Orta Doğu'da tırmanan gerilimin gölgesinde, Avrupa merkezli savunma tedarik zincirinde İsrail'i zor durumda bırakan kritik gelişmeler yaşanıyor. Avrupa'nın önde gelen ülkeleri, Almanya'daki tersanelerde İsrail donanması için inşa edilen savaş gemileri ve denizaltılara yönelik malzeme akışını askıya alma kararı aldı. Alınan önlemler, sadece parça tedarikiyle sınırlı kalmayıp İsrail’e ait askeri deniz araçlarının Avrupa limanlarını kullanmasını da kapsıyor.
Kritik Parça Tedariki Askıya Alındı
Aralarında Norveç, Danimarka ve Fransa'nın da yer aldığı birtakım Avrupa devletleri, Alman tersanelerinde yapımı devam eden korvet ve denizaltılarda kullanılacak hassas savunma teçhizatının teslimatını reddetmeye başladı. İsrail basınındaki askeri kaynaklara dayandırılan bilgilere göre, Tel Aviv yönetiminin geçmişte uyguladığı "üçüncü ülkeler üzerinden tedarik" stratejisi de bu kez Avrupalı otoritelerin sıkı denetimleri nedeniyle işlevsiz kaldı. Yaşanan lojistik kilitlenme, İsrail donanmasının filoyu yenileme programlarında ciddi aksamalara yol açtı.
Liman Yasağı Nedeniyle 8 Bin Kilometrelik Ek Rota
Söz konusu kısıtlamaların sahadaki etkisi kendisini somut bir lojistik krizle gösterdi. Almanya'da tamamlanarak yola çıkan İsrail donanmasına ait 6’ncı denizaltı, henüz teslimatı tamamlanmadığı için resmi olarak Alman mülkiyetinde ve Alman bayrağı altında bulunmasına rağmen engellemelerle karşılaştı.
Norveç ve Danimarka, söz konusu deniz aracı için kendi limanlarını kapatınca denizaltı rotasını değiştirmek zorunda kaldı. İkmal ve güvenli geçiş yapamayan askeri denizaltı, seyrüsefer mesafesini yaklaşık 8 bin kilometre uzatarak İsrail'e varış süresini önemli ölçüde geciktirdi.
İsrail Savunma Sanayisinde Gelecek Kaygısı
Avrupalı müttefiklerin tutum değiştirmesi ve liman erişim kısıtlamaları, İsrail askeri kanadında derin endişelere neden oluyor. Uzmanlar, İsrail'in deniz kuvvetlerindeki lojistik bağımlılığını azaltmak adına yeni arayışlara girmesi gerekebileceğini, ancak Avrupa'nın getirdiği kısıtlamaların orta ve uzun vadede İsrail ordusunun stratejik hareket kabiliyetini doğrudan kısıtlayabileceğini belirtiyor.