Temiz Kaynaklar İlk Kez Zirveye Yerleşti
Dünya genelinde sürdürülebilir enerjiye geçiş çabaları meyvelerini vermeye başladı. Enerji sektörünün nabzını tutan Londra merkezli Enerji Enstitüsü, prestijli düşünce kuruluşu Ember, küresel danışmanlık firmaları Kearney ve KPMG işbirliğiyle hazırlanan "Dünya Enerji İstatistikleri Raporu"nu kamuoyuyla paylaştı. Rapordan elde edilen çarpıcı sonuçlar, küresel enerji haritasının kökten değiştiğini ve temiz kaynakların artık sistemin ana omurgası haline geldiğini ortaya koyuyor.
Fosil Yakıtların Payı Tarihi Dip Seviyede
Rapora göre, küresel enerji ekosistemindeki hareketlilik tüm hızıyla sürüyor. Dünya genelindeki toplam enerji talebi, bir önceki yıla kıyasla yüzde 1,7 oranında bir genişleme kaydederek 600 eksajul seviyesine ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte küresel enerji tüketimi, üst üste ikinci yılında da tarihi bir rekor kırmış oldu. Enerji tüketimindeki bu devasa büyümeye rağmen, fosil yakıtların nihai enerji talebi içindeki payı yüzde 86,2'ye gerileyerek bugüne kadar kayıtlara geçen en düşük seviyesine indi. Ancak verimlilik tarafında işler planlandığı gibi gitmiyor; küresel ölçekte yüzde 4 olarak belirlenen enerji verimliliği hedefi, yüzde 2'lik kazanımda kalarak beklentilerin oldukça gerisinde kaldı.
Teknoloji ve Yapay Zeka Elektrik İhtiyacını Tetikliyor
Dünya genelindeki dönüşümün en dikkat çekici ayaklarından birini ise elektrik tüketimindeki agresif büyüme oluşturuyor. Küresel elektrik talebi, genel enerji talebinden çok daha dinamik bir grafik çizerek yıllık bazda yüzde 3 oranında yükseldi. Uzmanlar, bu keskin yükselişin arkasında dijitalleşme dalgası, yapay zeka entegrasyonları, devasa veri merkezlerinin (data center) artan enerji iştahı ve yollardaki elektrikli araç sayısının katlanarak çoğalması olduğunu vurguluyor. Küresel elektrik talebinin lokomotifi ise yüzde 5'lik büyüme oranıyla yine Çin oldu.
Temiz Enerjiden Yeni Rekor
Pandemi dönemi dışarıda bırakıldığında, temiz enerji kaynaklarının arz potansiyelinde tarihi bir dönüm noktasına ulaşıldı. Geçtiğimiz yıl küresel enerji talebindeki artışın yaklaşık yüzde 40'ı tek başına temiz kaynaklar tarafından karşılanarak bu alanda bir ilke imza atıldı. Daha da önemlisi, dünya genelinde artan elektrik ihtiyacının tamamı; rüzgar, güneş, hidroelektrik ve nükleer gibi düşük karbonlu sistemlerden tedarik edildi. Bu performans sayesinde temiz kaynaklar, elektrik üretiminde geleneksel olarak liderliği elinde bulunduran kömürü tahtından indirerek en büyük paya sahip oldu. Bu segmentte en yüksek sıçramayı ise yıllık bazda yüzde 18’lik üretim artışıyla rüzgar ve güneş enerjisi gerçekleştirdi.
ABD'de Rekor Artış, Asya'da Yavaşlama
Fosil yakıt kullanımının küresel çapta tamamen sonlandırılamamış olması, çevre üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor. Dünya genelindeki karbon emisyonları yüzde 1,1 oranında artış gösterirken, ülkelerin performansları arasındaki derin uçurum dikkat çekti. Yeşil dönüşüme yönelik yatırımlarını artıran Çin ve Hindistan’da emisyon artışları sırasıyla yüzde 0,3 ve yüzde 0,9 düzeyinde kalarak küresel ortalamanın altında seyretti. Buna karşın ABD, emisyon cephesinde yüzde 3,2'lik tarihi bir artış yaşayarak olumsuz anlamda ayrıştı. Kuzey Amerika'daki bu sert yükselişte, ülkedeki kömür santrallerinden elde edilen elektrik üretiminin yüzde 13 oranında büyümesi birincil etken olarak öne çıktı.