Trump’tan Tahran’a Gözdağı
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın Oval Ofis'inde düzenlenen imza töreninde basın mensuplarının karşısına geçerek küresel gündemi sarsacak nitelikte açıklamalarda bulundu. Dış politikadan teknolojik hamlelere kadar pek çok kritik başlığa değinen Trump, özellikle İran yönetimine yönelik sert diplomatik tonuyla dikkat çekti. Washington'ın bölgedeki askeri ve stratejik üstünlüğünü net bir dille vurgulayan ABD Başkanı, Tahran'ın anlaşma şartlarına sadık kalmaması durumunda askeri seçeneğin her zaman masada olduğunu ima etti.
"İran'ın Askeri Gücü ve Ekonomisi Ağır Darbe Aldı"
Gazetecilerin, Tahran yönetiminin ABD karşısında herhangi bir stratejik kozu bulunup bulunmadığı yönündeki sorusunu yanıtlayan Trump, İran'ın son dönemde telafi edilemez kayıplar yaşadığını öne sürdü. Tahran'ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde felç edildiğini savunan Trump, "Donanmaları gitti, hava kuvvetleri yok oldu, lider kadroları etkisiz hale getirildi ve ekonomileri tamamen çöktü" ifadelerini kullandı. Ülkenin savunma hattını oluşturan füze ve insansız hava aracı (İHA) sistemlerinin de ağır hasar aldığını iddia etti.
Bölgesel ticaretin kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı'na da değinen ABD Başkanı, elde ettikleri iki kritik başarıyı şu sözlerle özetledi:
"Birincisi, Hürmüz Boğazı şu an açık ve gelecekte de açık kalmaya devam edecek. İkincisi ise net; İran hiçbir zaman nükleer bir güce dönüşemeyecek. Hürmüz Boğazı üzerinde tam bir kontrole sahibiz. Eğer Tahran anlaşmanın gereklerini yerine getirmez ya da uygun adımlar atmazsa, bir başkan olarak yapmam gereken neyse onu tereddüt etmeden yaparım."
Trump ayrıca, İran'a yönelik uygulanan deniz ablukasının hava operasyonlarından çok daha kalıcı ve etkili sonuçlar verdiğini belirterek, ihtiyaç duyulması halinde bu yöntemi hızla yeniden devreye sokabileceklerini sözlerine ekledi.
"Ben Sorunları Çok Hızlı Çözerim"
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, İsrail ordusunun Lübnan'daki varlığını sürdüreceğine dair çıkışının bölgesel ateşkes çabalarını baltalayıp baltalamayacağı sorusu üzerine Trump, kendi liderlik tarzına vurgu yaptı. Netanyahu’yu doğrudan hedef almaktan kaçınan Trump, "Ben sorun çözen biriyim ve krizleri çok hızlı neticelendiririm" diyerek kendi yönetimine olan güvenini tazeledi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun yürüttüğü mekik diplomasisini de öven Trump, İsviçre'de gerçekleştirilen müzakerelerin başarıyla ilerlediğini aktardı.
Londra ve Bogota Hattında Trump Esintisi
Trump’ın basın toplantısındaki bir diğer önemli hedefi ise istifasını açıklayan İngiltere Başbakanı Keir Starmer oldu. Starmer’ı kişisel olarak "iyi bir adam ve bir dost" olarak nitelendirse de transatlantik ilişkilerdeki tavrını eleştiren Trump, "NATO meselelerinde bize pek de iyi davranmadı" siteminde bulundu. İngiltere'nin enerji politikalarını da sert bir dille eleştiren ABD Başkanı, Starmer’a daha önce Kuzey Denizi’ndeki devasa petrol rezervlerini kullanmak yerine her yere rüzgar türbini dikerek stratejik bir hata yaptığını söylediğini iddia etti. Trump, Starmer'ın enerji ve göç yönetimi konusundaki zafiyetleri nedeniyle kendi siyasi kariyerine büyük zarar verdiğini savundu.
Öte yandan Kolombiya'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerini de değerlendiren Trump, açık destek verdiği Espriella'nın zaferinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Seçilmesi beklenmeyen bir ismin büyük bir farkla kazanmasını "onur verici" olarak nitelendiren Trump, yeni dönemde Bogota-Washington ilişkilerinin çok daha güçlü bir zemine oturacağını müjdeledi.
ABD Siber Geleceğini Kuantum Teknolojisiyle Güvenceye Alıyor
Dış politika trafiğinin ardından ulusal güvenlik ve ekonomik büyüme hamlelerine odaklanan Trump, kuantum teknolojileri alanında stratejik öneme sahip iki yeni kararname imzaladı. ABD'nin bu alanda küresel olarak açık ara lider olduğunu savunan Trump, yeni adımlarla bu üstünlüğü perçinleyeceklerini duyurdu.
İmzalanan ilk kararnameyle, önümüzdeki beş yıl içinde gelişmiş bilimsel hesaplamalar yapabilen bir kuantum bilgisayarının üretilmesi, kuantum tabanlı sensörler ve ağların geliştirilmesi amacıyla ulusal bir seferberlik başlatıldı. Federal kurumların siber altyapısını tamamen değiştirmeyi hedefleyen ikinci kararname ise tüm devlet sistemlerinin 2031 yılına kadar "kuantum kriptografisi" adı verilen yüksek güvenlikli şifreleme standardına geçirilmesini zorunlu kılıyor.