Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ülkenin suç profiline ve vatandaşın güvenlik algısına ışık tutacak nitelikteki "Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması" sonuçlarını ilk kez kamuoyuyla paylaştı. 2025 yılı son çeyreğinde, ülke genelinde titizlikle yürütülen saha çalışması, toplumun suçtan korunmak için hangi yöntemlere başvurduğunu ve en çok hangi suç türlerinden mağduriyet yaşadığını çarpıcı verilerle ortaya koydu.
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, hane halkının suç riskine karşı geliştirdiği ilk savunma mekanizması oldu. Türkiye’de evlerin güvenliğini sağlamak amacıyla en çok başvurulan yöntem yüzde 70,7’lik ezici bir oranla zırhlı veya çelik kapı kullanımı olarak kayıtlara geçti. Fiziksel güvenliğin ikinci basamağında ise yüzde 35,5 ile güvenlik kameraları yer alırken, pencerelere panjur ya da korkuluk yaptırma oranı yüzde 28 oldu. Dijitalleşen dünyada hırsız alarmı (yüzde 4,7), geleneksel yöntemlerden bekçi köpeği (yüzde 4,8) ve kişisel savunma aracı olarak görülen biber gazı/elektro şok (yüzde 5,5) ise en az tercih edilen önlemler arasında kaldı.
Şehirli Kamerayla, Köylü Silahla Korunuyor
Araştırma, yerleşim yerlerinin yapısına göre güvenlik reflekslerinin nasıl şekillendiğini de net bir biçimde ayrıştırıyor. Büyükşehirlerin ve yoğun kent nüfusunun getirdiği güvenlik endişeleri, teknolojik ve profesyonel çözümleri beraberinde getiriyor. Yoğun kentlerde zırhlı çelik kapı, güvenlik kamerası, yüksek duvarlar, özel kilit sistemleri, alarm ve özel güvenlik görevlisi istihdamı gibi önlemler diğer yerleşim yerlerine kıyasla zirvede yer alıyor.
Buna karşılık, kırsal bölgelerde suçtan korunma içgüdüsü daha geleneksel ve bireysel araçlara yöneliyor. Ateşli silah bulundurma ve bekçi köpeği edinme oranları kırda belirgin bir şekilde yüksek çıkarken; orta yoğunluktaki kentlerde ise pencerelere panjur ve demir korkuluk takılması trendi öne çıkıyor.
Siber Suçlar ve Dolandırıcılık İlk Sıralarda
Kişisel mağduriyet türleri incelendiğinde, suçun dijitalleşen yüzü ve toplumsal ilişkilerdeki dezenformasyon rakamlara yansımış durumda. 15 yaş ve üzeri nüfusun son bir yıl içindeki deneyimlerine bakıldığında, en yaygın mağduriyet türünün yüzde 4,6 ile cinsel olmayan taciz olduğu görülüyor. Bunu yüzde 3,5 ile bilişim suçları ve yüzde 2,8 ile tüketici dolandırıcılığı takip ediyor. Fiziksel takibi veya doğrudan gaspı içeren yağma (yüzde 0,1), araç hırsızlığı (yüzde 0,2) ve araç içi hırsızlık (yüzde 0,6) ise yaygınlık hızı en düşük suçlar olarak listede yer alıyor.
Rüşvet ve Taciz Gizli Kalıyor, Araç Hırsızlığı Hemen Bildiriliyor
Vatandaşların uğradıkları suçları resmi makamlara bildirme eğilimleri, suçun türüne göre dramatik farklılıklar gösteriyor. Maddi değeri yüksek ve sigorta süreçlerini doğrudan etkileyen araç hırsızlığı, yüzde 81,3’lük oranla adli mercilere en fazla taşınan olay oldu. Motosiklet hırsızlığı (yüzde 68,4) ile saldırı ve yaralanma vakaları (yüzde 53,3) da şikayet oranı yüksek kategoride yer aldı.
Ancak toplumsal baskı, hukuki süreçlerin uzunluğu veya ispat güçlüğü gibi nedenlerle bazı suçlar neredeyse tamamen karanlıkta kalıyor. Yaşanan rüşvet olaylarının sadece yüzde 5,1’i yetkililere bildirilirken, cinsel tacizde bu oran yüzde 11, cinsel olmayan tacizde ise yüzde 14,7 seviyesinde kaldı.
Hırsızın Gözü Cep Telefonu ve Mücevherde
Araştırma, suçun ekonomik boyutunu ve çalınan nesnelerin niteliğini de gözler önüne seriyor. 2025 yılı verilerine göre, yaşanan mağduriyetlerde çalınan eşya veya oluşan maddi zararın boyutu ağırlıklı olarak "24 bin 999 lira ve altında" yoğunlaştı. Evden hırsızlık ve tüketici dolandırıcılığı gibi doğrudan hedef odaklı suçlarda ise "100 bin lira ve üzeri" kayıplar ikinci sırada yer alarak ciddi bir ekonomik tahribata işaret etti.
Evden hırsızlık olaylarının yüzde 16,6’sında herhangi bir eşya çalınamadan eylemin teşebbüste kaldığı anlaşılırken, girilen evlerden en çok yüzde 15,5 ile elektronik/elektrikli eşyalar ve yüzde 14,9 ile mücevher, altın ve saat gibi nakde çevrilebilir değerli eşyalar çalındı. Diğer hırsızlık türlerinde ise suçluların odağında yüzde 19,4 ile cüzdan, çanta ve belgeler, yüzde 15,2 ile cep telefonları yer aldı.
Bu Veriler Nasıl Toplandı?
TÜİK’in ilk kez hayata geçirdiği Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması, bireylerin sadece maruz kaldığı suçları değil, aynı zamanda sokaktaki ve evdeki güvenlik algılarını ölçmeyi hedefliyor. 6 Ekim - 19 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen saha çalışmasında, Türkiye genelinde rastgele seçilen ve içinde 15 yaş üzeri fert barındıran 21 bin 500 hane ziyaret edildi. Bilgisayar destekli yüz yüze görüşme yöntemiyle (CAPI) gerçekleştirilen anketlerde, her haneden tesadüfi olarak belirlenen bir kişiyle derinlemesine mülakat yapıldı ve toplamda 18 bin 378 kişinin verisi analiz edilerek bu kapsamlı rapor hazırlandı.