TÜRSAB'dan Turizmde Stratejik Dönüşüm Hamlesi
Küresel ve bölgesel gelişmelerin gölgesinde şekillenen turizm sektöründe, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak yeni stratejiler masaya yatırılıyor. Anadolu Ajansı İş Dünyası Haberleri Departmanı tarafından düzenlenen "Yönetim Katı" programına katılan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, sektörün geleceğine ışık tutacak çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bağlıkaya, özellikle muhafazakar turizm pazarındaki boşluğa dikkat çekerek acil bir yatırım ve regülasyon hamlesi yapılması gerektiğini vurguladı.
"Muhafazakar Turizm Afyonkarahisar’a Sıkışmış Durumda"
Türkiye’nin coğrafi olarak dağcılıktan inanç turizmine, sağlıktan deniz turizmine kadar çok zengin bir yelpazeye sahip olduğunu hatırlatan TÜRSAB Başkanı, buna karşın muhafazakar kesimin tatil taleplerini karşılayacak altyapının henüz yetersiz olduğunu belirtti. Bu kitlenin şu an için büyük oranda Afyonkarahisar bölgesine kümelendiğini ifade eden Bağlıkaya, kıyı şeritlerindeki tesislerin de fiziki olarak bu konseptin ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayamadığını dile getirdi.
Potansiyelin büyüklüğüne dikkat çeken Bağlıkaya, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’de bu tarz bir tatili tercih eden çok ciddi bir nüfus ve pazar var. Ancak deniz kenarında muhafazakar konsepte hitap eden az sayıdaki otelin fiziki yapıları tam anlamıyla uygun değil. Servisler bu yönde olsa bile plajların yan yana olması beklentileri karşılamıyor. Gelecek dönemdeki turizm ve konaklama tahsislerinde bu konuya özel bir parantez açılmalı. Muhafazakar tatil konseptine yönelik yatırımların özel regülasyonlarla teşvik edilmesi, Orta Doğu bölgesinden de ülkemize çok güçlü bir turist akışı sağlayacaktır.”
Körfez’in Dev Projeleri Kapıda
Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin turizm hareketliliğine kısa vadede olumsuz yansımaları olabileceğini ifade eden Bağlıkaya, uzun vadede ise bölgedeki devasa yatırımların Türkiye için ciddi birer rakip haline geleceğini söyledi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Akdeniz kıyılarında hayata geçirdiği "Neom" gibi mega projelerin kitle turizminde dengeleri değiştirebileceğini belirten Bağlıkaya, Türkiye’nin pazar payını koruması için şimdiden yenilikçi adımlar atması gerektiğinin altını çizdi.
2026 Sezonunun Şifresi: "Son Dakika" Rezervasyonları
Orta Doğu’daki belirsizliklerin özellikle Avrupa pazarından gelecek rezervasyonlarda bir miktar yavaşlamaya neden olabileceğini aktaran Bağlıkaya, bu durumun iç turizm için bir fırsata dönüşebileceğini öngörüyor. Avrupa piyasasındaki durağanlığın konaklama ve seyahat fiyatlarında esnemeler yaratabileceğini, bu boşluğun ise yerli turist tarafından doldurulacağını belirten TÜRSAB Başkanı, Rusya pazarında ise herhangi bir aksaklık öngörmediklerini ifade etti. 2026 sezonunun genel hatlarıyla büyük bir kayıpla kapanmayacağını savunan Bağlıkaya, "Bu yıl son dakika rezervasyonlarının ve sahada dinamik bir koşuşturmanın öne çıktığı bir sezon olacak. Alternatif pazarlarla açığı kapatacağız" dedi. Ayrıca Türkiye’nin döviz bazlı maliyet artışlarına rağmen Almanya, İngiltere ve Yunanistan gibi rakiplerine karşı fiyat-performans dengesinde cazibesini koruduğunu sözlerine ekledi.
Vize Sektöründe Bot Hesaplarla Mücadele
Yurt dışına turist gönderen (outgoing) seyahat acentelerinin son dönemde karşılaştığı en büyük engellerden biri olan vize krizine de değinen Bağlıkaya, dijital sistemlerde bir nevi "kara borsa" oluştuğunu ifşa etti. Bot hesaplar aracılığıyla randevuların hızla kapatıldığını ve fahiş fiyatlarla satıldığını belirten Bağlıkaya, acentelerin mağduriyetini önlemek adına bu yapılarla kararlı bir mücadele yürüttüklerini söyledi.
Uluslararası Seyahat Platformlarına Vergi ve Eşit Şart Resti
Türkiye’de faaliyetleri durdurulan bazı uluslararası seyahat platformları hakkında da konuşan Bağlıkaya, hiçbir kurumun yasaların üzerinde imtiyaz sahibi olamayacağını vurguladı. Yerli seyahat acentelerinin KDV, gelir vergisi ve stopaj gibi tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini hatırlatan Bağlıkaya, adil bir rekabet ortamının şart olduğunu belirterek, "Bu platformlar Türkiye yasalarına uygun davranmıyor ve haksız bir avantaj elde ediyorlar. Devletin ve meslek örgütlerinin görevi şartları eşitlemektir. Ya bu yapılar da sistemin içine dahil edilerek vergisini ödeyecek ya da bu haksız rekabete izin verilmeyecek" ifadelerini kullandı.
Son olarak 2027 yılında Türkiye’de yeniden gerçekleştirilecek olan Formula 1 yarışlarına değinen Bağlıkaya, bu dev organizasyonun İstanbul’un küresel imajı, prestiji ve turizm marka değeri açısından paha biçilemez bir katkı sunacağını belirterek sözlerini tamamladı.