Küresel Sumud Filosu’nda Neler Yaşandı?
Gazze'de 2007 yılından bu yana uygulanan gayrimeşru ablukayı kırmak, süregelen soykırıma küresel bir duruş sergilemek ve bölge halkına nefes aldıracak insani koridoru açmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu, uluslararası sularda korsan bir saldırının hedefi oldu. Filonun 2026 Bahar Misyonu kapsamında Akdeniz'e açılan Özgürlük Dalgaları Fransa Derneği üyesi Meriem Hadjal, İsrail ordusu tarafından hukuksuzca alıkonuldukları süreçte yaşadıkları insanlık dışı muameleyi, cinsel saldırıyı ve psikolojik şiddeti ilk kez paylaştı.
Silahsız Aktivistlere Uluslararası Sularda Baskın
Takvimler 18 Mayıs Pazartesi gününü gösterdiğinde, saat 15.00 sularında uluslararası kara sularda seyreden barış teknesi, hiçbir uyarı yapılmaksızın İsrail askeri botları tarafından kuşatıldı. Üzerlerinde yalnızca can yelekleri bulunan ve ellerini kaldırarak barışçıl niyetlerini ortaya koyan aktivistler, İsrail komandolarının sert müdahalesiyle karşılaştı. 38 yaşındaki Fransız aktivist Meriem Hadjal, o anları "Hiçbir ihtar almadan gemimize daldılar. Erkek arkadaşlarımızın ellerini anında kelepçeleyerek tekneyi hallaç pamuğu gibi aradılar. Ardından hepimizi bir askeri gemiye naklettiler" sözleriyle aktardı.
Askeri Gemide Kurulan Gayriresmi Hapishane: "Siyah Oda"
Askeri gemiye adım atar atmaz şiddetin dozunun akılalmaz bir boyuta ulaştığını belirten Hadjal, kadın erkek ayrımı yapılmaksızın tüm aktivistlerin diz çökmeye zorlandığını ifade etti. Olumsuz hava koşullarına rağmen hırkalarının, kazaklarının, ayakkabılarının ve hatta kültürel bir sembol olan kefiyelerinin zorla ellerinden alındığını vurgulayan aktivist, zemin ıslak olmasına rağmen sadece bir tişört ve pantolonla saatlerce yüzüstü bekletildiklerini söyledi.
Ancak asıl kabus, askeri geminin güvertesine konuşlandırılmış 4 konteynerden oluşan ve aktivistlerin "İşkence Gemisi" olarak adlandırdığı bölmede başladı. "Siyah Oda" adı verilen özel bir konteynere teker teker alındıklarını belirten Hadjal, içeriden gelen çığlıkların dışarıdakilerin psikolojisini tamamen çökerttiğini dile getirdi.
"Tecavüze Uğrayacağımı Sandım"
Konteynerin kapısı açıldığında karşılaştığı manzarayla dehşete düştüğünü anlatan Fransız aktivist, içeride bir arkadaşının pantolonu indirilmiş halde yerde yattığını gördüğünü söyledi. Kendisinin de saçlarından sürüklenerek ve ensesine basılarak içeri sokulduğunu belirten Hadjal, şu kan donduran itiraflarda bulundu:
"Korkunç bir cinsel saldırıya maruz kaldım. Bir asker göğsüme dokunarak beni taciz etti ve 'Benimle gel' diyerek beni tenha bir yere çekmeye çalıştı. Reddedince yüzüme son derece sağır edici tokatlar atmaya başladı. Bir diğer asker ise sağ kaburgama çok sert bir diz darbesi indirdi. Yerdeki kan izlerini gördüğümde tecavüze uğrayacağımı düşünerek büyük bir panik yaşadım. Yaşadıklarımız tamamen insanlık dışıydı."
Özellikle beyaz tenli olmayan aktivistlerin çok daha ağır yapısal şiddete maruz kaldığını ve birçok erkek aktivistin kaburgalarının kırıldığını belirten Hadjal, bu barbarca muamelenin kendisine insanlık tarihinin en karanlık sayfalarını hatırlattığını söyledi: "Bu tutukluluk koşulları, bana İkinci Dünya Savaşı döneminde vagonlara doldurularak aç ve susuz bırakılan, insan onuru ayaklar altına alınan kurbanları hatırlattı."
"Türkiye’ye Ne Kadar Teşekkür Etsem Azdır"
İsrail’deki alıkonulma sürecinin ardından kendilerini tahliye etmek üzere aprona yanaşan Türk uçaklarını gördüğü anı hayatı boyunca unutamayacağını söyleyen Meriem Hadjal, Ankara’nın sergilediği diplomatik ve insani refleks karşısında minnettar olduğunu vurguladı.
Hadjal, "Pistteki o üç Türk uçağını gördüğüm an içimden 'İşte şimdi bitti, kurtulduk' dedim. Türkiye'ye ne kadar teşekkür etsem azdır. Uçaktan indiğimiz andan itibaren doktorlar ve devasa bir organizasyonla bizimle çok yakından ilgilendiler" diyerek Türkiye’nin gösterdiği hassasiyete dikkat çekti.
Fransa Hükümetine Vefasızlık Sitemi
Kendi vatanı Fransa’ya döndüklerinde ise tam bir hayal kırıklığı ve yalnızlıkla karşılaştıklarını belirten aktivist, Paris yönetiminin kendilerini görmezden geldiğini söyledi. Fransa topraklarına ayak bastıklarında hiçbir resmi yetkilinin kendilerini karşılamadığını, sadece rutin pasaport kontrolü yapan polislerle karşılaştıklarını ifade eden Hadjal, "Fransız devleti bizi tamamen yok saydı" diyerek tepkisini dile getirdi.
Yaşadıkları fiziksel ve psikolojik travmaya rağmen aklının hala Gazze’de ve İsrail zindanlarındaki Filistinlilerde olduğunu belirten Hadjal, "Biz bir şekilde kurtulduk ama Filistinli esirler bu hapishanelerde çok daha korkunç şeyler yaşıyor. Dünya artık bu çığlığa kulak tıkamamalı" diyerek uluslararası kamuoyuna vicdan çağrısında bulundu.