Orta Doğu’da tırmanan askeri gerilim, küresel deniz hatlarını ve stratejik geçiş noktalarını tehdit eden yeni bir boyuta evriliyor. İran yönetimi, ABD ve İsrail’den gelebilecek olası hamlelere ilişkin yaptığı son değerlendirmede, askeri cephenin coğrafi olarak sınır tanımayacağı mesajını verdi. Tahran, gerilimin tırmanması durumunda çatışmaların sadece bölgesel sularda kalmayıp Hint Okyanusu ve çevresine yayılabileceğini bildirdi.
Basra Körfezi’nden Hint Okyanusu’na Uzanan Risk Hattı
İran’ın yarı resmi haber kaynaklarına açıklamalarda bulunan üst düzey yetkili Safavi, mevcut krizin seyri hakkında kritik değerlendirmeler yaptı. Savaşın halihazırda Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz ekseninde hissettirildiğini vurgulayan Safavi, çatışma dinamiğinin bir sonraki safhada çok daha geniş bir alana nüfuz edebileceğine işaret etti.
Safavi, askeri tırmanışın coğrafi sınırlarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Savaşın etki alanı Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar ulaştı. Olası bir sıcak çatışmanın yeni aşamasında bu sınır çok daha öteye taşınarak Hint Okyanusu’na ve farklı stratejik noktalara yayılabilir."
"Ulusal Çıkarlar Hedef Alınırsa Cephe Genişler"
İranlı yetkili, ABD ve İsrail’in İran’ın ulusal tesislerine ya da stratejik menfaatlerine yönelik yeni bir askeri girişimde bulunması halinde yanıtın kapsamının çok daha sert ve yaygın olacağını savundu. Tahran’ın misilleme kapasitesine dikkat çeken Safavi, yeni bir saldırı dalgasının bölgesel bir krizden öte küresel bir çatışma alanına dönüşebileceği uyarısını yineledi.
Kızıldeniz ve Babülmendep Uyarısı
Açıklamasında deniz seyrüsefer güvenliği açısından kritik öneme sahip noktalara da değinen Safavi, ABD yönetiminin atacağı yanlış bir adımın sonuçlarına vurgu yaptı. Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı merkezli yeni bir askeri tablonun ortaya çıkabileceğini belirten yetkili, Washington’ın bu risk faktörlerini göz önünde bulundurması gerektiğini ifade etti.