Brexit Britanya Ekonomisini Nasıl Etkiledi?
İngiltere’nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği’ne veda etme kararının üzerinden tam 10 yıl geçti. 23 Haziran 2016'da seçmenlerin yüzde 52’sinin onayıyla hayata geçen ve resmi süreçleri yaklaşık 5 yıl süren Brexit, vaat edilen ekonomik bağımsızlık ve sıçramanın aksine Britanya ekonomisine kademeli bir yük getirdi. Analizler, Ada ekonomisinin bu süreçte 1 trilyon sterlini aşan bir potansiyel fırsat kaybıyla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
Kademeli ve Birikimli Baskı: Ekonomide Yüzde 6’lık Kayıp
Ekonomistler ve İngiltere Merkez Bankası'nın şirket verileri üzerinden yürüttüğü kapsamlı simülasyonlar, ayrılık kararının Birleşik Krallık ekonomisinde yaklaşık yüzde 6 ila yüzde 8 arasında bir daralmaya veya büyüme kaybına yol açtığını ortaya koyuyor. Stanford Üniversitesi’nden Prof. Nick Bloom’un da dikkat çektiği üzere, Brexit öncesinde güçlü bir büyüme ivmesi yakalayan İngiltere, bu şok yaşanmasaydı bugün ABD’nin büyüme performansına çok daha yakın bir seyir izleyebilecekti.
Uzmanlar, yaşanan bu devasa kaybı iki temel faktöre bağlıyor:
Uzun Süren Belirsizlik Dönemi: Referandum sonrasındaki yıllarda ticaret kurallarının nasıl şekilleneceğine dair yaşanan sis perdesi, şirketlerin yatırım ve büyüme kararlarını uzun süre ertelemesine neden oldu.
Gümrük ve Tek Pazar Engelleri: 2021 itibarıyla AB gümrük birliği ve tek pazarından resmen çıkılması, lojistik maliyetlerini artırırken ticari bürokrasiyi de zirveye taşıdı. İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi verilerine göre, 2016’da 205 milyar sterlin olan AB’ye mal ihracatı, 2025 yılına gelindiğinde 185 milyar sterline kadar geriledi.
Kamuoyunda İbre Tersine Döndü: AB’ye Dönüş Arzusu Yükselişte
Araştırma şirketi Ipsos’un son kamuoyu yoklamaları, Britanya halkının ayrılık konusundaki fikrinin on yıl içinde radikal bir biçimde değiştiğini belgeliyor. Bugün İngilizlerin yüzde 52’si Avrupa Birliği’ne yeniden katılma fikrini desteklerken, birliğe dönüşe karşı çıkanların oranı yüzde 33’te kalıyor. Katılımcıların yüzde 48’i sürecin "beklediklerinden çok daha kötü gittiğini" açıkça ifade ediyor.
Ayrıca ülkede AB üyeliği için yeni bir referandum yapılması ihtimali belirse, halkın yaklaşık yarısı sandığa giderek "Evet" demeye hazır görünüyor. Ancak AB kanadı, yeni bir üyeliğin eski imtiyazlar olmadan, tüm mali yükümlülüklerin ve kuralların eksiksiz kabulüyle mümkün olabileceğini belirterek kapıyı kısa vadede mesafeli tutuyor.
Siyasette Yeni Arayışlar: Starmer Hükümeti İlişkileri Onarıyor
Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, iç siyasetteki hassas dengeler nedeniyle tam üyeliği şu an için resmen masaya getirmese de, Avrupa ile ilişkileri "yeniden düzenleme" politikasını öncelik haline getirdi. Özellikle savunma, güvenlik ve ticari entegrasyonu artırmayı hedefleyen kademeli bir yakınlaşma stratejisi izleniyor.
Bloomberg Economics tarafından yapılan projeksiyonlar da bu stratejinin önemini doğruluyor. Analizlere göre, tam üyelik gerçekleşmeden atılacak ara adımların hiçbiri, Brexit’in ekonomide yarattığı tahribatın yarısını bile onarmaya yetmiyor. Yıllık bazda yaklaşık 30 milyar sterlinlik bir vergi gelirinden mahrum kalan Londra yönetimi için Avrupa ile köprüleri yeniden kurmak, artık bir siyasi tercihten ziyade ekonomik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.