Business Ekonomi Trend 'Türkiye’yi Üst Liglere Taşıyacağız': Cevdet Yılmaz’dan Ekonomi ve Finans Dünyasına Net Mesajlar!

'Türkiye’yi Üst Liglere Taşıyacağız': Cevdet Yılmaz’dan Ekonomi ve Finans Dünyasına Net Mesajlar!

Küresel ekonomideki daralmaya ve bölgesel çatışmalara rağmen Türkiye'nin güvenli bir liman olarak öne çıktığını vurgulayan Cevdet Yılmaz, 30 milyar dolarlık HIT-30 programı ve güçlü bankacılık yapısıyla sürdürülebilir büyümenin devam edeceğini açıkladı.

'Türkiye’yi Üst Liglere Taşıyacağız': Cevdet Yılmaz’dan Ekonomi ve Finans Dünyasına Net Mesajlar!

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi'nin ortaklaşa düzenlediği "Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans Programı", İstanbul Finans Merkezi’nde (İFM) gerçekleştirildi. Programın baş konuğu olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, burada yaptığı önemli açıklamalarda Türkiye'nin yeni dönem ekonomi vizyonuna ve küresel finans arenasındaki stratejik hedeflerine ışık tuttu. Ekonomideki temel önceliğin makro finansal istikrarı kalıcı hale getirmek ve enflasyonu tek haneli seviyelere düşürmek olduğunu ifade eden Yılmaz, bu süreçte istihdam odaklı ve dengeli bir büyüme modelinden taviz verilmeyeceğini vurguladı.

Son 23 yılda sanayi altyapısının modernizasyonu ve ihracat portföyünün çeşitlendirilmesi noktasında ciddi bir kalkınma ivmesi yakalandığına dikkat çeken Yılmaz, 2023 yılının ikinci yarısından itibaren uygulamaya konulan kararlı ekonomi politikalarının meyvelerini vermeye başladığını ve finansal dengesizliklerin önemli ölçüde giderildiğini belirtti.

Jeopolitik Risklerin Ortasında Bir "Güvenli Liman"

Küresel ölçekte yaşanan enerji krizleri, tedarik zinciri aksamaları ve Orta Doğu merkezli bölgesel gerilimlerin dünya ekonomisi üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı, uluslararası sermayenin böyle dönemlerde her şeyden önce güven ve öngörülebilirlik aradığını söyledi. Türkiye’nin coğrafi olarak riskli bir coğrafyanın tam ortasında yer almasına rağmen, uygulanan dirayetli dış politika ve güçlü savunma sanayisi sayesinde tam bir istikrar adası olarak konumlandığını ifade etti.

Türkiye'nin Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişimindeki lojistik avantajları ve dinamik genç nüfusuyla yabancı yatırımcılar için bir çekim merkezi olmaya devam ettiğini belirten Yılmaz, küresel doğrudan yatırımların daraldığı bir dönemde Türkiye'nin yatırımlarını artırmayı başaran ender ülkeler arasında yer aldığının altını çizdi. Verilere göre, son 23 yıllık süreçte ülkeye giriş yapan doğrudan yabancı sermaye tutarı 290 milyar doları aşarken, yıllıklandırılmış bazda sermaye girişi 12,6 milyar dolar seviyesinde seyrediyor.

HIT-30 ve İmalatçıya Vergi İndirimiyle Üretime Tam Destek

Yatırım ortamını daha cazip hale getirmek amacıyla Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) aracılığıyla bürokratik engelleri tek tek kaldırdıklarını müjdeleyen Yılmaz, ekonomi gündemine damga vuracak yeni teşvik mekanizmalarının detaylarını paylaştı. Özellikle cari açığı kalıcı olarak azaltmayı hedefleyen ve yüksek teknoloji odaklı projelere can suyu olacak HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı'nın yaklaşık 30 milyar dolarlık bir perspektifle hayata geçirildiğini duyurdu.

Üretim ekonomisini desteklemek adına Meclis Genel Kurulu'ndan geçen yeni kanuni düzenlemeye de değinen Yılmaz, imalatçılar, sanayiciler ve tarımsal üretim yapan aktörler için kurumlar vergisinin yüzde 12,5 seviyesine çekildiğini açıkladı. Bu stratejik adımın, hem yerli üreticiye nefes aldıracağı hem de küresel şirketlerin Türkiye’yi bir üretim üssü olarak seçmelerinde güçlü bir motivasyon kaynağı olacağı öngörülüyor.

Bankacılık Sektörü ve Sermaye Piyasalarında Rekor Tablo

Türkiye'nin finansal mimarisinin oldukça sağlıklı ve dayanıklı bir zeminde yükseldiğini ifade eden Yılmaz, bankacılık sektörüne ait güncel verileri paylaştı. 2026 yılı Mart ayı itibarıyla sektörün sermaye yeterlilik oranının yüzde 16,5 seviyesine ulaştığına dikkat çeken Yılmaz, bu oranın yasal asgari sınır olan yüzde 8'in iki katından fazla olduğunu belirtti. Bankaların tahsili gecikmiş alacak oranının ise yüzde 2,6 gibi son derece düşük ve yönetilebilir bir seviyede kaldığı vurgulandı.

Finansal sistemin sadece bankacılıkla sınırlı kalmadığını, sermaye piyasalarının da hızla tabana yayıldığını ifade eden Yılmaz, Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre bakiyeli yatırımcı sayısının 10,6 milyona, pay senedi yatırımcı sayısının ise 6,6 milyonun üzerine çıktığını açıkladı. Ayrıca geleneksel finansın yanı sıra katılım bankacılığının aktif büyüklüğünün 4,7 trilyon lirayı aşarak sektörden yüzde 9,5 pay aldığını, ekosistemde aktif olarak faaliyet gösteren fintek şirketi sayısının ise 863'e ulaştığını sözlerine ekledi.

İstanbul Finans Merkezi İçin 2047 Vizyonu

İstanbul Finans Merkezi’ni (İFM) küresel finans dünyasının en önemli merkezlerinden biri haline getirmekte kararlı olduklarını belirten Cevdet Yılmaz, buradaki küresel rekabet gücünü artıracak tarihi bir teşvik uzatmasını da paylaştı. İFM çatısı altında transit ticaret ve hizmet ihracatı yapan şirketlere sağlanan kurumlar vergisi matrah indirimi, finansal faaliyet harcı muafiyeti, BSMV, damga vergisi istisnaları ile nitelikli uluslararası personellere yönelik gelir vergisi avantajlarının 2047 yılına kadar uzatılacağını açıkladı.

Bu hamleyle birlikte İFM’nin özellikle uluslararası katılım finans ve fintek yatırımları için küresel bir üs haline getirilmesi hedefleniyor. Türkiye'nin ekonomi ve finans vizyonunu tüm dünyaya anlatmaya devam edeceklerini belirten Yılmaz, bu yıl sonunda Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan COP31 zirvesine tüm reel ve finans sektörü temsilcilerini davet ederek konuşmasını noktaladı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız