Teknoloji Rallisi Jeopolitik Kriz Dinlemedi
Küresel finans piyasaları, Orta Doğu’da yüzüncü gününü geride bırakan ağır jeopolitik riskler ile teknoloji dünyasının sunduğu fütüristik büyüme vadeden yapay zeka dalgası arasında tarihi bir sınav veriyor. 28 Şubat’ta karşılıklı askeri hamlelerle başlayan ve Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji koridorlarını tehdit eden gerilim dalgası, piyasalarda zaman zaman sert rüzgarlar estirse de yatırımcıların teknolojiye olan iştahını kesmeye yetmedi. Yapay zeka odaklı milyar dolarlık stratejik ortaklıklar ve büyüme hikayeleri, jeopolitik korkuların önüne geçerek küresel piyasa değerini 157,5 trilyon dolardan 161,6 trilyon dolara taşıdı ve finans dünyasına yaklaşık 4,1 trilyon dolarlık devasa bir taze sermaye girişi sağladı.
Silahların Gölgesinde Nvidia’nın Trilyon Dolarlık Vizyonu
Piyasalardaki bu direncin ve adeta yer çekimine meydan okuyan yükselişin arkasında, teknoloji şirketlerinin göz kamaştıran finansal performansları yer alıyor. Özellikle çip mimarisinin küresel lideri Nvidia, üç aylık dönemde gelirlerini yüzde 85 gibi astronomik bir oranla artırarak 81,6 milyar dolara ulaştırdı. Şirketin kurucusu ve tepe yöneticisi Jensen Huang, dünya genelinde yükselen yapay zeka fabrikalarını "insanlık tarihinin en büyük altyapı hamlesi" olarak nitelendiriyor. Huang’ın, yeni nesil Blackwell ve Rubin mimarili çiplerden 2027 yılına kadar en az 1 trilyon dolarlık gelir elde etmeyi öngördüklerini açıklaması, yatırımcıların kısa vadeli bölgesel krizler yerine uzun vadeli teknolojik dönüşüme odaklanmasını sağlayan ana unsur oldu.
Diplomatik Temaslar ve Petrol Koridorunda Tansiyon Grafiği
Bölgesel gerilimin enerji fiyatları üzerindeki baskısı ise küresel ekonominin yumuşak karnı olmayı sürdürüyor. Çatışmaların ilk evrelerinde arz güvenliği endişeleriyle 114 dolara kadar fırlayan Brent petrolün varil fiyatı, 8 Nisan’da sağlanan geçici ateşkes süreci ve arabulucular vasıtasıyla yürütülen diplomatik temasların etkisiyle 90 dolar bandına gevşedi. Ancak petrol fiyatlarının tarihsel ortalamaların üzerinde seyretmesi, küresel enflasyonla mücadele senaryolarını altüst etmeye yetti.
Merkez Bankalarından U dönüşü
Katılaşan enflasyon verileri ve enerji maliyetlerindeki yüksek seyir, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere majör merkez bankalarının para politikalarında keskin bir rota değişikliğine yol açtı. Yılın başında konuşulan faiz indirimi beklentileri rafa kalkarken, piyasalar artık Fed’in gelecek yılın sonuna kadar faiz oranlarını yüksek tutacağı sert bir patikayı fiyatlıyor. Avrupa Merkez Bankasının (ECB) ise artan enerji maliyetlerine karşı yıl sonuna kadar 3 faiz artışına gidebileceği konuşuluyor. Bu şahin beklentiler, küresel tahvil piyasalarında ciddi bir satış dalgası yaratırken, ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 4,69 ile son dönemin en yüksek seviyelerini test etti. Avrupa cenahında ise Almanya, Fransa ve İngiltere tahvil faizleri uzun yılların zirvesine tırmandı.
Seans Listelerinde Kim Önde?
Finansal piyasalardaki risk algısını ölçen ve "korku endeksi" olarak bilinen VIX Endeksi, bu çalkantılı süreçte yüzde 8,3 artarak 19,8 seviyesine ulaşsa da hisse senedi piyasalarında coğrafi olarak ayrışan net bir tablo ortaya çıktı:
Asya ve ABD İvmesi: Teknoloji ve çip ekosisteminin kalbinin attığı Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 22,7’lik rekor bir yükselişe imza attı. ABD’de ise teknoloji ağırlıklı Nasdaq yüzde 13,4, S&P 500 yüzde 7,3 ve Dow Jones yüzde 3,9 değer kazandı. Japon Nikkei endeksi de yüzde 8,5 ile bu ralliye eşlik etti.
Avrupa ve Çin’deki Kan Kaybı: Yüksek enerji maliyetlerinin ve sanayi durgunluğunun pençesindeki Avrupa borsaları ise dönemi ekside kapattı. Almanya DAX yüzde 2,1, Fransa CAC 40 yüzde 4,2 geriledi. Asya tarafında ise Çin Şanghay endeksi yüzde 4,5, Hong Kong Hang Seng endeksi yüzde 7,4 kayıpla küresel rallinin gerisinde kaldı. Çin 10 yıllık tahvilleri ise ülkedeki deflasyonist riskler nedeniyle merkez bankasının sıkılaşma yapamayacağı beklentisiyle batı dünyasından tamamen ayrışarak düşüş kaydetti.
Analistler, küresel finans sisteminin jeopolitik şoklara karşı gösterdiği bu direncin, yapay zekanın ekonomik büyümeyi dönüştürme gücüne duyulan inancın somut bir kanıtı olduğunu vurguluyor.