Küresel ekonomi, 2026 yılının ilk yarısını jeopolitik krizlerin ve enflasyon endişelerinin gölgesinde tamamladı. Yılın başında azalan enflasyonist baskılar ve merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne başlayacağı beklentisiyle görece sakin bir seyir izleyen küresel tahvil piyasaları, Orta Doğu’daki sıcak çatışmalarla altüst oldu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hamleleri ve ardından Tahran'ın misillemeleriyle bölgesel bir savaşa dönüşen kriz, piyasalarda sert dalgalanmaları tetikledi.
Özellikle küresel enerji ticaretinin kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı’nda yaşanan lojistik aksamalar, tırmanan sigorta maliyetleri ve arz kaygıları petrol fiyatlarını yukarı taşıdı. Bu durum, enflasyonun yeniden kontrolden çıkabileceği endişesini doğururken, finans dünyasında "gevşeme" beklentilerinin yerini daha sert ve kararlı adımların atılacağı "şahin" politikalara bırakmasına neden oldu.
Fed’in Rotası Tersine Döndü
Savaş patlak vermeden önce para piyasalarında ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl içinde iki kez faiz indirimine gideceği fiyatlanıyordu. Ancak jeopolitik risklerin tetiklediği belirsizlikler, tüm tahminleri altüst etti. Gelinen noktada piyasa aktörleri, Fed'in yıl sonuna kadar faiz indirimine gitmesini bir kenara bırakarak, masaya yeni bir faiz artışı getirmesine kesin gözüyle bakmaya başladı.
Bu beklenti paralelinde ABD’nin 5 ve 10 yıllık tahvil faizlerinde yukarı yönlü sert hareketler kaydedildi. ABD 5 yıllık tahvil faizi yaklaşık 50 baz puanlık bir sıçramayla yüzde 4,23'e tırmanırken, 10 yıllık tahvil faizi de 30 baz puan artarak yüzde 4,47 seviyesine ulaştı. Yaşanan bu yükseliş trendinde 5 yıllık tahvil faizleri yüzde 4,35 ile Şubat 2025’ten, 10 yıllıklar ise yüzde 4,69 ile Ocak 2025'ten bu yana en yüksek seviyelerini test etmiş oldu.
Avrupa Merkez Bankası’ndan Enflasyon Bombasına Karşı Tarihi Hamle
Orta Doğu’daki kriz dalgası Avrupa kıtasında kendisini enerji arzı güvenliği endişeleriyle gösterdi. Artan enerji maliyetlerinin enflasyon görünümünü bozması üzerine Avrupa Merkez Bankası (ECB), uzun süren sessizliğini bozarak agresif bir duruş sergiledi.
En son Haziran 2025'te 25 baz puanlık bir indirime giden ve o dönemden bu yana gerçekleştirdiği 11 toplantıda faiz oranlarına dokunmayan ECB, son toplantısında radikal bir kararla faizleri 25 baz puan artırdı. Böylece ECB, Eylül 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırımı yapmış oldu ve petrol şokuna karşı büyük merkez bankaları arasında aksiyon alan ilk kurum olarak tarihe geçti.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Portekiz'deki Sintra Forumu'nda yaptığı açıklamada küresel risklerin dengelenmeye başladığına dikkat çekerek, "Bir stagflasyon (durgunluk içinde enflasyon) ortamında değiliz ve enflasyon cininin şişeden dışarı çıkmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz," diyerek kararlılık mesajı verdi. Ancak veriler Avro Bölgesi'nde yıllık enflasyonun yüzde 2’den yüzde 2,8’e yükseldiğini gösteriyor. Bu süreçte İngiltere’nin 10 yıllık tahvil faizi de 32 baz puan artışla yüzde 4,80’e ulaşarak Temmuz 2008’den bu yana en yüksek zirvesini gördü.
Asya’da Farklı Senaryolar
Küresel satış baskısı Asya piyasalarında da derinden hissedildi. Japon yeninin ABD doları karşısında 161,9 seviyesine kadar gerileyerek son 40 yılın en düşük seviyesini görmesi, ülkede ithal maliyetleri üzerinden enflasyon riskini patlattı. Bu durum Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizini yüzde 2,85 ile 1997 yılından bu yana görülen en yüksek seviyeye taşıdı. Öte yandan maliyet kanalıyla teknik olarak deflasyonist (fiyatlar genel düzeyinin sürekli düştüğü) bölgeden çıkmayı başaran Çin’de ise tam tersi bir seyirle alıcılı bir grafik çizildi; ülkenin 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 1,84'ten yüzde 1,73'e geriledi.
İkinci Yarıda Gözler Petrol Fiyatlarında Olacak
Piyasalardaki bu hareketliliği değerlendiren KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, küresel tahvil faizlerindeki yükselişin arkasında enerji maliyetlerindeki kalıcı artışın yattığını belirtti. Enerji fiyatları ile tahvil faizleri arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu vurgulayan Waterer, yılın ikinci yarısına dair beklentilerini şu sözlerle aktardı:
"Eğer petrol fiyatları mevcut seviyelerini korursa, küresel tahvil faizlerinde görece daha sakin ve istikrarlı bir bant hareketi görebiliriz. Ancak petrol fiyatlarında yeni bir yukarı yönlü sıçrama yaşanması, enflasyon endişelerini yeniden hortlatacaktır. Böyle bir senaryoda merkez bankaları çok daha sert şahin politikalara geçiş yapmak zorunda kalabilir ve bu da tahvil faizlerini yeni zirvelere taşıyabilir."