ABD siyasetinde sular durulmuyor. Başkan Donald Trump’ın “gerçeği yansıtmayan ve kurgusal haber ürettikleri” gerekçesiyle CNN, MS NOW ve Politico gibi köklü medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a erişimini kısıtlama kararı, Amerikan basın dünyasında eşi benzeri az görülen bir direnişi beraberinde getirdi.
Ülkenin önde gelen beş büyük televizyon ağı, erişim engeli getirilen meslektaşlarıyla dayanışma göstermek ve haber alma hakkına yönelik müdahaleleri protesto etmek amacıyla ortak havuz yayını akışını durdurduğunu açıkladı.
Basın Kartları İptal Edildi, Kapıda Kaldılar
Gelişmeler, muhabirlerin ve teknik ekiplerin yerleşkeye girişlerinin engellenmesi ve kartlarına el konulmasıyla tırmandı. Trump yönetimi, alınan kararın derhal yürürlüğe girdiğini vurgularken, başkanın açıklamaları doğrultusunda diğer haber kanallarına da benzer yaptırımların uygulanabileceği sinyali verildi.
Yasak kararının ardından haberi takip etmek isteyen gazetecilerin içeri alınmaması, yayıncılar arasındaki dayanışma mekanizmasını harekete geçirdi. Medya devleri, tarafsız haber takibinin ve anayasal güvence altındaki basın özgürlüğünün tek taraflı kararlarla engellenemeyeceğinin altını çizdi.
“Trump TV” Gerilimi ve Yargı Hamlesi
Beyaz Saray içindeki resmi haberleşme mecralarında alternatif yayın modellerinin öne çıkarılması, basın odasında "haber hakkının tekel altına alınması" tartışmalarını da alevlendirdi. Karara tepki gösteren medya grupları, kısıtlamaların ABD Anayasası'nın Birinci Ek Maddesi ile güvence altına alınan basın özgürlüğüne açıkça aykırı olduğunu belirterek konuyu federal yargıya taşıdı.
Gözler şimdi, mahkemenin erişim engeline ilişkin vereceği yürütmeyi durdurma kararına ve yayıncıların ortak tepkisi karşısında Beyaz Saray yönetiminin atacağı geri adımlara çevrilmiş durumda.