Business Ekonomi Ekonomi AB'den Çin'e karşı gizli silah: Dayanıklılık aracı ile doğrudan kota ve vergi dönemi

AB'den Çin'e karşı gizli silah: Dayanıklılık aracı ile doğrudan kota ve vergi dönemi

Çin ile ticaret açığı tarihi rekor kıran ve stratejik sektörlerde bağımlılık riski yaşayan AB, "risk azaltma" stratejisiyle tedarik zincirlerini zorunlu olarak çeşitlendirmeye ve sert koruma kalkanları devreye almaya hazırlanıyor.

AB'den Çin'e karşı gizli silah: Dayanıklılık aracı ile doğrudan kota ve vergi dönemi
KAYNAK: (AA)

AB ile Çin Arasında Kartlar Yeniden Dağıtılıyor

Dünyanın en büyük üretim üssü konumundaki Çin’in devlet destekli sanayi politikaları, Avrupa Birliği’ni (AB) ticaret stratejisinde radikal bir rota değişikliğine zorluyor. Özellikle elektrikli araçlar, bataryalar, güneş panelleri ve kritik ham maddelerde Pekin’in küresel pazar payını hızla artırması, Brüksel'de hem ekonomik güvenlik hem de sanayinin geleceğine dair alarm zillerinin çalmasına neden oldu. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in G7 zirvesinde "Çin ile mevcut ticari ilişkiler sürdürülebilir değil" çıkışının ardından, gözler Brüksel'de yapılacak Liderler Zirvesi'ne çevrildi. AB, Pekin ile bağları tamamen koparmak yerine "riskleri minimize etme" formülü üzerinde birleşiyor.

2025 Yılı Bir Dönüm Noktası Oldu

AB ile Çin arasındaki ticari dengesizlik, geride bıraktığımız yılda daha önce görülmemiş bir boyuta ulaştı. Eurostat verilerine göre, 2025 yılında AB'nin Çin'den gerçekleştirdiği ithalat 559,4 milyar avroya tırmanırken, ihracatı ise 199,6 milyar avro seviyesinde çakıldı. Böylece AB-Çin ticaret açığı 359,8 milyar avro ile tarihi bir rekor kırdı. İşin daha çarpıcı kısmı ise tarihte ilk kez 27 AB üyesi ülkenin tamamının Çin’e karşı ticaret açığı vermesi oldu. Kamu sübvansiyonlarıyla desteklenen ucuz Çin ürünlerinin Avrupa iç pazarına girmesi; otomotiv, kimya, makine ve ileri teknoloji gibi Avrupa sanayisinin can damarı olan sektörlerde yerli üreticileri nefes alamaz hale getirdi.

Almanya İçin "Sanayisizleşme" Tehlikesi

Londra merkezli Avrupa Reform Merkezi (CER) tarafından hazırlanan güncel analizler, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. Rapora göre, Çin’in devasa üretim kapasitesi karşısında özellikle Avrupa’nın lokomotif ekonomisi Almanya ciddi bir "sanayisizleşme" tehdidi altında. Çinli aktörler sadece Avrupa pazarında değil, üçüncü ülkelerdeki küresel pazarlarda da Avrupalı ve özellikle Alman üreticilerin pazar paylarını hızla eritiyor. Uzmanlar, mevcut trendin sürmesi halinde Çin’in 2030 yılına kadar küresel sanayi üretiminin tek başına yüzde 40’ını kontrol edeceğini, bunun da Avrupa’nın inovasyon ve AR-GE gücünü tamamen gölgeleyebileceğini öngörüyor.

Şirketlere "Üç Tedarikçi" Zorunluluğu: Masadaki Yeni Kalkanlar

Brüksel, geleneksel anti-damping soruşturmalarının hantal yapısını aşacak yeni ve agresif ticaret savunma mekanizmaları üzerinde çalışıyor. Fransa, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin başını çektiği bir grup, uzun süren bürokratik incelemeler yerine belirli sektörlere doğrudan ve toplu gümrük vergileri getirilmesini savunuyor.

Ancak en dikkat çekici yapısal reform, tedarik zincirlerine getirilmesi planlanan "çeşitlendirme zorunluluğu" oldu. AB Komisyonu’nun üzerinde çalıştığı taslağa göre, Avrupalı şirketlerin çip, nadir toprak elementleri ve kritik endüstriyel girdiler gibi stratejik ürünlerde tek bir ülkeye bağımlı kalması yasaklanacak. Şirketlerin en az üç farklı kaynaktan tedarik sağlaması ve tek bir tedarikçinin payına üst sınır getirilmesi planlanıyor. Ekonomi çevreleri bu zorunluluğun şirketlere ek maliyet getireceğini kabul etse de bunu, olası bir tedarik krizine karşı ödenmesi gereken bir "sigorta primi" olarak nitelendiriyor.

Rusya Enerji Krizinden Çıkarılan Ders: "Dayanıklılık Aracı"

AB’nin Çin’e karşı reflekslerini sertleştiren en büyük motivasyonlardan biri de jeopolitik hafıza. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında yaşanan enerji krizinde ağır bir bedel ödeyen Brüksel, aynı bağımlılık tuzağına sanayinin kalbi olan nadir toprak elementleri ve mikromıknatıslar konusunda düşmek istemiyor. Pekin’in son dönemde bu kritik ham maddelere getirdiği ihracat kısıtlamaları endişeleri haklı çıkardı.

Bu doğrultuda geliştirilen ve DTÖ kurallarındaki "ulusal güvenlik istisnalarına" dayandırılması planlanan "Dayanıklılık Aracı", piyasa bozucu hamleler karşısında AB’ye doğrudan kota ve ek vergi koyma yetkisi tanıyacak. Misilleme riskini azaltmak adına metinlerde Çin’in adı doğrudan geçirilmeyecek.

AB İçinde Fikir Ayrılıkları Sürüyor

Her ne kadar Brüksel korumacı tedbirler konusunda kararlı görünse de birlik içinde tam bir çatlak kapandığı söylenemez. Paris yönetimi sanayiyi korumak adına en sert gümrük önlemlerini talep ederken, Çin pazarıyla derin ticari bağları bulunan Almanya ve İspanya daha temkinli ve diyalog yanlısı bir yaklaşımı tercih ediyor. Ancak iç tartışmalar ne olursa olsun, AB Liderler Zirvesi'nden çıkacak kararların Brüksel-Pekin hattındaki ekonomik ilişkilerin ve küresel ticaretin yeni anayasasını yazacağı kesin.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız