Avrupa genelinde hisse senetleri negatif bir görünüm sergiledi. Stoxx Europe 600 endeksi yüzde 1,8 gerileyerek 563 puana düşerken, Almanya’da DAX 40 yüzde 2,1, Fransa’da CAC 40 yüzde 1,6, İspanya’da IBEX 35 yüzde 2,2 ve İtalya’da FTSE MIB 30 yüzde 2 kayıp yaşadı. İngiltere’de FTSE 100 endeksi de yüzde 1,6 düşüşle işlem gördü.
Piyasalardaki satış dalgası, bölgesel olmaktan çıkıp küresel risk algısındaki bozulmanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Hürmüz Boğazı gerilimi piyasaların odağında
ABD ile İran arasında artan tansiyon, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden enerji taşımacılığına ilişkin endişeleri derinleştirdi. Washington’un boğazın açılması için verdiği süre ve Tahran’dan gelen sert açıklamalar, çatışmanın genişleyebileceği ihtimalini güçlendirdi.
G7 ülkeleri ise kritik deniz yollarında güvenliğin korunması çağrısı yaparak enerji arzının kesintisiz sürmesi için koordinasyon mesajı verdi.
Enerji fiyatları ve enflasyon beklentisi baskıyı artırıyor
Petrol fiyatlarında görülen dalgalanma, Avrupa’da zaten yüksek seyreden enerji maliyetlerini daha da yukarı taşıyabileceği endişesini beraberinde getirdi. Bu durum, enflasyon görünümünü bozabileceği gibi merkez bankalarının para politikası alanını da daraltıyor.
Avrupa Merkez Bankası’nın gelecek toplantısında faiz artırabileceğine yönelik beklentiler güçlenirken, piyasalar bu ihtimali yüksek oranda fiyatlamaya başladı.
Tahvil faizlerinde tarihi seviyeler
Artan enflasyon ve faiz beklentileri, Avrupa tahvil piyasalarında da sert hareketlere yol açtı. Fransa’nın 10 yıllık tahvil faizi 2011’den bu yana en yüksek seviyeye çıkarken, Almanya’nın 10 yıllıkları yüzde 3’ün üzerine tırmandı. İngiltere’de 10 yıllık tahvil faizi ise 2008’den bu yana en yüksek seviyelere yaklaşarak dikkat çekti.
Bu yükseliş, finansal koşulların sıkılaşmaya devam ettiğini ve hisse senedi piyasaları üzerindeki baskının sürebileceğini gösteriyor.
Gözler veri akışında ve jeopolitik gelişmelerde
Piyasalarda günün geri kalanında Orta Doğu’dan gelecek haber akışı belirleyici olmaya devam edecek. Bunun yanında ABD’de açıklanacak Chicago Fed Ulusal Aktivite Endeksi ve Avro Bölgesi tüketici güveni verileri de yatırımcıların radarında yer alıyor.
Mevcut tablo, jeopolitik risklerin kısa vadede Avrupa piyasaları üzerindeki etkisini sürdürmeye devam edeceğine işaret ediyor.