İngiltere, Fransa ve Kanada’nın başını çektiği 12 ülkenin işgal altındaki Filistin topraklarında kurulan yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticareti ve iş ilişkilerini yasaklaması, uluslararası arenada geniş yankı buldu. Ancak uluslararası hukuk ve siyaset uzmanları, Batı bloğundan gelen bu hamlenin ilk bakışta olumlu bir ivme yaratsa da Gazze'deki insanlık krizini durdurma noktasında oldukça sınırlı kaldığı görüşünde birleşiyor.
Hukuki Zemin Var Ama Yaptırım Eksik
Kent Üniversitesi Hukuk Fakültesinden uluslararası hukuk uzmanı Dr. Shahd Hammouri, İsrail yerleşimlerinin ilk günden bu yana uluslararası hukuka aykırı olduğunu hatırlatarak, devletlerin bu yapılarla ticaret yapmama yükümlülüğünün öteden beri var olduğuna dikkat çekiyor. Yasa dışı yerleşimcilerin Filistinlilere ait su ve toprak kaynaklarını gasp ederek haksız bir ekonomik düzen kurduğunu vurgulayan Hammouri, alınan kararın "olması gereken asgari sınırda" kaldığını belirtti.
Hammouri'ye göre, gerçek bir caydırıcılık hedefleniyorsa ambargonun yalnızca yerleşimci ürünleriyle sınırlı kalmaması; silah, enerji ve finansal altyapı gibi stratejik alanları kapsayan bütüncül bir ambarqoya dönüştürülmesi gerekiyor.
"İç Siyasette 'Bir Şey Yaptık' Deme Çabası"
Kararın Londra nezdindeki yansımalarını değerlendiren uzmanlar, hükümetin bu adımı atarken toplumsal baskıyı ve yaklaşan seçimleri dikkate aldığına işaret ediyor. İngiltere genelinde bir milyonun üzerinde katılımcıyla düzenlenen protestoların siyasi iktidar üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu belirten Dr. Hammouri, ticaret yasağının stratejik bir eksen kaymasından ziyade iç siyasete yönelik bir hamle olduğunu savundu.
Sussex Üniversitesi Emeritüs Uluslararası İlişkiler Profesörü Martin Shaw da benzer bir tabloya dikkat çekerek, kararın arkasında Yeşiller Partisi gibi muhalefet odaklarının yükselen oy oranlarının ve halktaki vicdani tepkinin payı olduğunu ifade etti.
İsrail Devleti Doğrudan Hedef Alınmadı
Profesör Martin Shaw, İngiltere'nin aldığı önlemlerde İsrail devletini ya da doğrudan hükümetini hedef almaktan özenle kaçındığını, yaptırımların yalnızca aşırılıkçı yerleşimciler ve onlarla bağlantılı ticari yapılarla sınırlandırıldığını vurguladı. Shaw, "İngiltere ile İsrail arasındaki stratejik, askeri ve ticari ortaklık yürürlükte kaldığı sürece bu tür kararlar işgali bitirmeye yetmeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.
Buna rağmen Tel Aviv yönetiminin sert tepki göstererek diplomatik yaptırımlara başvurması ve İngiltere'nin Doğu Kudüs Başkonsolosluğunu kapatma kararı alması, sembolik adımların bile iki ülke arasındaki ilişkilerde ciddi bir çatlak yarattığını ortaya koyuyor.