Trump’tan Küba’ya ‘Yıldırım Harekat’ Sinyali
ABD Başkanı Donald Trump, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandıracak yeni askeri vizyonunu paylaştı. Beyaz Saray'daki ikinci döneminde askeri gücü kıta Amerika'sına yayma niyetini gizlemeyen Trump, Küba'ya yönelik olası bir askeri operasyonun, Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonulmasıyla sonuçlanan 48 dakikalık yıldırım hamlesine benzeyebileceğini ifade etti.
ABD merkezli Axios haber portalına özel bir röportaj veren Trump, dış politikada tansiyonu yükseltecek mesajlar verirken, Washington'ın yeni dönem askeri stratejilerine dair de önemli ipuçları sundu.
"Küba Yakın, Operasyon Muhtemelen Mümkün"
Röportajda, Küba’ya düzenlenecek olası bir askeri harekatın Venezuela’daki misyona benzer bir hızda gerçekleşip gerçekleşmeyeceği sorusuna net bir yanıt veren Trump, "Muhtemelen mümkün" dedi. Operasyonların lojistik kolaylıklarına değinen ABD Başkanı, coğrafi yakınlığın askeri stratejideki önemini şu sözlerle vurguladı:
"Bu yerler birbirine yakın. Oysa İran’a bakarsanız, çok uzun bir yolculuk. Biliyorsunuz, o bölgeye birkaç kez uçtum ve bununla ilgisi yok ama 18 saat uçuyorsunuz, çok uzun bir süre uçuyorsunuz."
Küba ve Venezuela’yı jeopolitik açıdan kıyaslayan Trump, iki ülkenin kaynaklarına dair de dikkat çekici bir analizde bulundu. Trump, "Venezuela’nın petrolü var, Küba’nın yok. Ancak Küba’nın çok güzel toprakları ve harika bir kıyı şeridi var" diyerek adanın stratejik ve fiziki cazibesine dikkat çekti. Küba planlarının merkezindeki ismi de açıklayan Trump, doğrudan bir askeri tarih vermekten kaçınsa da Küba kökenli ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun bu dosya üzerinde titizlikle çalıştığını belirtti.
İran İçin "Koşulsuz Teslimiyet" İddiası
Trump’ın hedefindeki tek ülke Küba değildi. Tahran yönetimiyle varılan mutabakat zaptına yönelik kendi partisinden gelen eleştirileri göğüsleyen Trump, ortaya çıkan tabloyu İran açısından bir "koşulsuz teslimiyet" ve "rejim değişikliği" olarak nitelendirdi. Anlaşmayı yetersiz bulan Cumhuriyetçi meslektaşlarını "katı görüşlü" olmakla suçlayan Trump, kendisini eleştiren bazı isimlere olan saygısını yitirdiğini gizlemedi.
İran’ın askeri gücünün kırıldığını iddia eden Trump, "Bence bu kesinlikle koşulsuz bir teslimiyettir. Bakın, artık orduları yok; sahip oldukları 159 geminin tamamı denizin dibinde" ifadelerini kullandı. Eski Başkan Barack Obama’nın İran politikasını da eleştiren Trump, kendi sert tutumu olmasaydı Tahran’ın çoktan nükleer silahlara erişip komşularını tehdit eder hale geleceğini ileri sürdü.
"Büyük Buhran Ekonomisine İzin Vermem"
İran ile yaşanacak uzun süreli bir sıcak çatışmanın küresel bir ekonomik krizi tetikleyebileceği uyarısında bulunan Trump, askeri gerilimin düşürülmesinin ardındaki ekonomik gerekçeleri de paylaştı. Saldırıların devam etmesi durumunda Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalacağını ve bunun da küresel petrol fiyatlarını önlemez bir şekilde tırmandıracağını belirten ABD Başkanı, 1929 Ekonomik Buhranı dönemi başkanı Herbert Hoover’a benzemek istemediğini net bir dille ifade etti.
"G7’deki 'Patron Benim' Sözü Sadece Bir Şakaydı"
Dış politikadaki sert mesajlarının yanı sıra Fransa’daki G7 Liderler Zirvesi’nde dünya liderlerine yönelik sarf ettiği ve uzun süre tartışılan "Patron benim" çıkışına da açıklık getiren Trump, bu ifadenin arkasında bir art niyet aranmaması gerektiğini söyledi.
Sözlerinin dünya medyası tarafından ciddiye alınmasına şaşırdığını belirten Trump, "İçeri girdim, o liderlere baktım ve 'patron benim' dedim. Hatırlarsınız, bu tamamen bir şakaydı. Medya bunu aldı, tüm dünyaya taşıdı, inanamıyorum. Sadece şirinlik yapıyordum, komikti. Gerçekten küresel bir patron olmaya çalışmıyordum" diyerek zirvedeki o anları yumuşatmaya çalıştı.