Körfez’de Mutabakat Rüzgarı
ABD ile İran arasında 15 haftadır devam eden askeri gerilimi sonlandırmayı amaçlayan mutabakat zaptı, küresel enerji piyasalarında kartların yeniden dağıtılmasına yol açtı. Haftalardır fiilen kapalı olan ve dünya petrol ticaretinin kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağı beklentisi, ham petrol fiyatlarında hızlı bir geri çekilmeyi beraberinde getirdi. Ancak enerji koridorlarında yankılanan asıl soru şu: Aylardır biriken devasa arz krizi ne kadar sürede telafi edilebilecek? Uzmanlara göre, sevkiyatların fiziksel olarak başlaması ve piyasanın eski ritmine kavuşması sanıldığı kadar kolay ve hızlı olmayacak.
Fiyatlarda Sert Fren
Washington ve Tahran hattından gelen uzlaşı sinyalleri, petrol piyasasındaki jeopolitik risk primini doğrudan aşağı çekti. Haftanın ilk işlem gününde Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5,6 değer kaybederek 82,40 dolara gerilerken, Batı Teksas türü (WTI) ham petrol yüzde 6,1’lik düşüşle 79,70 dolardan alıcı buldu. Bu seviyeler, savaşın başladığı mart başından bu yana kaydedilen en düşük rakamlar olarak kayda geçti. Hatırlanacağı üzere, şubat sonundaki saldırılardan önce 72 dolar seviyelerinde olan Brent petrol, nisan ayında müzakerelerin tıkanmasıyla 126 doları aşarak zirve yapmıştı. Mevcut düşüş piyasayı rahatlatsa da arzın toparlanma hızı fiyatların kalıcı yönünü tayin edecek.
Körfez’in 3 Aylık Faturası: Günlük 10 Milyon Varili Aşan Kayıp
Savaşın petrol arzı üzerindeki tahribatı, OPEC verileriyle çok daha net bir şekilde gün yüzüne çıkıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin bıçak gibi kesilmesi; Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, Irak, İran ve Bahreyn gibi dev üreticilerin üretim vanalarını kısmasına neden oldu. Şubatta günlük 23,7 milyon varil olan bölge üretimi, çatışmalar ve lojistik engeller sebebiyle mayıs ayında 13,5 milyon varile kadar geriledi. Katar’ın yaşadığı hacim kaybı da eklendiğinde, küresel piyasadan günlük ortalama 10,3 milyon varillik devasa bir kaynak çekilmiş oldu. Bu ölçekte bir açığın kapanması, küresel enerji dengelerinin yeniden kurulması anlamına geliyor.
Toparlanmada 'S-Eğrisi' Modeli: Tam Normalleşme 2027'yi Bulabilir
Norveç merkezli bağımsız enerji araştırma kuruluşu Rystad Energy tarafından yapılan analizler, Hürmüz Boğazı’nın temmuz ortasında açılacağını öngören baz senaryoda bile dönüşün "ani bir patlama" şeklinde değil, kademeli bir "S-eğrisi" izleyeceğini gösteriyor. Tankerlerin bölgeye yeniden konumlandırılması en az 2 ila 3 haftalık bir zaman dilimini yutacak. Bu nedenle temmuz ayında askıya alınan üretimin ancak yüzde 10-15'lik kısmının piyasaya dönebileceği hesaplanıyor. Ağustos ve eylül aylarında ivme kazansa bile, kayıpların yüzde 85'inin ekim ayına kadar geri kazanılması; Irak ve Kuveyt’teki eski sahaların yapısal kısıtları nedeniyle tam normalleşmenin ise ancak Ocak 2027’de gerçekleşmesi bekleniyor.
Mesele Sadece Boğaz’ın Açılması Değil: Güvenlik ve Sigorta Duvarı
Uzmanlar, diplomatik bir başarıya imza atılsa bile Hürmüz’den güvenli geçişlerin fiilen başlaması için aşılması gereken ticari bariyerler olduğuna dikkat çekiyor. İngiltere merkezli Crystol Energy Üst Yöneticisi Carole Nakhle, deniz trafiğinin ve sigorta teminatlarının yeniden tesis edilmesinin hayati olduğunu vurguluyor. Gemi sahipleri ve sigorta şirketlerinin bölgedeki mayın riskinin ve güvenlik tehdidinin gerçekten bittiğine ikna olması zaman alacak. Nakhle ayrıca, mali güç ve teknolojik altyapı avantajı sebebiyle Körfez ülkelerinin İran'a kıyasla üretimi çok daha hızlı artırabileceğini, yaptırım kıskacındaki İran’ın ise geride kalabileceğini belirtiyor.
Kritik Tarih 19 Haziran: 60 Günlük Zorlu Süreç Başlıyor
İsviçre merkezli veri sağlayıcısı Sparta Commodities’in Kıdemli Petrol Piyasası Analisti Neil Crosby ise 19 Haziran Cuma günü Cenevre’de atılması beklenen nihai imzaların ardından, teknik ve siyasi detayların tartışılacağı 60 günlük bir müzakere takviminin başlayacağını ifade ediyor. Piyasanın şu an için en iyimser senaryoyu satın aldığını belirten Crosby, Basra Körfezi’nde sıkışan gemilerin tahliyesi ve olası mayın temizleme faaliyetlerinin hafife alınmaması gerektiğinin altını çiziyor. Hürmüz’den tam kapasiteli akışın bir ay içinde yüzde 50’yi bulmasının başarı sayılacağını aktaran analist, tedarik zincirini pürüzsüz işletmenin önündeki lojistik engellerin küresel piyasaları bir süre daha meşgul edeceğini öngörüyor.