Türkiye, yaş meyve ve sebze sektörünün amiral gemisi olan turunçgil ihracatında 2026 yılına damga vuran bir performans sergiledi. Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) tarafından açıklanan son veriler, Türk narenciyesinin küresel pazardaki payını ve talebini gözler önüne serdi. Yılın ilk 6 aylık döneminde toplam 807 bin 114 ton turunçgil ihraç eden Türkiye, ülke ekonomisine 911 milyon 35 bin dolarlık rekor bir döviz girdisi sağladı.
Geçtiğimiz yılın aynı döneminde elde edilen 518 milyon 768 bin dolarlık gelirle kıyaslandığında yaşanan bu muazzam artış, sektörün küresel ölçekteki rekabet gücünü bir kez daha kanıtladı.
İhracatın Lideri Mandalina, Irak Sektörün Sürükleyicisi Oldu
Dış satım rakamları ürün bazında incelendiğinde, uluslararası pazarların vazgeçilmezi yine mandalina oldu. Türkiye'nin mandalina ihracatı 532 milyon 309 bin dolarla listenin ilk sırasında yer alırken; limondan 213 milyon 383 bin dolar, portakaldan 110 milyon 430 bin dolar ve greyfurttan 54 milyon 659 bin dolarlık gelir sağlandı.
Ülke bazlı haritada ise Ortadoğu ve Doğu Avrupa pazarlarındaki hakimiyet dikkat çekti. Irak, 357 milyon 289 bin dolarlık alımla Türk turunçgilinin en büyük müşterisi konumuna yerleşti. Irak’ı sırasıyla 235 milyon 615 bin dolarla Rusya, 47 milyon 288 bin dolarla Ukrayna, 41 milyon 203 bin dolarla Polonya ve 36 milyon 265 bin dolarla Romanya takip etti.
Sektörde Kalite Çıtası Yükseliyor: Yeni Sezondan Beklenti Yüksek
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ulusal Turunçgil Konseyi Başkan Vekili Kemal Kaçmaz, narenciyenin Türkiye’nin tarımsal ihracat stratejisindeki kritik rolüne vurgu yaptı. Kaliteli üretim, modern ambalajlama ve dünya standartlarındaki sunumun Türk ürünlerine olan talebi artırdığını belirten Kaçmaz, pazarlarda yakalanan bu ivmenin tesadüf olmadığını söyledi.
Eylül ve ekim aylarında başlayacak olan yeni rekolte dönemine ilişkin de iyimser mesajlar veren Kaçmaz, şu ifadeleri kullandı:
"Ağaçlarımızdaki çiçeklenme durumu oldukça sevindirici. Yaz dönemini olumsuz hava koşulları olmadan atlatırsak, bu yıl da yüksek bir rekolte ve bolluk bekliyoruz. Özellikle üretimde yaygınlaşan biyolojik mücadele gibi çevreci teknikler, ihraç ettiğimiz ürünlerin kalitesini doğrudan artırıyor. Türk narenciye sektörü, dünya pazarlarındaki güçlü konumunu koruyarak çıtayı daha da yukarı taşıyacaktır."