Deniz Turizminde 'Ana Liman' Dönemi
Türkiye, kruvaziyer turizmindeki yükselişini rekor tazeleyen verilerle taçlandırmaya devam ediyor. Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan son istatistikler, denizlerin lüks devlerinin rotasını kalıcı olarak Türkiye'ye çevirdiğini ortaya koydu. Bu yılın ilk 5 aylık döneminde limanlara uğrayan gemi sayısı yüzde 2,2 artışla 324’e yükselirken, ağırlanan yolcu sayısı da 455 bin 580'e ulaştı. Sadece mayıs ayında yaşanan yüzde 14,2’lik gemi artışı ise sektördeki ivmenin en somut göstergesi oldu.
Kuşadası’nın ardından en çok gemiye ev sahipliği yapan İstanbul, sunduğu küresel standartlarla artık sadece uğranıp geçilen bir "transit durak" olmaktan çıktı. Şehir, dünya genelindeki büyük kruvaziyer şirketlerinin seyahatlerini başlattığı ve bitirdiği stratejik bir "ana liman" (homeport) kimliği kazandı.
Lüksün Devleri İstanbul Merkezli Operasyonlarını %50 Artırdı
İstanbul'un deniz turizmindeki bu stratejik dönüşümü, küresel devlerin radarına girmesini sağladı. MSC Cruises, Costa Crociere ve AROYA Cruises gibi sektörün küresel aktörleri, İstanbul merkezli seferlerini son iki yılda yüzde 50 oranında artırdı. Amerikan kruvaziyer markalarının da seyahat rotalarının başlangıç ya da varış noktası olarak İstanbul'u tercih etmesi, kentin Doğu Akdeniz’deki liderliğini tescilledi.
Bir kentin ana liman olarak seçilmesinde; gelişmiş altyapı, güçlü havayolu bağlantıları, hızlı gümrük süreçleri ve yüksek güvenlik standartları belirleyici oluyor. İstanbul, dünya çapındaki bu kriterlerin tamamını tek bir potada eriterek rakiplerinin bir adım önüne geçmeyi başarıyor.
Havalimanı ve Liman Entegrasyonu Başarıyı Getirdi
İstanbul'un küresel bir kruvaziyer üssü haline gelmesinde en büyük paylardan biri de kusursuz lojistik entegrasyona ait. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sunorama Cruises Genel Müdür Yardımcısı Selami Pirçek, İstanbul Havalimanı ve Türk Hava Yolları'nın sunduğu devasa uçuş ağının kruvaziyer firmaları için vazgeçilmez bir konfor olduğunu belirtti.
İstanbul’un coğrafi avantajının modern terminal altyapısıyla desteklendiğini aktaran Pirçek, "Galataport İstanbul'un yüksek operasyonel kabiliyeti, hızlı check-in ve check-out süreçleri yolcu memnuniyetini zirveye taşıyor. Dünyanın dört bir yanından uçakla gelen bir turist, hiç vakit kaybetmeden lüks gemisine binebiliyor. Bu konfor, uluslararası şirketlerin İstanbul yatırımlarını her geçen gün artırıyor" ifadelerini kullandı.
"Homeport" Turisti Şehre 7 Kat Daha Fazla Döviz Bırakıyor
Kruvaziyer turizminde ana liman olmanın ekonomik çıktısı, sıradan bir liman ziyaretinin çok daha ötesinde bir katma değer üretiyor. Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, seyahatine İstanbul'dan başlayan bir turistin harcama eğiliminin çok yüksek olduğuna dikkat çekti.
Gelecek dönemde İstanbul merkezli yolcu sayısında yüzde 20’lik bir artış öngördüklerini belirten Yazıcı, ana liman ekonomisini şu sözlerle özetledi: "Transit bir yolcu şehre sınırlı bir katkı sağlarken, İstanbul'u başlangıç noktası olarak kullanan 'homeport' yolcusunun kişi başı harcaması 1500 ile 2000 dolar seviyelerine ulaşıyor. Bu da transit turiste oranla yaklaşık 7 katlık bir ekonomik kazanç anlamına geliyor. Bu yolcular gemiye binmeden önce ya da seyahat sonrasında kentteki otellerde konaklıyor, havayollarını kullanıyor, lüks restoranlarda vakit geçirip alışveriş yapıyorlar. Üstelik İstanbul programlarında genellikle gemide gecelenmesi tercih ediliyor; bu da kent ekonomisinin her sektörüne doğrudan can suyu oluyor."
Sektör temsilcileri, kruvaziyer şirketlerinin sefer planlamalarını 2-3 yıl öncesinden yaptığını hatırlatarak, mevcut rezervasyonlar doğrultusunda İstanbul’un önümüzdeki yıllarda küresel deniz turizminden aldığı payı katlayarak artıracağını öngörüyor.