Yılın ilk 9 ayına ait merkezi yönetim bütçe verileri, kamu finansmanındaki dengelerin faiz giderleri lehine değiştiğini ortaya koydu. Ocak-Eylül döneminde bütçe harcamaları 13 trilyon 565 milyar liraya ulaşırken, bütçe gelirleri 11 trilyon 833 milyon lirada kaldı. Gelir ve gider arasındaki bu devasa fark sonucunda merkezi yönetim bütçesi toplam 1 trilyon 732 milyar liralık açık verdi.
Harcama kalemleri incelendiğinde en büyük payı yine borç servis ödemeleri aldı. Bütçeden faiz ödemelerine ayrılan tutar 2 trilyon 248 milyar lira seviyesine tırmanırken; üretimi doğrudan etkileyen tarımsal desteklemelere yalnızca 114 milyar lira, kalkınmayı destekleyen yatırımlara ise 583 milyar lira harcanabildi.
Dış Borç ve Kira Sertifikalarında DevASA Maliyet
Faiz ödemelerinin detaylarına bakıldığında, iç ve dış borçlanmanın bütçe üzerindeki baskısı net bir şekilde görülüyor. Toplam faiz giderinin 1 trilyon 684 milyar lirasını devlet tahvili, 85 milyar lirasını ise hazine bonosu ödemeleri oluşturdu.
Küresel finansal koşullar ve döviz yükümlülükleri nedeniyle dış borç faizine ödenen tutar 248 milyar 177 milyon lirayı buldu. Bu ödemenin:
207 milyar lirası Dolar cinsi,
40,2 milyar lirası ise Euro cinsi borç faizlerinden kaynaklandı.
Sermaye piyasası araçlarından kira sertifikası ödemeleri ise toplamda 174 milyar 368 milyon lira olarak gerçekleşti. Bu meblağın 137,8 milyar lirası Türk Lirası, 36,5 milyar lirası ise döviz bazlı kira sertifikalarına gitti. Aynı dönemde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) aktarılan Hazine yardımı 699 milyar liraya ulaştı; bu kaynağın 412 milyar lirası emeklilik, 230 milyar lirası ise sağlık devlet katkısı olarak kayıtlara geçti.
Tarım ve Yerel Altyapı Destekleri Sınırlı Kaldı
Bütçeden üretime ayrılan payın kısıtlı kalması dikkat çekiyor. Yılın 9 aylık döneminde tarımsal destekleme kaleminden yapılan 114 milyar liralık ödemenin dağılımı şu şekilde gerçekleşti:
Hayvancılık destekleri: 26 milyar lira
Bitkisel üretim destekleri: 84 milyar lira
Kalkınma projeleri ve altyapı transferlerinde de durum benzerlik gösterdi. Sermaye transferi için ayrılan 1 trilyon 32 milyar liralık ödeneğin sadece 583 milyar lirası kullanılabildi. Bu kalem altında belediyelerin altyapısını güçlendirmeyi hedefleyen BELDES projesine hiç kaynak aktarılmazken, köylerin altyapısını destekleyen KÖYDES projesine yalnızca 4 milyar liralık sembolik bir harcama yapıldı.
Tarım Kanunu’ndaki Yüzde 1 Kriteri Yine Yakalanamadı
5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesi, bütçeden tarımsal destekleme için ayrılacak kaynağın Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 1’inden az olamayacağını hükme bağlıyor. Ancak yasal düzenlemeye rağmen uygulamanın başladığı günden bu yana bu hedefe ulaşılamadı.
Öne çıkan veriler, kanuni zorunluluk ile bütçe gerçekleri arasındaki farkı açıkça gösteriyor:
2026 Tahmini GSYH: 85 trilyon 346 milyon TL
Kanuna Göre Ayrılması Gereken Pay (%1): 853,5 milyar TL
Bütçeden Ayrılan Gerçek Tutar: 167 milyar 634 milyon TL
Mevcut tabloda çiftçiye kanunen hak tanınan desteğin oldukça altında bir kaynak sunulurken, faiz harcamalarının tarımsal destekleri yaklaşık 20'ye, yatırım harcamalarını ise 4'e katlamış olması kamu kaynaklarının kullanımındaki öncelikleri tartışmaya açıyor.