Business Ekonomi Dünya Alman dış politikasında tarihi hezimet: Soykırıma destek güvenilirliği yok etti

Alman dış politikasında tarihi hezimet: Soykırıma destek güvenilirliği yok etti

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğini Portekiz ve Avusturya’ya kaptıran Almanya, diplomasi tarihinin en ağır yenilgilerinden birini aldı. Uzmanlar, Berlin'in yaşadığı bu diplomatik çöküşün arkasında, Gazze’de yaşananlara karşı sergilediği koşulsuz İsrail yanlısı tutumun yattığını belirtiyor.

Alman dış politikasında tarihi hezimet: Soykırıma destek güvenilirliği yok etti
KAYNAK: (AA)

İsrail’e Koşulsuz Desteğin Ağır Bedeli

Birleşmiş Milletler'in (BM) en köklü ve en büyük mali bağışçılarından biri olan, uluslararası hukukun savunuculuğu rolüyle tanınan Almanya, diplomaside emsalsiz bir şok yaşıyor. BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2027-2028 dönemi geçici üyeliği için yarışa giren Berlin, sandıkta Portekiz ve Avusturya’nın açık ara gerisinde kalarak 15 üyeli konseyin dışında kaldı. Uluslararası ilişkiler uzmanları ve analistler, bu tarihi mağlubiyetin rastlantı olmadığını; Berlin'in özellikle Gazze’deki insanlık dramı karşısında takındığı tek taraflı tutumun ve İsrail’e verdiği sınırsız desteğin doğrudan bir sonucu olduğunu vurguluyor.

Küresel Güney’in İnancı Sandıkta Yok Oldu

ABD merkezli düşünce kuruluşu Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsü Başkan Yardımcısı Dr. Trita Parsi, yaşanan bu gelişmeyi "tarihi bir kırılma ve uyanış sinyali" olarak nitelendiriyor. Geçmişte Almanya’nın geçici üyelik adaylıklarında her zaman favori gösterildiğini ve rahatlıkla seçildiğini hatırlatan Parsi, Berlin’in bu kez sadece kaybetmediğini, rakipleri tarafından adeta saf dışı bırakıldığını aktardı.

Parsi, uluslararası toplumun ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin (Küresel Güney) Almanya’ya olan inancını kökten kaybettiğini belirterek şunları söyledi:

"Bu yenilginin temelinde, Alman hükümetinin uluslararası hukuku adeta terk etmiş olması gerçeği yatıyor. Hukuku uygularken takınılan keyfi ve seçici tutum, İsrail’in Gazze’deki eylemlerine verilen koşulsuz destekle birleşince, diğer devletlerin Berlin’e olan güvenini derinden sarstı."

Berlin kanadının bu mağlubiyeti hafifletmek adına, "Ukrayna’ya verilen destek nedeniyle bu sonucun doğduğu" yönündeki savunmalarına da değinen Dr. Parsi, Portekiz ve Avusturya’nın da Kiev’in en büyük destekçileri arasında yer aldığı düşünüldüğünde bu argümanın hiçbir gerçekçi temeli bulunmadığının altını çizdi.

"Alman Dış Politikası İçin Emsalsiz Bir Aşağılanma"

Almanya’da bağımsız gazetecilik faaliyetlerini sürdüren James Jackson ise BMGK koltuğunun kaybedilmesini, Başbakan Friedrich Merz ve Dışişleri Bakanı Johann Wadephul liderliğindeki hükümet için "emsalsiz bir dış politika başarısızlığı ve aşağılanma" olarak tanımladı. Berlin'in bu koltuk için çok yoğun bir diplomasi trafiği ve kampanya yürüttüğünü belirten Jackson, çöküşün itirafının bizzat Alman diplomasisinin zirvesinden geldiğini, Dışişleri Bakanı'nın bile bu katı tutumun oy kaybına yol açtığını kabul etmek zorunda kaldığını hatırlattı.

Almanya’nın sergilediği yaklaşımın uluslararası arenada çok net bir "ikiyüzlülük" testi olarak okunduğunu ifade eden Jackson, durumu şu sözlerle özetledi:

"Küresel Güney ülkeleri, Rusya’ya yönelik en ağır yaptırımların öncülüğünü yaparken, benzer ihlalleri gerçekleştiren İsrail’i Avrupa Birliği’ndeki yaptırımlardan korumak için gövdesini siper eden bir Almanya gördü. Dünya artık bu çifte standardı yutmuyor ve Berlin’in 'tarihsel sorumluluk' arkasına sığınan savunma mekanizmalarına prim vermiyor."

Toplum ile Hükümet Arasındaki Büyük Zıtlık

Analistler, Alman hükümetinin dış politikadaki bu radikal vizyon kaybının, kendi iç kamuoyuyla da taban tabana zıt olduğunu ortaya koyuyor. Yapılan kamuoyu araştırmaları, Alman toplumunun ezici bir çoğunluğunun Gazze’deki askeri operasyonlara ve sivil katliamlarına çok sert şekilde karşı çıktığını gösteriyor. Hükümet ve ana akım medya İsrail'e kalkan olmaya çalışırken, sokaktaki Alman vatandaşının bu duruma olan tepkisi, Berlin'in hem içeride hem dışarıda bir meşruiyet krizi yaşadığını doğruluyor.

Almanya'nın, radikal yerleşimci hareketlerin öncüsü konumundaki İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich gibi isimlere yönelik AB yaptırımlarını bile kapalı kapılar ardında engellediğine dair raporlar, ülkenin diplomatik imajına vurulan son darbe oldu. Uzmanlar, Berlin'in prestijini yeniden kazanmasının tek yolunun, tarihsel yükümlülükler ile evrensel insan hakları arasındaki dengeyi yeniden kurması ve Washington’ın izinden gitmeyi bırakması olduğunu belirtiyor; ancak mevcut siyasi iradenin yakın vadede bu hatadan döneceğine dair umutlar oldukça zayıf görünüyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız