Avrupa Birliği’nin (AB) temel danışma organlarından biri olan Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi (AESK), arka arkaya ortaya çıkan usulsüzlük iddiaları ve personelin hedef alındığı güvenlik incelemeleri nedeniyle çalkantılı bir süreçten geçiyor. Kurum bünyesindeki bir grup çalışan, yönetimi usulsüzlük iddialarını ağırdan almakla ve kurum içi ihbarcıları ortaya çıkarmaya çalışmakla suçluyor.
Anonim Mektupla Başlayan Usulsüzlük İddiaları
Krizin fitili, geçtiğimiz mart ayında kurum içinde elden ele dolaşan anonim bir mektupla ateşlendi. Söz konusu mektupta, AESK Genel Sekreteri Isabelle Le Galo Flores’in yetkilerini kötüye kullandığı, yakın çevresine haksız avantaj sağlayacak şekilde sözleşmeler tanzim ettiği iddia edildi. Gelişmeler üzerine komite yönetimi konuyu Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisine (OLAF) taşımak zorunda kaldı.
Ancak gerilim bununla sınırlı kalmadı. Haziran ayında personele bir açıklama yapan AESK Başkanı Seamus Boland, çalışanların ev adreslerine kadar ulaşan ve ciddi tehditler içeren yeni mektupların tespit edildiğini bildirdi. Boland, personelin can güvenliğine ilişkin endişeler sebebiyle kaynağın belirlenmesi için güvenlik birimlerinin devreye sokulduğunu savundu.
"Tehdit Bahane, Amaç İhbarcıları Avlamak"
Geçtiğimiz günlerde komite üyelerine ulaştırılan bir başka imzasız bildiri ise yönetimin "güvenlik" gerekçesini sert bir dille yalanladı. Kendilerini insan kaynakları, finans ve bilgi teknolojileri birimlerinde görevli personel olarak tanımlayan grup; kimsenin ev adresine tehdit mektubu gönderilmediğini, yönetimin olayı çarpıttığını ileri sürdü.
Çalışanların en vahim iddiası ise ihbarcıları tespit etmeye yönelik yürütülen adli/dijital takip oldu. Grup, yönetimin 1 Şubat 2026 tarihinden itibaren OLAF'ın resmi internet sitesini ziyaret eden kurum personelinin tespit edilmesi yönünde talimat verdiğini iddia etti.
Komite Yönetimi İddiaları Reddetti
Tartışmaların odağındaki komite sözcülüğü ise dijital takip iddialarını kesin dille yalanladı. Personelin e-posta veya internet trafiğinin izlenmediğini kaydeden sözcü, mektupların şahsi güvenlik tehdidi oluşturduğunu yineledi. Alınan hukuki görüşler doğrultusunda yalnızca fiziki posta dağıtım süreçlerini kapsayan sınırlı bir güvenlik incelemesi yapıldığını duyurdu.
Öte yandan, AB Ombudsmanı iddialara ilişkin resmi bir inceleme başlatmadı. Ombudsmanlık, başvuruların kurumun resmi ihbar kanalları yerine anonim yöntemlerle yapılmasını bu karara gerekçe gösterdi. İşveren, sendika ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren AESK'teki bu krizin önümüzdeki günlerde nasıl bir boyut kazanacağı merak konusu.