kadar tüm borçlanma maliyetlerinin temelini oluşturuyor. ABD'de en yaygın 30 yıllık konut kredisinin faiz oranı, 2025'in başından bu yana ilk kez %7 sınırını aştı. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) verilerine göre, büyük ekonomilerin faiz giderleri, yapay zeka, savunma veya temiz enerjiye yapılan küresel yatırımların her birini geride bırakmış durumda. ABD ile İran arasındaki gerilimin petrol fiyatlarındaki artışı tetiklemesi, enflasyonu da besleyerek faiz oranlarını yukarı çekiyor.
Analistler, ABD'nin toplam borç yükünün 40 trilyon doları aşmasının, piyasalardaki tedirginliği artırdığını belirtiyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, bu süreçte yapısal bir rol oynuyor ve yapay zeka alanındaki beş büyük teknoloji şirketi, veri merkezlerini fonlamak amacıyla bu yıl 220 milyar dolarlık tahvil ihraç etti.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, endişelerin genel ekonomik gücü gölgelememesi gerektiğini savunuyor. Ancak, yatırımcılar hükümetlerden daha yüksek faiz talep ederek mali disiplin sağlamayı hedefliyor. Petrol fiyatlarının düşüşü ise kısa vadede rahatlama sağlayabilirken, uzun vadeli maliyetlerin düşmesi için hükümetlerin borçları azaltma yönünde adım atması gerektiği vurgulanıyor.
Küresel tahvil piyasalarındaki sıkışma, döviz piyasalarını da baskı altında bırakıyor. Avustralya merkezli KCM Trade’in piyasa analisti Tim Waterer, bu yükselişin arkasında yüksek petrol fiyatları ve kamu borç yükü olduğunu belirtirken, ING FX Stratejisti Francesco Pesole, Fransa-Almanya 10 yıllık tahvil faizi makasının 130 baz puana ulaştığını ve mevcut bütçe planının yapısal sorunları çözmede yetersiz kaldığını ifade ediyor.